• En Büyük Özgürlüğün: Özgüvenin

    “Şu işe bir gireyim, sonra her şey düzelecek.” “Kollarım daha kaslı olursa beni beğenirler.” “Ah bir evlensek, sonra rahatlayacağım.” “Biraz kilo verebilirsem güzel olacağım.” “Projeyi tamamlayabilirsek başarılı hissedeceğim.” Hayatın ne kadar bağlı birşeylerin olmasına, öyle değil mi? Kızı tavlayabilirsen kendini daha iyi hissedeceksin, kilo verirsen güzel olduğunu düşüneceksin, terfi alırsan işe yaradığını bileceksin… Koşulsuz hissedemiyor muyuz güzel olduğumuzu, sevilmeyi hakettiğimizi ya da değerli görülebileceğimizi? Muhakkak bir şarta bağlı olmalı, öyle mi? Dünyada varolan güzel sıfatların, iyi hissettiren vasıfların bir bedeli olmak zorunda mı? Verdiğim kilolarla mı alıyorum “güzel” etiketini? Ya da özgeçmişime eklediğim prestijli okullarla mı saygınlık basamaklarını adımlıyorum? Emin misin? Ben değilim… İstediğin vücuda sahip olsan da, hayalindeki kariyeri…

  • Özgüvenimizi Arttıralım: Gerçekçi Benlik Değerlendirmesi

    Merhaba merhaba merhaba! Özgüven kitabını Kasım Favorileri yazısında uzun uzun anlattığımı hatırlıyorum. (Yazıya gitmek için) Bence kitaptaki en kıymetli kısımlardan biri kitabın okuyucusuna yaptırdığı gerçekçi benlik değerlendirmesiydi. Ne zamandır bu yazıyı yazıp bu değerlendirmeyi anlatmak istiyordum bu sabaha kısmetmiş. Elimden geldiğince referans vererek anlatacağım, elimizin altında küçük bir rehber olarak dursun. İşe yarayacağına eminim çünkü bu değerlendirme kendimize koyduğumuz sıfatlardan, filtrelerden arınıp bambaşka bir gözle yeniden bakmamıza yardımcı oluyor. Dolayısıyla kendimize güvenebilmek de bu değerlendirmeyi sağlıklı yapabilmekten geçiyor. Kalemleri, kağıtları yanına da kahveleri alın gelin, bi şey anlatcam 🙂 Gerçekçi Benlik Değerlendirmesi Özgüven kitabına göre özgüveni düşük insanlar kendilerini net göremezler; zayıf yanlarını abartıp güçlü yanlarını küçülmüş görürler. (s.48) Özgüveni yükseltmek…

  • Örnektir Satılmaz: Benim Hayatımın Kuralları

    Gel arkadaş gel mutlu hayatın yolları burada denemeyen bin pişman! Kural 1: Kural mural yok. Dağılalım. — Baştan alayım… İyi yaşamak, çiçek gibi bir kafaya sahip olmak, mutluluğu yakalamak… O egzersiz, bu öğreti, şu çalışma… Zamanında öğretilerin, çalışmaların, tavsiyelerin arasında kaybolmuş biri konuşuyor; o kadar çok dağılmaya gerek yok. Hangisi doğru diye kara kara düşünmeye gerek yok. “Nasıl yaşarsam mutlu olurum” diye sorarak başkalarının kurallarıyla da yaşamayı denedim. Ama kendi kurallarımla oynadığımda hep kazandım. Araştırmamaktan bahsetmiyorum. Araştıracağız. Denememekten de bahsetmiyorum. Deneyeceğiz. Ama hepsine balıklama atlayarak kendi doğrumuz kabul edip öyle yaşamak… İşte bunu yapmayacağız. En azından ben artık yapmıyorum. Yine bir gün her şey kötü gidiyor… Yahu nasıl olacak bu…

  • Kasım Favorileri | Kitap, Müzik, Longi, Last Man on Earth…

    Yetiştim yetiştim… Kasımın bitmesine iki gün kala favorilerimi yazıyorum, son iki günde güzel bir şeyler keşfedersem günahı benim boynuma artık… Kitap: Özgüven Efendim öncelikle en sevdiğimden başlayarak tamamen şans eseri alıp çok beğendiğim bir kitabı huzurlarınıza sunuyorum; Özgüven. Yazarları Matthew McKay ve Patrick Fanning. Üzerinde de yazdığı üzere bu kitap özgüveni ortaya koymak, geliştirmek ve korumak için kanıtlanmış teknikler içeriyor. Kitap önce patolojik eleştirmeni tanımlıyor; bu arkadaş bizi sürekli eleştiren iç sesimiz. Zaten bence kitabın en güzel yeri burası çünkü içimizde sürekli bizim özgüvenimizi kıran iç sesi kendimizden ayırıp bireyselleştirmek bile bize bir şey katıyor. “Bu ses ben değilim, benim patolojik eleştirmenim.” diyebiliyorsunuz. Hatta kitap bu eleştirmene bir isim takmanızı…