• 4 Adımda Hedefler Gerçek Olsun!

    Ocak ayında kendimize cicili bicili listeler hazırlayıp hedefler koymuştuk? (Yeni Yıldan Dilekler) Ne alemde o hedefler? Eğer “Her gün biraz daha ileri gidiyorum, üzerinde çalışmaktan vazgeçmedim.” diyorsanız sizi ayağa kalkıp alkışlamak istiyorum.  Yukardaki sorudan sonra durup “Ne hedefi yahu? Ben hatırlamıyorum ki, ne yazmıştım acaba…” diyorsanız gelin biraz konuşalım. 20’lik dişimi çektirdikten sonra 2-3 gün evde oturacak vaktim oldu. Kafamı, hedeflerimi, evimi biraz toplama kararı aldım. Önce bullet journal’ı açıp ocak ayında bu sene için ne hedefler koymuşum diye bir baktım. (Bullet Journal nedir? Benimkinde neler var?) Kendime haksızlık etmeyeceğim, başardığım hedefler var. Özellikle blog konusunda işler baya yolunda gitmiş. Peki ya HATIRLAMADIKLARIM? Yani demek istediğim, kendime koskoca bir yıl…

  • Zihnine Biraz Mola Ver

    “Kafamda kırk tilki dönüyor, kırkının da kuyruğu birbirine değmiyor!” Oldu di mi böyle zamanlarınız? Benim hep oluyor… Bir düşüncenin peşine takılmış giderken bir anda kendimi apayrı bir şey düşünürken bulmak, sayfalarca kitap okuduktan sonra aslında hiçbir şey anlamadığımı fark etmek, gece uyurken dahi beynimde seslerin dolaştığına şahit olmak ve akabinde gelen baş ağrıları benim için uzak şeyler değil. Ne düşündüğümü bile düşünmüşlüğüm vardır benim. Yine bir gün evde tek başıma otururken kafamı toplayamadığım, düşüncelerin içinde kaybolduğum, tilkilerin beynimde bir oraya bir buraya koşuşturduğu anlardan birindeyim, gözüme önümde duran kalem kağıt takıldı. Kağıt “allahın aşkına yaz sen de kurtul ben de kurtulayım” diye gözümün içine bakarken ben de ne yazacağım hakkında…

  • Sonbaharın Tadını Çıkarmak İçin 5 Öneri

    Selam! Nasılsınız? Ben çok iyiyim, özellikle birlikte başladığımız 21 Gün Minnet Egzersizi‘nden o kadar güzel geri dönüşler alıyorum ki keyfime diyecek yok… Ama hala gözüm üzerinizde! Gün atlanmadan bitecek. Yolculuğunuzu #kikile21gun etiketiyle paylaşmaya devam edin lütfen, sizin mutlu olduğunuzu görmek beni çok neşelendiriyor. Bu arada yaz bitti ne diyorsunuz bu duruma? Her ne kadar kışın doğan bir çocuk olarak fanatik bir yaz hayranı olsam da sonbahar hakkındaki düşüncelerimi biliyorsunuz. Geçen sene yazdığım Sana Hoşgeldin Diyeceğim Sonbahar yazımda sonbahar benim için yenilenme vaktidir demiştim. Ben yine çok ama çok heyecanlıyım, içim kıpır kıpır. Baktım içi en az benim kadar kıpır kıpır olan biri daha var, tuttum kolundan size getirdim. Koşun blogda misafirimiz…

  • Örnektir Satılmaz: Benim Hayatımın Kuralları

    Gel arkadaş gel mutlu hayatın yolları burada denemeyen bin pişman! Kural 1: Kural mural yok. Dağılalım. — Baştan alayım… İyi yaşamak, çiçek gibi bir kafaya sahip olmak, mutluluğu yakalamak… O egzersiz, bu öğreti, şu çalışma… Zamanında öğretilerin, çalışmaların, tavsiyelerin arasında kaybolmuş biri konuşuyor; o kadar çok dağılmaya gerek yok. Hangisi doğru diye kara kara düşünmeye gerek yok. “Nasıl yaşarsam mutlu olurum” diye sorarak başkalarının kurallarıyla da yaşamayı denedim. Ama kendi kurallarımla oynadığımda hep kazandım. Araştırmamaktan bahsetmiyorum. Araştıracağız. Denememekten de bahsetmiyorum. Deneyeceğiz. Ama hepsine balıklama atlayarak kendi doğrumuz kabul edip öyle yaşamak… İşte bunu yapmayacağız. En azından ben artık yapmıyorum. Yine bir gün her şey kötü gidiyor… Yahu nasıl olacak bu…

  • Şubat Favorileri | Şirince, Kozmetik, Dizi, Müzik…

    Yeni yıl geldi geliyor derken ikinci ayı bitirdik bile. Ya bu sene aylar baya hızlı geçiyor ya da ben çok yavaşım. Şubat benim doğduğum ay olduğu için diğer 11 tanesinden daha değerli benim için. Fakat bu kez şubat ayının hiç güzel geçmediğini, insanları perişan ettiğini duydum. Umarım sizin için güzel geçmiştir. Şirince Pek 14 şubat insanı değilimdir ama bahane hazırken güzel vakit geçirmemek olmaz. Biz de bu sevgililer gününde Şirince’ye gittik. Aslında kaldığımız otel Şirince’de değil Selçuk’taydı. Harika manzarası olan bir oteldi. O kadar samimi, o kadar güzeldi ki Şirince yolunu tutarken bile zor ayrıldım. Şirince köyüne gelince… Gidenler bilir, orada huzurla dolmamak çok güç. İlginç bir havası var buranın.…

  • Ocak Favorileri | Mekan, Meditasyon, Film, Müzik

    Ocağın bu kadar çabuk bittiğine inanamıyorum. Ocak ayını bir kelimeyle tarif edecek olsam herhalde “organize” olurdu. Şu bullet journal sağ olsun bana kendimi çok iyi takip ettirdi… Her gün yapacağım işleri yazıp yaptıkça üstünü çizmek bile iyi geldi. Bazen kafam o kadar dalgın oluyor ki yatak odasından mutfağa giderken ne almaya gittiğimi unutuyorum. Haliyle bullet journal bu ay gün içindeki işleri bana unutturmadı. Bunun yanında içtiğim sudan o gün yoga yapıp yapmadığıma, gün içindeki modumdan, cilt bakım rutinine kadar her şeyi takip edebildim. Bu yüzden benim için kontrollü bir aydı. Bullet journal ile neler yapmışım başka bir yazıda anlatacağım. Bu ayın en güzel olayı ise kundalini yogada 40 günü tamamlamış…

  • Eski Dostlara, Yol Arkadaşlarına…

    Özelilkle lise yıllarında aşk biz kızların en güzel, en süslü, en cafcaflı parçasıdır. Dünyanın sırf o var diye döndüğünü sandığımız, ayrılınca yerin ayaklarımızın altından kayıp gittiği bir anımız, bir de aşkımız(!) vardır genelde. Onlar gelir geçer dediler. Geldi geçti. Peki ya dostluk? Hayatımın en güzel dönemi üniversite dönemiydi. Kim olduğumu keşfettiğim, birey olmayı öğrendiğim, özgüvenimi en tepelere çıkaran, çılgınlar gibi eğlendiğim, dans ettiğim, birbirinden güzel arkadaşlar edindiğim harika yıllar geçirdim üniversitede. Mezun olalı çok olmadı, hala aklıma geldikçe inceden sızlatıyor. Üniversitede edindiğim o eğlenceli, çılgın, olgun arkadaşlıklar için minnettarım. Fakat en kıymetli dostlarımı daha öncesinden saklamışım. Bence eski dostlukları bu kadar özel yapan birkaç sihirli şey var. Zaman sizi çok…

  • Happy List

    Bugün uzun zamandır yapmak isteyip ertelediğim bir şeyi yapmış olmanın gururunu taşıyorum; happy list! Daha önce de bunu yapmıştım hatta burada da enerjimizi yükselten bir yöntem olarak paylaşmıştım. (tık) Ama sürekli bir şeyleri kaybetmeyi çok sevdiğim(!) için ne yazdığımı ve nereye yazdığımı unuttum. Ben de bu sefer bu listeyi burada yapmaya karar verdim. Happy list dediğimiz bildiğiniz mutluluk listesi aslında, tıpkı bucket list gibi kalıp olarak yayıldığı için böyle yapıştı kaldı. Yani özünde bizi mutlu eden soyut veya somut her şeyi küçüğüne büyüğüne bakmadan tek tek saymak. Bu listenin bence en önemli özelliği bize tuttuğu ayna. Birkaç listeyi incelediğimde ve kendi listeme baktığımda aslında ne kadar küçük şeylere mutlu olduğumuza…

  • Minimalizm Amacından Şaştı mı? Minimalizm Ne Değildir?

    Minimalizm. Minimalist olmak. Minimalistik. Ne çok duyduk bu kelimeleri son zamanlarda. Minimalizm akımına göre yaşamak bence en kısa tanımı ile sade yaşamaktır. Ya da ihtiyacın olan kadarıyla yaşamak… Benim de ilk postlarımda bolca bahsettiğim ve taraftarı olduğum, hayatı sadeleştirme anlayışı olan bu akım son zamanlarda çok popüler oldu. İhtiyaç olmasa popüler de olmazdı. Bu akımı bu kadar popüler yapan şey tüketimin suyunu çıkarmamız oldu bence. Sosyal medyanın bu çılgınlıkta büyük payı var. Artık herkesin bir youtube kanalı var, herkes fenomen, herkes bir şeyler satın alıp deneyip insanlara anlatma derdinde. Hayır yanlış anlaşılmasın, buna karşı değilim. Ben de takip ediyorum birçok kanal. Konusunda ilgili ve tecrübeli olanlar, hobi edinenler alsın denesin…

  • Kasım Favorileri | Kitap, Müzik, Longi, Last Man on Earth…

    Yetiştim yetiştim… Kasımın bitmesine iki gün kala favorilerimi yazıyorum, son iki günde güzel bir şeyler keşfedersem günahı benim boynuma artık… Kitap: Özgüven Efendim öncelikle en sevdiğimden başlayarak tamamen şans eseri alıp çok beğendiğim bir kitabı huzurlarınıza sunuyorum; Özgüven. Yazarları Matthew McKay ve Patrick Fanning. Üzerinde de yazdığı üzere bu kitap özgüveni ortaya koymak, geliştirmek ve korumak için kanıtlanmış teknikler içeriyor. Kitap önce patolojik eleştirmeni tanımlıyor; bu arkadaş bizi sürekli eleştiren iç sesimiz. Zaten bence kitabın en güzel yeri burası çünkü içimizde sürekli bizim özgüvenimizi kıran iç sesi kendimizden ayırıp bireyselleştirmek bile bize bir şey katıyor. “Bu ses ben değilim, benim patolojik eleştirmenim.” diyebiliyorsunuz. Hatta kitap bu eleştirmene bir isim takmanızı…