• Hayatı Yaşanır Kılmak İstiyorsan Bunu Yapmak Zorundasın

    En son ne zaman kendinle başbaşa kaldın? Hayır , gerçekten. Ne zaman bir kafeye gidip kendine bir şeyler ısmarladın? Ne zaman en sevdiğin restaurantta yer ayırtıp kendini yemeğe çıkardın? Ne zaman çok sevdiğin yerlere tek başına gittin? Ne zaman bi kadeh kaldırdın kendine? Peki en son bunu yaptığında kimdin? “Ya nasıl sorular bunlar Ceren…” Evet haklısınız sadede gelelim hadi. Diyorum ki kalabalığın içinde kendimizi kaybediyoruz. Ondan bi’ fikir, bundan bi tavsiye derken kendimiz ne hissediyoruz, ne düşünüyoruz, neyi seviyoruz, hangisi bizim fikrimiz, hangisi başkasından etkilendiğimiz bir düşünce, hepsi birbirine giriyor… Bir süre sonra başkaları gibi davranmaya, başkaları gibi düşünmeye, başkaları gibi konuşmaya başlıyoruz belki de. Bu bir ayıp değil, bu…

  • Mutlu İnsanların Sahip Olduğu 5 Alışkanlık

    Bu video tamamen kişisel gözlemlere dayanarak oluşturulmuştur. 🙂 Mutlu insanların sahip olduğu 5 alışkanlığı konuşuyoruz. Videoda bahsi geçen blog yazıları: Şehirde Harika Vakit Geçirmek İçin 7 Aktivite KİK Bucket List | Yeni Bir Sen Keyifli izlemeler!

  • Ruhunuzu Dinlendirmek İçin 3 Öneri

    Bizi asıl tüketenin ruh yorgunluğu olduğuna inanıyorum. Sevdiğiniz bir iş yaptığınızda, sevdiğiniz bir yere gittiğinizde veya sevdiğiniz biriyle olduğunuzda beden yorgunluğuna hiç aldırış etmeyişlerinizi düşünün. “Yoruldum ama değdi…” “Yorulduk ama çok da eğlendik, çok iyi hissediyorum…” Fiziksel yorgunluk geçer. Duş alırız geçer, uyuruz geçer, dinleniriz geçer. Fakat ruhsal yorgunluğu sadece onu beslemekle, ona vakit ayırmakla ve ona şefkat göstermekle dindirebiliriz. Toprakla temas halinde olun. Bahar geldi, ayakkabılarınızı çıkarın çimlere basın, bir bitki yetiştirin ya da… Tıpkı toprak gibi evrenin bir parçası olduğunuzu unutmayın. Evrenle bütünleşmek için, varoluşunuzu, nereden geldiğinizi hatırlamak için ağır ruhani ritüellere hiç ihtiyacınız yok. Toprağa dokunun. Sokak hayvanlarını besleyin. Karnı aç olan bir sokak hayvanı sizin sayenizde…

  • Durup Dinlenmen Gerektiğini Söyleyen 5 İşaret

    Katılmanız gereken toplantılar, toparlamanız gereken ev, gitmeniz gereken yerler, vermeniz gereken kilolar, kırmamanız gereken insanlar… Peki, sizden n’aber? Sorumluluklar hayatımızın parçası, tamam bunu kabul ediyoruz. Sorun sorumluluklarımızı yerine getirdiğimiz için çıkmıyor bence. Sorun durmayı unuttuğumuz zaman çıkıyor. Durup nefes almayı unuttuğumuzda, sorumluluklar üst üste yığıldığında beyinden dumanlar çıkmaya başlıyor, kısa devre yapıyoruz ve bam! Yaptığımız her şeyi elimize yüzümüze bulaştırıyoruz. Geçtiğimiz ay benim için çok yoğun geçti. KİK Shop’ı açmaya çalışıyorduk, ürünleri hazırlamaya çalışıyorduk, ajandayı tasarlamaya çalışıyorduk, Köpük’ün sağlığıyla ilgilenmeye çalışıyorduk, tedavi rutinlerini yakalamaya çalışıyorduk, ameliyatı için endişeleniyorduk, özel hayatımızdaki kariyerlerimizle boğuşuyorduk, Ulaş’la birbirimize vakit ayırmaya çalışıyorduk, ailelerimizle ilgilenmeye çalışıyorduk… Bu saydıklarım en kolayları belki de, gün içinde çıkan devasa…

  • Danimarka Usulü Mutlu Olma Sanatı: Hygge!

    “Nasıl okunur ki bu? Huga? Higi? Hugi?” …diye kafalar karışa dursun ben ne olduğunu anlatayım. Son zamanlarda birçok yerde adı geçiyor, belki görmüşsünüzdür. Ben de yeni tanıştım sayılır bu Hygge felsefesiyle. Hygge Danimarka usulü bir “mutluluk sanatı”. Mutluluğun da sanatı mı olurmuş? Olur canım, en çok da mutluluğun sanatı olur. Ben bu konuda Danimarka’nın yanındayım, yürü be Danimarka. Birisi de çıkıp mutluluk üstünde çalışsın arkadaşım! Neyse, konumuza dönelim, Hygge kendini huzurlu, konforlu, samimi ve sıcak ortamların içinde tutup mutlu olma felsefesi diyebiliriz. Tüm dert ve sıkıntılardan sıyrılmak ve ruhu beslemek de diyebiliriz. Sıcak çikolatalar, sevdiklerinle sıcak sohbetler, yün çoraplar, mumlar, şömine, sıcak şarap, rahat mobilyalar, hoş kokular… Anladınız siz ambiyansı… Bu…

  • Hiç Tadım Yok Diyenlere: Enerjiyi Yükseltmek İçin 5 Öneri

    Doktor bey, enerjim çok düşük ne yapmalıyım? … “İnanılmaz düşük bir enerjiyle uyandım. Uyandım mı emin de değilim ki… Canım hiçbir şey yapmak istemiyor…  Benim tadım yok, kahveninkiyse benden beter. Ne yaparsam yapayım uyanamıyorum, erken kalkmayı da hiç sevemedim zaten… Gece uykumda depresyona falan mı girdim ne biçim bir sabah bu böyle? Kolumu kaldırmaya mecalim yok. Mecbur yapılacak en kötü şeyi yapacağım; Instagram’ı, Twitter’ı ve üyeliğimin olduğu diğer tüm sosyal medya hesaplarını açıp saatlerce aşağı kaydırmak farz oldu -ki bunun bizi nasıl etkilediğinden bahsetmiştim, evet bile bile lades diyorum- Kaydırdıkça sıkılıyorum, sıkıldıkça kaydırıyorum. Bir de sinir gelmeye başlamasın mı üstüne? Önüme geleni tersliyorum. En iyisi kimseye kendimi öldürtmeden çıkayım şu…

  • Örnektir Satılmaz: Benim Hayatımın Kuralları

    Gel arkadaş gel mutlu hayatın yolları burada denemeyen bin pişman! Kural 1: Kural mural yok. Dağılalım. — Baştan alayım… İyi yaşamak, çiçek gibi bir kafaya sahip olmak, mutluluğu yakalamak… O egzersiz, bu öğreti, şu çalışma… Zamanında öğretilerin, çalışmaların, tavsiyelerin arasında kaybolmuş biri konuşuyor; o kadar çok dağılmaya gerek yok. Hangisi doğru diye kara kara düşünmeye gerek yok. “Nasıl yaşarsam mutlu olurum” diye sorarak başkalarının kurallarıyla da yaşamayı denedim. Ama kendi kurallarımla oynadığımda hep kazandım. Araştırmamaktan bahsetmiyorum. Araştıracağız. Denememekten de bahsetmiyorum. Deneyeceğiz. Ama hepsine balıklama atlayarak kendi doğrumuz kabul edip öyle yaşamak… İşte bunu yapmayacağız. En azından ben artık yapmıyorum. Yine bir gün her şey kötü gidiyor… Yahu nasıl olacak bu…