fbpx
  • Sosyal İzolasyonda Öz Şefkat İçin 3 İpucu

    Üzerinizde anksiyete, üzüntü, suçluluk, utanç, yalnızlık, boşluk, kıskançlık, öfke, keder, kalp kırıklığı, çaresizlik hissi gibi size acı verici bir his varsa, bu durumda ne yapıyorsunuz? Duygularınıza şefkatle bakıyor musunuz? Onların size ne anlattığını öğrenmeye vakit ayırıyor musunuz? Yoksa bir şeyler yiyerek, TV izleyerek, sosyal medyada dolaşarak vb. eylemler ile duygularınızdan uzaklaşıyor musunuz? İlgini çekebilir: Sosyal Medya Hesaplarından Çıkamamanın Sebebi ve Onlarla Daha Az Vakit Geçirmek İçin 4 Öneri Birçoğumuz iyi beslenmek, egzersiz yapmak ve düzenli saatlerde uyumak gibi, daha çok fiziksel yollarla kendimize bakıyoruz. Ancak birçok insan kendini duygusal ve ruhsal açıdan beslemeye yeterince vakit ayırmıyor. Evde çok fazla zaman geçirdiğimiz bugünlerde, endişe, anksiyete ve yorgunluk ile mücadele ediyorsanız, bu aslında kendinizi sevmenin…

  • Olumsuz ve Zorlayıcı Düşünceler ile Başa Çıkmak İçin 3 Strateji

    Bedenlerimiz hayvanlarınkinden farksız, ama bizim bir zihnimiz var ve düşünebiliyoruz. -Epiktetos Bundan 2000 yıl önce Epiktetos, insan olmayı diğer canlılardan ayıran şeyin düşünme ve düşüncelerimizi algılayıp yorumlama eylemi olarak ifade etmiştir. Bu ifadenin doğruluğu tartışılmaz. İnsanlar olarak istemli-istemsiz, farkında- farkında olmadan her zaman zihnimizde düşüncelerle dans ediyoruz. Düşüncelerimiz sayesinde hayatta kalıyor, amaçlar belirliyor iyiyi-kötüyü ayırt ediyor, sorgulamalar ve çıkarsamalar yapabiliyor, kendimizi daha üst noktaya çıkarmak için düşüncelerimizin sonsuz kaynağından yararlanıyoruz. Ancak bazı düşüncelerimiz bize tuzak kurabiliyor. Bizi içinde bulunduğumuz düşünce şelalesinin içine bırakıp boğulmamıza neden oluyor. Sizin için önemli bir sınav öncesi yaşadığınız düşünce çıkmazı tanıdık geldi mi? Önemli biriyle görüşme yapmadan önceki düşünceleriniz? Arkadaşımız ile yaptığımız tartışma sonrasındaki düşüncelerimiz?…

  • WOOP Tekniğiyle Hedef Belirleme ve Hedefe Ulaşma

    “Hayat, koşullarla asla dayanılmaz hale gelmez, yalnızca anlam ve amaç eksikliği ile dayanılmaz hale gelir.” -Victor E. Frankl Avusturyalı psikiyatrist V.E. Frankl, İkinci Dünya Savaşı sırasında nazi toplama kamplarında işkence görmüş, burada yaşadıklarını ‘İnsanın Anlam Arayışı’ isimli kitabında derlemiş ve  toplama kampında geçirdiği süre boyunca gelecekte bir hedef göremeyen bireylerin kendini çöküşe bıraktığını ve gelecek yerine geçmişe yönelik düşünceler arasında boğuştuğunu gözlemlemiş. Bir düşününce gerçekten de bize en çok keyif veren anların başında kendimizi bir hedefe yöneltip onu başarmak için çabaladığımız ve en nihayetinde hedefimize ulaştığımız anlar geliyor. Bu mekanizmanın altında ise insanların, kişisel olarak tanımlanmış, anlamlı hedefler doğrultusunda çaba gösteren ve hareket eden kasıtlı, rasyonel varlıklar olması yatıyor. Bu durumda…

  • 5 Adımda Pişmanlıktan Uzak Bir Hayat

    Yaşamlarının sonuna yaklaşmış yaşlı insanlara en büyük pişmanlıkları sorulduğunda, listenin başında gelen ortak pişmanlık konusu; kaygı duyarak çok zaman geçirmiş olmalarıydı. Benzer bir yaklaşımla, Avustralyalı bakım uzmanı Bronnie Ware, çok satan kitabında hastalarının hayatlarının sonuna gelirken pişmanlık duyduklarını söyledikleri beş şeyi şöyle özetledi: Başkalarının onlardan beklediği hayatı değil, özlerine sadık kaldıkları hayatı yaşayacak cesarete sahip olmamaları Çok fazla çalışmış olmaları Duygularını ifade edecek cesarete sahip olmamaları Dostlarıyla irtibatı kaybetmiş olmaları Kendilerine daha mutlu olma imkanı tanımamış olmaları Bilinçaltı bir olumsuzu doğrudan işleyemiyor. Yani bir insan sizden bir fili düşünmemeye çalışmanızı isterse, neyi düşünmeyeceğinizi anlamak için önce fili zihninizde canlandırmanız gerekiyor. Bunun nedeni, biz o imgelerin farkında olsak da olmasak da,…

  • Kendin Olmaya Cesaret Edebilir misin?

    Kafalar karışır, sınırlar bulanır. Bir başkasının yaptığı senin bulunduğun yerden iştah açıcı gibi görünebilir. Onun gibi olmayı arzu edebilirsin. Onun halini tavrını, seçimlerini taklit etme ihtiyacın olabilir. Taklit etmek, öğrenmenin önemli bir parçasıdır. Fakat, tüm varlığın taklitten ibaret hale geldiyse dikkatli olmakta fayda var. Her ürettiğini söylediğin bir başkasının içinden çıkanın taklidiyse kendinden beklentin niye bu kadar az, düşünmekte fayda var. Yaratıcı sürecin acısından, sorumluluğundan, karmaşasından kaçıyor olabilirsin. Daha önce üretilmiş ve onaylanmış bir şeyi kendininmiş gibi anlatmak daha güvenli geliyor olabilir. İçinden çıkardığın, çok önemsediğin bir ürünün hayatında alamadığın onayların tamamının yarattığı boşluğu doldurması gerektiğini düşünüyor olabilirsin. Ya da yaratıcılığın, sadece yukarıda yaşayan ilahi bir babanın özelliği olduğunu düşünüyor…

  • Kök Çakra Hakkında Her Şey: Dengede Olmadığını Nasıl Anlarız? Nasıl Dengeleriz?

    Kök Çakra bizi maddi dünyaya bağlar, kozmik enerjileri maddi ve manevi düzeye aktarır ve dünyasal enerjiyi bedenimize iletir. Toprak Ana ile bağlantı kurmamıza ve yaşamı devam ettirmemizi sağlar. Bize dünyasal kararlılık ve hayatımızı kurabileceğimiz sağlam temelleri verir diğer çakraların yaşamsal temelini oluşturur ve yaşam gücünün kaynağıdır. İçsel Denge için 7. çakra ile uyumlu olmalıdır. Renk: Kırmızı Yeri: Boşaltım organlarının bulunduğu apış arasında, omurganın en altında, bağırsakların ve anüsün birleştiği güç merkezinde bulunur. Bedende: Omurga, kemikler, dişler, makat, bağırsaklar, prostat bezi, kan ve hücre yapımı Element: Toprak Kök Çakra Dengeli Olduğunda: Yaşam sevinci, yaşama bağlılık-uyum, güven, maddi ve manevi güç, cesaret, neşe Kök Çakra dengeli olduğunda yaşama bağlı oluruz, yaşam sevincimiz…

  • Karakter Güçleri: 5 Baskın Kişilik Özelliğinizi Keşfedin

    İnsan olmanın doğal bir getirisi olarak kendimizi daha iyiye taşımak, sahip olduğumuz karakterlerimize daha iyi özellikler eklemek daimi çabamızdır. Ailede başlayan ‘iyi bir insan’ olma eğitimimiz okulda devam eder. Bu konu o kadar merak edilmiştir ki nasıl daha iyi olacağımıza dair yüzlerce kitap yazılmıştır. Tüm bu iyi olma çabamız son zamanlarda daha da ilgi çekmiş, bilimsel bir boyut kazanarak araştırmalara konu olmuş, üzerine sayısız çalışmalar yapılmıştır. İşte bu çalışmalardan biri de Pozitif Psikolojinin babası Martin Seligman ve Christopher Peterson tarafından yapılmış. 2004 yılında yayınladıkları Karakter Güçleri ve Erdemler isimli kitapta kişilerin ruhsal rahatsızlıklarının hastalık isimleri ile tanılanması gibi olumlu özelliklerinin de tanılanabileceği bakış açısıyla insanların iyi ve güçlü yönlerini çok…

  • İçindeki Kalbi Kırık Çocuk: Onu Duymak İçin Ne Yapabilirsin?

    İhtiyaçlarını kimseyle paylaşamayan bir sürü kırık kalpli kız ve erkek çocuğu var etrafta. Duyulma ihtiyacına karşılık verilmemiş. Görülmemiş. Tam duygusal dünyasıyla ilişki kuracakken ifade etme yolları kesilmiş kızlar ve erkekler. Onlar kocaman bedenlerinin içinde ihtiyaçlarının görülmesini bekleyen çocuklar… Ağladıklarında susmaları istenmiş, kızdıklarında susmaları istenmiş, öfkelendiklerinde, güldüklerinde, koştuklarında, heyecanla olan biteni anlattıklarında susmaları istenmiş çocuklar… İhtiyaçlarını saklamaya o kadar alışmış durumdalar ki, onları ifade etmeleri o kadar yasaklanmış ki, kuyruklarını dik tutmak adına kenarda köşede öfkeli suratlarla bekliyorlar. Suratlarında somurtuk bir maske… Güçlü görünmek adına içeriden kendilerini yiyip bitirmeyi yeğliyorlar. Kendilerine ihtiyaç duyduklarını vermek yerine, hatta ihtiyaçlarını fark etmek yerine kendisini ve dışarıyı sonsuz bir cezalandırma halinde kalmayı tercih ediyorlar, ya…

  • İlişkilerde Kalbini Nasıl Açarsın: 5 Anahtar Egzersiz

    Kalbini açmayı, iyi hissetmekle karıştırabilirsin. Ancak kalbin açıkken de muhteşem bir acı duyabilir ya da içinde inanılmaz bir öfke hissedebilirsin. Kızgın, üzgün, korkuyor olabilirsin… Açıklık, hissettiğin şeye güvenmektir ki bu güven, aşktır: Kendi duygularını sevebilirsin. Pratik yaptıkça kalbin güvenle açılır. Ne kadar kötü hissedersen hisset; kabuklarını ve duygularını seversin. Güven içerisinde açıldığın zaman aşk; öfke, üzüntü ya da korku enerjisi olarak akar, o zaman dahi aşk kadar canlısındır. Özellikle duygusal olarak yoğun geçen zamanlarda aşk ve güven içinde daha derin bir ilişkiye yaratmak için uygulayabileceğin beş anahtar egzersizi derledik! 1. Gözler aracılığıyla bağlantı kur. Sevgilinin seni yaraladığını düşün. İncinmiş durumdasın ve içten içe tütüyorsun. Sana bakmıyor ya da sen gözlerini…

  • İçinde Bulunduğun Kalıptan Çıkmak ve Kendin Olabilmek İçin Küçük İpuçları

    Lisede matematik hocamız fonksiyon konusunu anlatırken “Sabit fonksiyonu kalpli bir kurabiye kalıbı gibi düşünün, içine hangi hamuru koyarsanız koyun her zaman kalp şeklinde bir kurabiye elde edersiniz.” derdi. Son zamanlarda sosyal medyada, okulda, işte, otobüste, markette herkes ayaklı kalpli kurabiyeler şeklinde dolaşıyor. Üstelik hepsi de aynı paket, aynı etiket, aynı fiyat ve aynı içerikte. Peki sen kimsin? Bir paket kalpli kurabiye misin, yoksa kalıba sığmaya direnenlerden misin? Peki hamurunun tadı nasıl, özün ne? Kurabiye metaforu bir yana, herkes etrafına sevgi saçarak geziyor, her daim gülümsüyor, çok kitap okuyor, çok kaliteli müzikler dinliyor, sürekli yoga ve meditasyon yapıyorlar, her zaman sosyal medyadaki en iyi görseller ve en mutlu hikayeler onların… Bu…