fbpx
  • Sizinle Birlikte Bir İçerik Hazırladık: 5 Yıl Önceki Halimize Dönebilseydik Ona Ne Söylemek İsterdik?

    Selam KİK ailesi! Hatırlarsanız size “Beş yıl önceki halinize dönebilseydiniz, ona ne söylemek isterdiniz?” diye sormuştuk. Tüm cevaplarınız için çok teşekkür ederiz, ilham oldunuz! Kendinize yazdığınız mektupları aşağıya bırakıyoruz. İsterseniz öncesinde benim kendi beş sene önceki halime söyleyeceklerime bir göz atabilirsiniz! Sizden gelenler… “En büyük korkun da engelin de sensin!” Ben, 5 yıl önceki ben’e şunları söylemek isterdim: “Cesur ol, kimseden hiçbir şeyden asla korkma. İçinden geldiği gibi, akışta kalarak, anın tadını çıkararak keyif almaya bak… Daha çok gez, hayatına daha çok güzellik sok, kimseden çekinme. Unutma; en büyük korkun da engelin de kendinsin. Kendi kişisel gelişimin ve tekamülün için çabala. Deneyimlerden ve risk almaktan korkma, zira hayat alınabilir risklerle…

  • Hayatta Hiç Kimse Sana Yol Gösterecek Kadar Donanımlı Değildir: Çünkü Kimse SEN Değildir!

    Dünyada herkes her şeyi ne kadar çok biliyor, öyle değil mi? Sen ben dahiliz bu bilmişliğe, bakma. Hele ben inanılmaz ahkam keserim, bazen kendim bile şaşırıyorum. Neden dersin? Kendi değerimizi başkalarından çok bildiğimizi hatırlayarak mı yaratıyoruz? Ya da ukalalığın serin rüzgarı bir anlığına su mu serpiyor küller içinde kalan egomuza? Emin değilim, olmak isterdim ama. Bunca ahval ve şeraitin, bunca bilginin, “meli-malı”nın içinde kendi inançlarım nerede? Başkalarının tavsiyeleri, yönlendirmeleri, doğruları içinde sabahtan akşama kendin kalabilmek kolay mı? İticileşmeden “hayır” demek, her söyleneni onaylamadan dinlemek, toplumun sivri dikenlerinden düşlerimi korumak mümkün mü? Evet, mümkün; hayatta her şey mümkün. Sadece bunu zorlaştıran şartlar sağımdan solumdan, bilincimin altından üstünden yağdığında; biraz emek gerektiriyor,…

  • Zehra’yla Mart Ayı Teması: Fark Et!

    Herkese şahane bir mart ayı dileklerimle Mart ayı teması oturumunu açıyorum. 🙂 Bu ay biraz farkındalık yükseltmek için an içindeki tercihlerimize odaklanmayı önereceğim. Zira koskoca yaşamımız anların birleşiminden oluşuyor ve bu en küçük birimler ne kadar yüksek kalitede olursa resmin bütünü de aynı oranda güzelleşiyor. Şimdi şöyle bir iki dakika hiçbir şey yapmadan dur, düşünüp kendine karşı dürüstçe cevabını vermeni istediğim bir soru var: Şu an yaptığın şey ile aslında yapabileceğin bambaşka bir sürü şeyden vazgeçtiğinin farkında mısın? Ya da şöyle sorayım; şu an bu yazıyı okumayı yapabileceğin hangi şeyin yerine tercih ettin? (O başka şey yerine yazımızı okumayı tercih ettiğin için ayrıca teşekkürler elbette. 🙂 Tercih edilmek enfes bir duygu!) Yani…

  • Seni Yöneten Alışkanlıkları Değiştir, Hayatını Dönüştür!

    Hayatımızı kim yönetiyor? Biz mi? Elalem mi? Komşularımız mı? Ailemiz mi? “Kim yönetiyor bu hayatı, biri çıkıp söylesin yahu?” Ben söyleyeyim… Hayatımızı alışkanlıklarımız yönetiyor! Biz farkında bile olmadan günlük yaşantımızı, rutinimizi, düşünce tarzımızı alışkanlıklarımıza teslim ediyoruz. Yataktan kalktığımız andan geri yattığımız ana kadar aynı alışkanlıkları tekrar ederek geçiriyoruz bir günümüzü. İzin verin biraz daha açayım. Her akşam yemek masasında neden aynı sandalyeye oturuyorsunuz? Neden sabah uyandığınızda aynı rutini tekrarlıyorsunuz? Neden geceleri aynı şekilde uyuyorsunuz? Veya yatağın aynı tarafına yatıyorsunuz? Birçoğumuz buna şöyle diyecektir: “Alışkanlık işte…” Çok doğru! Çünkü alıştınız. Hayatımızın yaklaşık %95’ini alışkanlıklarımız yönetirken, hareketlerimizin sadece yaklaşık %5’lik kısmını düşünerek, bilinçli bir şekilde yapıyoruz. Neale Martin, insanın aklıyla karar verdiği durumların…

  • Zehra’yla Şubat Ayı Teması: Dürüst Ol!

    Dürüst ol… “Bu da ne???” dediğinizi duyar gibiyim. 🙂 Bu ayın teması bu olmalıydı evet; kendimize, gerçek bize ulaşabilmek için ilk yapmamız gereken bu çünkü. Ben mutsuzluğun temelde nedenlerinden birinin kendinden uzaklaşmak olduğunu düşünürüm. İnsan nasıl kendinden uzaklaşır ki? Kendini anlamaya çalışmak, kendine yaklaşmak gerçekten zaman, emek ve çaba gerektiriyor. Ben yıllardır bunun peşinde koştum durdum; hala da “Tamam anladım, hallettim bu meseleyi.” diyemiyorum. Sürekli yüzeyde yaşamak, kendini keşfetmek için kendi derinliklerine dalmaktan korkmak ve tam da bundan korktuğumuz için sahte paylaşımlar yapmak, günlük zoraki rutinler yaratmak zamanımızı amaçsızca boşa harcamaya neden oluyor. Oysa ki “Hayatta bize bahşedilmiş en kıymetli şey zamandır.” Bu klişe lafın alt metnini okuyorum şimdi size hazır olun;…

  • Bu Cümleleri Kendine Asla Söyleme: Zihnindeki Negatif Sesi Sustur

    Hayatın içinde zihninden geçen düşüncelerin farkında mısın? Her gün, her an neler söylüyorsun kendine? Destekliyor musun kendini, koruyor musun? Yoksa devamlı eleştiriyor, suçluyor ya da yargılıyor musun? Biliyor musun, hayalindeki senin önünde duran tek engel SENSİN! Kendine şefkatle, nazikçe yaklaşmana engel olan iç ses neler söylüyor sana? Dinle bakalım… “Kimse beni sevmiyor.” Eminim çevrende seni seven, varlığına değer veren çok insan vardır. Onlara değil, sana sormak lazım: Sen neden kendini sevmiyorsun? “Elalem ne der?” Bırak şu elalemi allasen. Başkaları yönetmesin hayatını, kır zincirlerini. Ne derlerse desinler, bu SENİN hayatın! “Çirkinim, şişmanım/cılızım.” Yazık biliyor musun… Kısacık hayatta kendine böylesine acımasız davranma, ruhunu soluksuz bırakma… Öyle güzelsin, öyle güzelsin ki… İzin ver…

  • En Büyük Özgürlüğün: Özgüvenin

    “Şu işe bir gireyim, sonra her şey düzelecek.” “Kollarım daha kaslı olursa beni beğenirler.” “Ah bir evlensek, sonra rahatlayacağım.” “Biraz kilo verebilirsem güzel olacağım.” “Projeyi tamamlayabilirsek başarılı hissedeceğim.” Hayatın ne kadar bağlı birşeylerin olmasına, öyle değil mi? Kızı tavlayabilirsen kendini daha iyi hissedeceksin, kilo verirsen güzel olduğunu düşüneceksin, terfi alırsan işe yaradığını bileceksin… Koşulsuz hissedemiyor muyuz güzel olduğumuzu, sevilmeyi hakettiğimizi ya da değerli görülebileceğimizi? Muhakkak bir şarta bağlı olmalı, öyle mi? Dünyada varolan güzel sıfatların, iyi hissettiren vasıfların bir bedeli olmak zorunda mı? Verdiğim kilolarla mı alıyorum “güzel” etiketini? Ya da özgeçmişime eklediğim prestijli okullarla mı saygınlık basamaklarını adımlıyorum? Emin misin? Ben değilim… İstediğin vücuda sahip olsan da, hayalindeki kariyeri…

  • Hayatı Yaşanır Kılmak İstiyorsan Bunu Yapmak Zorundasın

    En son ne zaman kendinle başbaşa kaldın? Hayır , gerçekten. Ne zaman bir kafeye gidip kendine bir şeyler ısmarladın? Ne zaman en sevdiğin restaurantta yer ayırtıp kendini yemeğe çıkardın? Ne zaman çok sevdiğin yerlere tek başına gittin? Ne zaman bi kadeh kaldırdın kendine? Peki en son bunu yaptığında kimdin? “Ya nasıl sorular bunlar Ceren…” Evet haklısınız sadede gelelim hadi. Diyorum ki kalabalığın içinde kendimizi kaybediyoruz. Ondan bi’ fikir, bundan bi tavsiye derken kendimiz ne hissediyoruz, ne düşünüyoruz, neyi seviyoruz, hangisi bizim fikrimiz, hangisi başkasından etkilendiğimiz bir düşünce, hepsi birbirine giriyor… Bir süre sonra başkaları gibi davranmaya, başkaları gibi düşünmeye, başkaları gibi konuşmaya başlıyoruz belki de. Bu bir ayıp değil, bu…

  • Kalbin Kırılmasın Diye Daha Ne Kadar Saklanacaksın?

    Ne kadar çok korkuyoruz kalbimizin kırılmasından. Ödümüz patlıyor. En ufak bir ihtimali bile bizi perdelerin arkasında tutmaya yetiyor. Aman kalbimiz kırılmasın, aman canımız yanmasın, aman üzülmeyelim… Kim bilir nice ilişkiler, yaşanacak nice güzel anılar daha gerçeğe dönüşmeden yok oldu gitti bu uğurda… Neden kaçtık, neden korktuk? Kalbimizin kırılmasından. Peki, tek bir sorunun yanıtını almak istiyorum. Eğer kalbin kırılmazsa kim olduğunu nasıl bileceksin? Hadi evinin kapısını kitleyip dışarı bile çıkmadan otur. Kalbini kimse kıramasın diye hareket bile etmeden öylece dur. Hayatının sonuna kadar güvenli alanında öylece durup ömrünün geçmesini bekle. Bekle ki kimse seni bulup kalbini kıramasın. Seni bulacak olan güzellikler de, felaketler de elinle koymuş gibi gelir bulur seni. Sen ise hayatı…