• 4 Adımda Özgüven: “O Kız” Olmak

    Selam canımın içi kadınlar, güzel kızlar! Elbette söyleyeceklerim yalnızca kızlar için geçerli değil; ama bilirsiniz çoğu zaman kızlar arasında nispeten daha yoğun ve yorucu bir savaştır özgüvenli olmak. Belki bu algıyı kendi kendimize oluşturmuşuzdur, bu yüzden bu kadar zorlanırız. Herkesin hayranlıkla baktığı “O kız” olmanın tanımını da çok yanlış anlarız bu yüzden. Özellikle lise döneminde benim jenerasyonumun özgüvenli insan algısı çok farklıydı. (Mezun olalı kaç yıl oldu saymak istemiyorum, hey gidi hey…) Şimdi durum nedir bilmiyorum ama biz çok yanılmıştık. Eğer aranızda “cool” olmayı baygın ve somurtkan surat ifadesiyle gezmekle, özgüvenli olmayı insanlara yukarıdan bakmakla, korkusuz olmayı vahşi olmakla, “güzel” olmayı da her zaman çok çaba sarfetmekle karıştıran varsa benden…

  • Verimli Ajanda Nasıl Tutulur?

    Her işini yazarak halleden bir insan olarak konuşuyorum. Kafası çok dağınık mı dersiniz, aklında tutamıyor mu dersiniz, ne derseniz deyin ajanda benim hayatımı düzende tutan yegane araç. Yazmayı ihmal ettiğimde dağılıyorum, unutuyorum, savruluyorum hatta… Ajandayı mutlaka şöyle tutun böyle tutun demeyeceğim, her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır canlarım. Ben kendi yoğurt yiyişimden bahsetmek istiyorum size. 1. Aylık, Haftalık, Günlük Düzen… İçinde bulunduğunuz aya geniş açıdan bakmak size çok şey kazandıracaktır. Hangi günler önemli, hangi haftalarda neye odaklanmalısınız, hepsini aylık düzende görebilirsiniz. Sonra ayınızı haftalara bölebilirsiniz. En sona da günlük olarak halledilecek işleri bıraktık mı tamamdır. İşte başka hiçbir şey yapmasanız bile ajandanız verimli bir hale geldi bile. 🙂 2. Her Pazartesi…

  • İnsan Kaynaklarına Sorduk: CV Hazırlarken Dikkat Etmeniz Gerekenler

    Cv’niz, nam-ı diğer özgeçmişiniz, sizin kimliğinizden farksızdır. Artık işe alım dünyasında işe giriş evrak listenizde dahi aranan zorunlu evraklardan biri oldu. Böyle bir durumda özgeçmişinizi gösterişten uzak, yalın ve gerçek bilgiler doğrultusunda hazırlamanızda her zaman fayda var. Gelelim işin ufak tefek püf noktalarına… Olmazsa olmazlarımızdan: özgeçmişinizde adınız-soyadınız eksiksiz doğru biçimde yazılmalı, yani başlık siz olmalısınız. İşe alım departmanında geçirdiğim süreç boyunca CV’lerinde hayali isim hatta mahlas kullanan birçok adayla karşılaştım. Yapmayın nolur… 🙂 Eğer iki isminiz varsa kısaltma kullanmadan tamamını yazmanız işe alım uzmanlarında şüphesiz iyi bir izlenim oluşturacaktır. Örneğin P. Selin Işık… İsminizi bu şeklinde kısaltmalarla kullanmanız pek hoş karşılanmayacaktır. Devamında kişisel bilgileriniz yine aynı doğrultuda yalan beyan içermeden…

  • Kafa Dağıtıp Mutlu Eden 4 Eğlenceli Dizi

    Dizilerin, filmlerin gücünü küçümsemeyelim. 50 yaşında kazık kadar adamları ağlatanlar da, en somurtkanları kahkalarla güldürenler de onlar. Dargın olduğumuz sevgilimizi özlettirip arattıranlar da var, uzun zamandır idrak edemediğimiz gerçekleri yüzüme çarpanlar da. Biz bugün keyfimizi yerine getirip, içimizi sıcacık yapanlardan bahsedelim. Bu dizileri izlerken gün içinde sürekli düşünen zihninizi susturacak, izlediğiniz hayatlara odaklanacaksınız. F.R.I.E.N.D.S Ya ne olacaktı? 1994’te başlayan Friends tam 10 yıl sürdü. Kimse bıkmadı, keşke bir 10 yıl daha sürseydi dedirtti. New York’ta yaşayan 20’li yaşlarda 6 kişinin arkadaşlıkları, ilişkileri, başlarına gelenleri anlatan bu dizi bize dostluğu, sevgiyi, dramların içinde yuvarlansak da gülebilmeyi öğretiyor. Hatta 90’lı yıllarda teknoloji bu kadar ilerlememişken yaşanan hayatların nasıl olduğu hakkında fikir de…

  • Bir Daha Denerim, Gerekirse Yine Yapamam…

    İnsan kendini küçümsemeye meyilli mi sizce? Başarılarından çok tökezlediklerini düşünerek mi koyar genelde kafasını yastığa? “Neler başardım ha, fakat iyi başardım!” diye gezen kaç insan görüyoruz? İnsan işte, aklı hep başaramadıklarında… Son zamanlarda sürekli üstesinden gelemediğim şeyler için sızlanıyorum. Hiçbir işe yetişemiyorum, sevdiklerime ve kendime vakit ayıramıyorum, hayatımın büyük bir parçası haline gelen bu blogla ilgilenemiyorum. “Galiba…” diyorum, “bu kez büyük patlıcam.” Bugün olduramadıklarımı bırakıp oldurduklarıma baktım şöyle bir dönüp. Geçmişe dönüp baktığımda aslında kafama koyduğum birçok şeyi yaptığımı gördüm. Tercihlere 3 gün kala yanından geçip tavana astıkları bitkilere ve taş şeklindeki hoporlörlerine hasta olduğum için gitmek istediğim o okulda kendimi bulunca, okumak istediğim bölümü bitirince, ergenliğimizin r&b dansçılarına özenip…

  • Güne Harika Bir Başlangıç İçin Sabah Rutininize Eklemeniz Gerekenler

    Ah başımın belası sabahlar… Kaç kere söyledim bilmiyorum, şu dünyada erken uyanmayı benim kadar sevip asla beceremeyen başka biri var mıdır merak ediyorum. Öğlene kadar uyumaya ne kadar tutkunsam erkenden ayağa dikilen insanlara da o kadar hayranım. Tıpkı okul günlerimdeki gibi, işe gitmek için evden çıkmam gereken saatten tam 20 dakika önce uyanıp apar topar hazırlanıp çıkarım. Saçlarımı alelade bir şekilde toplar, makyajımı gerekirse gittiğim yerde yaparım. Sabah insanların maruz kaldığı aksi suratımı, uyanmak için çektiğim çileleri saymayayım, buralar efkarlanır. Fakat son zamanlarda yeni bir alışkanlık edinmeye çalışıyorum. Evden çıkmam gereken saatten 1-1.5 saat erken uyanmak gibi… Hala bu işte çok iyi olduğum söylenemez, size asla yalan söyleyemem… Ama bu…

  • Ortamınızı Negatif Enerjiden Arındırmanın 4 Yolu

    Bazı evlere girdiğinizde nedenini anlamadığınız bir şekilde huzur dolduğunuz oldu mu hiç? Ya da bazı ortamlara girdiğinizde sebepsizce diken üstünde oturduğunuz oldu mu? İşte sebebi… Bunu hastayken anlatmam her ne kadar ironik olsa da evinizdeki, işinizdeki veya içinde bulduğunuz ortamdaki negatif enerjiden arınmanın yollarını ve kendi deneyimlerimi paylaştım. Güzek vakit geçirin! 🙂

  • Ruhunuzu Dinlendirmek İçin 3 Öneri

    Bizi asıl tüketenin ruh yorgunluğu olduğuna inanıyorum. Sevdiğiniz bir iş yaptığınızda, sevdiğiniz bir yere gittiğinizde veya sevdiğiniz biriyle olduğunuzda beden yorgunluğuna hiç aldırış etmeyişlerinizi düşünün. “Yoruldum ama değdi…” “Yorulduk ama çok da eğlendik, çok iyi hissediyorum…” Fiziksel yorgunluk geçer. Duş alırız geçer, uyuruz geçer, dinleniriz geçer. Fakat ruhsal yorgunluğu sadece onu beslemekle, ona vakit ayırmakla ve ona şefkat göstermekle dindirebiliriz. Toprakla temas halinde olun. Bahar geldi, ayakkabılarınızı çıkarın çimlere basın, bir bitki yetiştirin ya da… Tıpkı toprak gibi evrenin bir parçası olduğunuzu unutmayın. Evrenle bütünleşmek için, varoluşunuzu, nereden geldiğinizi hatırlamak için ağır ruhani ritüellere hiç ihtiyacınız yok. Toprağa dokunun. Sokak hayvanlarını besleyin. Karnı aç olan bir sokak hayvanı sizin sayenizde…

  • 21 Günde Sade ve Mutlu Yaşam Hareketi

    Minimalizm hakkındaki düşüncelerimi daha önce şu yazıda sizinle paylaşmıştım. Sözde sadeleşenlerden, sadeleşmeyi her şeyi bembeyaz, tek renk yapmaktan ibaret zannedenlerden uzak durulması gerektiğini düşündüğümden de (en azından bu konuda akıl almak için) öyle… Bu yazıda kendimi tekrar edip uzun uzun minimalizm akımından, ne olduğundan, neden tercih edildiğinden bahsetmek istemiyorum. Zaten bununla ilgili benim blogum da dahil olmak üzere yüzlerce yazı bulabilirsiniz. Ben kısaca sade yaşamanın insanın kendisine hizmet etmeyen şeyleri hayatında barındırmamasını sağladığına, asıl yaşama amacına odaklanmasına yardım ettiğine, kişinin kendisini dışardan değil de kendi ruhundan beslemesini kolaylaştırdığına inananlardanım. Bu yüzden de daha sade yaşamak isteyen fakat nereden başlayacağını bilemeyenler için daha önce bizzat denediğim küçük bir rehber hazırlama niyetindeyim,…