fbpx
  • Bebek Adımları: Daha Pozitif Bir Hayat İçin 8 Basit Yol

    Hayatımızı istediğimiz yönde değiştirmek için basit olanı küçümseyerek büyük büyük çözüm yollarının peşine düşüyoruz. Büyük değişimler istiyorsak büyük adımlar atmalıyız zannediyoruz. Hiç de öyle değil! Her uzun yol minicik bir adımla başlar. Sonra bir adım daha, bir adım daha… Basit olanın gücünü küçümseme. Basit olana zihnin daha kolay ikna olur, seni uygulamaktan alıkoymaz. Basit olan daha az vakit alır; dolayısıyla daha fazla uygulama imkanı bulursun. Basit olan seni zorlamayacağı için eğlencelidir. Keyif alarak yaptığın her şeyden sonuç alırsın. İşte bu yüzden bebek adımları ile daha pozitif bir bakış açısı sahibi olmak daha kolay ve eğlencelidir. Hadi o zaman, başlıyoruz! Gülümseme taklidi Hayır; “gülümse”, “ne olursa gül” klişelerinden bahsetmiyorum. Kaslarını gülümser…

  • Mutlu İnsanların Ortak 6 Özelliği

    Mutlu olmayı birkaç maddeye, üç-beş kalıba sığdırıp “işte formülü bu” demeyeceğiz. Zira mutlu olmanın içinde bulunduğumuz şartlardan bağımsız bir seçim olduğunu savunuyoruz. Mutlu olmak bir durumdur; seçebileceğimiz durum. Aksi halde her şeyleri varken iç huzuru bir türlü yakalayamamış insanları ve hiçbir şeyleri yokken sadece gökyüzüne, havanın güzelliğine, sıcak kahvesine bakıp mutlu olabilenleri açıklayamazdık değil mi? Ya da bir dakika önce mutsuzken, bir dakika sonra modu değişip mutlu olabilen insanları? Hiç böyle düşündünüz mü; o bir dakika içinde değişen şartlar değil, seçimimizdir belki? Benim bugün bahsedeceklerimse mutlu insanları gözlemlediğimde onlarda (belki mutlu olmayı seçtiğim zamanlar kendimde) gördüğüm ortak özelliklerden ibaret. Belki mutlu olmak gibi bir niyetiniz varsa, seçmekte zorlanıyorsanız hedefe tersten…

  • Hayatı Yaşanır Kılmak İstiyorsan Bunu Yapmak Zorundasın

    En son ne zaman kendinle başbaşa kaldın? Hayır , gerçekten. Ne zaman bir kafeye gidip kendine bir şeyler ısmarladın? Ne zaman en sevdiğin restaurantta yer ayırtıp kendini yemeğe çıkardın? Ne zaman çok sevdiğin yerlere tek başına gittin? Ne zaman bi kadeh kaldırdın kendine? Peki en son bunu yaptığında kimdin? “Ya nasıl sorular bunlar Ceren…” Evet haklısınız sadede gelelim hadi. Diyorum ki kalabalığın içinde kendimizi kaybediyoruz. Ondan bi’ fikir, bundan bi tavsiye derken kendimiz ne hissediyoruz, ne düşünüyoruz, neyi seviyoruz, hangisi bizim fikrimiz, hangisi başkasından etkilendiğimiz bir düşünce, hepsi birbirine giriyor… Bir süre sonra başkaları gibi davranmaya, başkaları gibi düşünmeye, başkaları gibi konuşmaya başlıyoruz belki de. Bu bir ayıp değil, bu…

  • Ruhunuzu Dinlendirmek İçin 3 Öneri

    Bizi asıl tüketenin ruh yorgunluğu olduğuna inanıyorum. Sevdiğiniz bir iş yaptığınızda, sevdiğiniz bir yere gittiğinizde veya sevdiğiniz biriyle olduğunuzda beden yorgunluğuna hiç aldırış etmeyişlerinizi düşünün. “Yoruldum ama değdi…” “Yorulduk ama çok da eğlendik, çok iyi hissediyorum…” Fiziksel yorgunluk geçer. Duş alırız geçer, uyuruz geçer, dinleniriz geçer. Fakat ruhsal yorgunluğu sadece onu beslemekle, ona vakit ayırmakla ve ona şefkat göstermekle dindirebiliriz. Toprakla temas halinde olun. Bahar geldi, ayakkabılarınızı çıkarın çimlere basın, bir bitki yetiştirin ya da… Tıpkı toprak gibi evrenin bir parçası olduğunuzu unutmayın. Evrenle bütünleşmek için, varoluşunuzu, nereden geldiğinizi hatırlamak için ağır ruhani ritüellere hiç ihtiyacınız yok. Toprağa dokunun. Sokak hayvanlarını besleyin. Karnı aç olan bir sokak hayvanı sizin sayenizde…

  • Danimarka Usulü Mutlu Olma Sanatı: Hygge!

    “Nasıl okunur ki bu? Huga? Higi? Hugi?” …diye kafalar karışa dursun ben ne olduğunu anlatayım. Son zamanlarda birçok yerde adı geçiyor, belki görmüşsünüzdür. Hygge, Danimarka usulü bir “mutluluk sanatı”. Mutluluğun da sanatı mı olurmuş? Olur canım, en çok da mutluluğun sanatı olur. Ben bu konuda Danimarka’nın yanındayım, yürü be Danimarka. Birisi de çıkıp mutluluk üstünde çalışsın arkadaşım! Neyse, konumuza dönelim, Hygge kendini huzurlu, konforlu, samimi ve sıcak ortamların içinde tutup mutlu olma felsefesi diyebiliriz. Tüm dert ve sıkıntılardan sıyrılmak ve ruhu beslemek de diyebiliriz. Sıcak çikolatalar, sevdiklerinle sıcak sohbetler, yün çoraplar, mumlar, şömine, sıcak şarap, rahat mobilyalar, hoş kokular… Anladınız siz ambiyansı… Bu felsefenin tek bir tanımı yok ama olmazsa olmazları…

  • Hiç Tadım Yok Diyenlere: Enerjiyi Yükseltmek İçin 5 Öneri

    Doktor bey, enerjim çok düşük ne yapmalıyım? … “İnanılmaz düşük bir enerjiyle uyandım. Uyandım mı emin de değilim ki… Canım hiçbir şey yapmak istemiyor…  Benim tadım yok, kahveninkiyse benden beter. Ne yaparsam yapayım uyanamıyorum, erken kalkmayı da hiç sevemedim zaten… Gece uykumda depresyona falan mı girdim ne biçim bir sabah bu böyle? Kolumu kaldırmaya mecalim yok. Mecbur yapılacak en kötü şeyi yapacağım; Instagram’ı, Twitter’ı ve üyeliğimin olduğu diğer tüm sosyal medya hesaplarını açıp saatlerce aşağı kaydırmak farz oldu -ki bunun bizi nasıl etkilediğinden bahsetmiştim, evet bile bile lades diyorum- Kaydırdıkça sıkılıyorum, sıkıldıkça kaydırıyorum. Bir de sinir gelmeye başlamasın mı üstüne? Önüme geleni tersliyorum. En iyisi kimseye kendimi öldürtmeden çıkayım şu…