• Kafa Dağıtıp Mutlu Eden 4 Eğlenceli Dizi

    Dizilerin, filmlerin gücünü küçümsemeyelim. 50 yaşında kazık kadar adamları ağlatanlar da, en somurtkanları kahkalarla güldürenler de onlar. Dargın olduğumuz sevgilimizi özlettirip arattıranlar da var, uzun zamandır idrak edemediğimiz gerçekleri yüzüme çarpanlar da. Biz bugün keyfimizi yerine getirip, içimizi sıcacık yapanlardan bahsedelim. Bu dizileri izlerken gün içinde sürekli düşünen zihninizi susturacak, izlediğiniz hayatlara odaklanacaksınız. F.R.I.E.N.D.S Ya ne olacaktı? 1994’te başlayan Friends tam 10 yıl sürdü. Kimse bıkmadı, keşke bir 10 yıl daha sürseydi dedirtti. New York’ta yaşayan 20’li yaşlarda 6 kişinin arkadaşlıkları, ilişkileri, başlarına gelenleri anlatan bu dizi bize dostluğu, sevgiyi, dramların içinde yuvarlansak da gülebilmeyi öğretiyor. Hatta 90’lı yıllarda teknoloji bu kadar ilerlememişken yaşanan hayatların nasıl olduğu hakkında fikir de…

  • Bir Daha Denerim, Gerekirse Yine Yapamam…

    İnsan kendini küçümsemeye meyilli mi sizce? Başarılarından çok tökezlediklerini düşünerek mi koyar genelde kafasını yastığa? “Neler başardım ha, fakat iyi başardım!” diye gezen kaç insan görüyoruz? İnsan işte, aklı hep başaramadıklarında… Son zamanlarda sürekli üstesinden gelemediğim şeyler için sızlanıyorum. Hiçbir işe yetişemiyorum, sevdiklerime ve kendime vakit ayıramıyorum, hayatımın büyük bir parçası haline gelen bu blogla ilgilenemiyorum. “Galiba…” diyorum, “bu kez büyük patlıcam.” Bugün olduramadıklarımı bırakıp oldurduklarıma baktım şöyle bir dönüp. Geçmişe dönüp baktığımda aslında kafama koyduğum birçok şeyi yaptığımı gördüm. Tercihlere 3 gün kala yanından geçip tavana astıkları bitkilere ve taş şeklindeki hoporlörlerine hasta olduğum için gitmek istediğim o okulda kendimi bulunca, okumak istediğim bölümü bitirince, ergenliğimizin r&b dansçılarına özenip…

  • Güne Harika Bir Başlangıç İçin Sabah Rutininize Eklemeniz Gerekenler

    Ah başımın belası sabahlar… Kaç kere söyledim bilmiyorum, şu dünyada erken uyanmayı benim kadar sevip asla beceremeyen başka biri var mıdır merak ediyorum. Öğlene kadar uyumaya ne kadar tutkunsam erkenden ayağa dikilen insanlara da o kadar hayranım. Tıpkı okul günlerimdeki gibi, işe gitmek için evden çıkmam gereken saatten tam 20 dakika önce uyanıp apar topar hazırlanıp çıkarım. Saçlarımı alelade bir şekilde toplar, makyajımı gerekirse gittiğim yerde yaparım. Sabah insanların maruz kaldığı aksi suratımı, uyanmak için çektiğim çileleri saymayayım, buralar efkarlanır. Fakat son zamanlarda yeni bir alışkanlık edinmeye çalışıyorum. Evden çıkmam gereken saatten 1-1.5 saat erken uyanmak gibi… Hala bu işte çok iyi olduğum söylenemez, size asla yalan söyleyemem… Ama bu…

  • Ortamınızı Negatif Enerjiden Arındırmanın 4 Yolu

    Bazı evlere girdiğinizde nedenini anlamadığınız bir şekilde huzur dolduğunuz oldu mu hiç? Ya da bazı ortamlara girdiğinizde sebepsizce diken üstünde oturduğunuz oldu mu? İşte sebebi… Bunu hastayken anlatmam her ne kadar ironik olsa da evinizdeki, işinizdeki veya içinde bulduğunuz ortamdaki negatif enerjiden arınmanın yollarını ve kendi deneyimlerimi paylaştım. Güzek vakit geçirin! 🙂

  • Ruhunuzu Dinlendirmek İçin 3 Öneri

    Bizi asıl tüketenin ruh yorgunluğu olduğuna inanıyorum. Sevdiğiniz bir iş yaptığınızda, sevdiğiniz bir yere gittiğinizde veya sevdiğiniz biriyle olduğunuzda beden yorgunluğuna hiç aldırış etmeyişlerinizi düşünün. “Yoruldum ama değdi…” “Yorulduk ama çok da eğlendik, çok iyi hissediyorum…” Fiziksel yorgunluk geçer. Duş alırız geçer, uyuruz geçer, dinleniriz geçer. Fakat ruhsal yorgunluğu sadece onu beslemekle, ona vakit ayırmakla ve ona şefkat göstermekle dindirebiliriz. Toprakla temas halinde olun. Bahar geldi, ayakkabılarınızı çıkarın çimlere basın, bir bitki yetiştirin ya da… Tıpkı toprak gibi evrenin bir parçası olduğunuzu unutmayın. Evrenle bütünleşmek için, varoluşunuzu, nereden geldiğinizi hatırlamak için ağır ruhani ritüellere hiç ihtiyacınız yok. Toprağa dokunun. Sokak hayvanlarını besleyin. Karnı aç olan bir sokak hayvanı sizin sayenizde…

  • 21 Günde Sade ve Mutlu Yaşam Hareketi

    Minimalizm hakkındaki düşüncelerimi daha önce şu yazıda sizinle paylaşmıştım. Sözde sadeleşenlerden, sadeleşmeyi her şeyi bembeyaz, tek renk yapmaktan ibaret zannedenlerden uzak durulması gerektiğini düşündüğümden de (en azından bu konuda akıl almak için) öyle… Bu yazıda kendimi tekrar edip uzun uzun minimalizm akımından, ne olduğundan, neden tercih edildiğinden bahsetmek istemiyorum. Zaten bununla ilgili benim blogum da dahil olmak üzere yüzlerce yazı bulabilirsiniz. Ben kısaca sade yaşamanın insanın kendisine hizmet etmeyen şeyleri hayatında barındırmamasını sağladığına, asıl yaşama amacına odaklanmasına yardım ettiğine, kişinin kendisini dışardan değil de kendi ruhundan beslemesini kolaylaştırdığına inananlardanım. Bu yüzden de daha sade yaşamak isteyen fakat nereden başlayacağını bilemeyenler için daha önce bizzat denediğim küçük bir rehber hazırlama niyetindeyim,…

  • Sebebiniz Yeterince Güçlüyse Her Şeyi Yapabilirsiniz

    “Ben bunu yapamıyorum” cümlesine -belirli sınırlar içerisinde- pek inanmıyorum. Onun yerine “Bunu yapmak için yeterince sebebim yok” a inanıyorum. Bir şeyleri yapabilme durumumuz şartlara göre değişiyor. “Sabah erken kalkamıyorum” diyen birine çok sevdiği birinin hasta olduğunu, ilacını sabah erkenden almasının hayati önem taşıdığını ve ilacı verebilecek tek kişinin kendisi olduğunu söylediğinizi hayal edin. Ve o kişinin sabah nasıl erkenden kalkabildiğini izleyin… Verdiğim örneğin çok acımasız olduğunu farkındayım, sadece şartlar değiştiğinde insanların sınırlarının da değiştiğini anlatmaya çalışıyorum. Biraz daha yumuşatmak gerekirse, bu kişiye her erken kalktığı gün için 100000 tl vereceğinizi söyleyin. Eğer o paraya sahip olmak için yeterince sebebi varsa sizden bile erken kalkacaktır. Bundan daha önce bahsetmiştim diye hatırlıyorum,…

  • Kadınlar İsterse Neler Yapar? #Benİstersem Ajanda | Çekiliş

    Selam! Şu sıralar hayatım hızla değişmekte. Yeni iş, yeni düzen derken adapte olmam zaman alıyor. Aynı anda kendime, aileme, işime, ilişkime ve size vakit ayırmaya çalışıyorum. Hiç şikayetçi değilim, sadece bocalıyorum. Tam da bu noktada ortaya çıkan bu projeyle sonunda sizi buluşturduğum için çok mutluyum. #Benİstersem bir kadın ajandası, ismini nereden aldığımı söylememe gerek yok herhalde. Biz kadınlar istersek neler yapmayız ki? Her şeyi yapabiliriz, hem de aynı anda. Tek ihtiyacımız olan bir asistan. Güzellikten hedeflere, spordan mutfağa içinde 7 farklı kategori bulunan bu ajanda tam da bu amaçla, kendi hayatının patronu olan kadınlar için tasarlandı. Kadınlar gününün de yaklaşmasıyla bu ajandayla birlikte bir set hediye etmek istiyorum. Çekilişe katılmanız…

  • İlişkiler | Rezil Anılarımız, Klişeler, Sohbet

    14 Şubat şerefine yakın arkadaşla ilişkiler hakkında pek de ciddi olmayan bir sohbetten daha keyiflisi yokmuş, bize çok iyi geldi valla… Çok ciddiye almadan eğlenmeniz rica olunur. 🙂