Modern Dünyayı Protesto Biçimi: Slow Movement

Modern hayatı eleştiren ve hayatın farklı alanlarında hızlı tüketime karşı bir kültürel dönüşümü savunan bir toplumsal hareket olarak karşımıza çıkan Slow Movement kavramı, İtalya’da doğmuştur. Bu hareketin tam ortasında Mc Donalds yer almaktadır. Hızlı yeme alışkanlığını protesto etme amacıyla ortaya çıkan yavaş hareketi, sonrasında hayatın her alanında hıza karşı açılan bir savaş olmuştur ve amacı; insanların hayattan zevk alacağı unsurları gözden kaçırmasını önlemektir.

Slow Movement: Hayatı kendi hızında yaşama hareketi

Yavaş hareketi, küreselleşme ve modernleşmenin sebep olduğu giderek artan hızlı yaşam formuna ve tüketim alışkanlıklarının hızına karşı başkaldıran, alternatif bir yaşam biçimini ortaya koymaktadır.

Bu hareket; stres düzeyi yüksek, tüketime dayalı, tatminsiz, rekabetçi yaklaşımı sömüren yaşamı sorgulamaktadır. Küreselleşen dünyanın bizi hıza zorlaması, hiçbir şeye yetişememek, her şeye geç kalmak, sıkışıp kalma endişeleri ile boğuştuğumuz zamanlar içinde; yavaşlık kavramının bize yansıttığı izlenim, olması gerekenden daha yavaş hareket etme olarak karşımıza çıkmaktadır. Oysa anlatılmak istenen her şeyi yavaş yapmak değil, olması gereken hızda, keyif alarak, olması gerektiği gibi yapmaktır. 

Hayatı olması gereken hızda yaşamak; dinlediğimiz müzikten keyif almak, yediğimiz yemekten tad almak gibi kaliteli bir ana odaklanmayı sağlamaktır. Aslında hız, her anlamda kaliteyi ve estetiği kendisinden uzaklaştırmaktadır.

İçinde bulunduğumuz zamanın hızına yetişememenin bize korkunç gelmesi sonucu; aceleci, endişeli, mutsuz ve endişeli bireyler haline geldik. O hız çarkının içine girmemeyi başardığımızda daha keyifli bir yaşamın da olabileceğinin farkına varacağız.

Slow Movement felsefesini nasıl benimseyebiliriz?

  • Hayır demeyi öğrenin. Sizi bunaltan, mutsuz olmanıza neden olacak, sizi strese sokacak zaman ve durumlara karşı hayır diyebilmelisiniz.
  • Teknoloji aletlerinin kullanılmasını sınırlayın. Sosyal medya, mailler ve mesajlar dikkatinizi dağıtıp anda olmanızı, anda kalmanızı zorlaştırmaktadır.
  • Gece uykunuzu en az 8 saat olarak planlayın ve uygulayın. Bu, bedeninizin dinlenmesinde ve yenilenmesinde oldukça önemlidir.
  • Nefes egzersizlerine başlayın.
  • Günde en az yarım saatlik, sizi iyi hissettirecek, rahatlatacak bir zaman dilimi ayırın. Bu zaman diliminde kitap okuyabilir, el işi ya da resim yapabilirsiniz.
  • Doğa yürüyüşlerine başlayın.
  • Stres ve baskı altında kalmanıza neden olabilecek eylemlerden kaçının. Günün sonunda iyi olmanız her şeyden önemlidir.
  • Bedeninizdeki kan akışını hızlandırmak, rahatlamak, gevşemek ve zihninizdeki odaklanmayı arttırmak için egzersiz yapın.
  • Meditasyona başlayın ve düzenli olarak yapmaya niyet edin.

Yavaşlama hareketinin çeşitli alanlara uygulanması ile yavaş tüketim, yavaş beslenme, yavaş okuma, yavaş spor, yavaş ebeveynlik, yavaş seyahat gibi alt türleri ortaya çıkmıştır.

Slow Movement Manifestosu

İş kitabı koçu olan Christopher Richards’ın Slow Movement Manifestosu’nu hatırlayalım:

“Bizi hızlanmaya zorlayanlar var.

Direniyoruz!

Ne bayrak atacak, ne de başarısız olacağız.

Ofiste ve yollarda yavaşlayacağız.

Çevremizdeki tüm insanlar (hiçbir şey ifade etmeyen) hiper-aktivitenin sinir bozucu durumundayken biz, kendimize duyduğumuz güvenle yavaşlayacağız.

Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.

Tarlalarda ve caddelerde yavaşlayacağız, tepelerde yavaşlayacağız, asla teslim olmayacağız!

Çevrenizdekiler hızlanırken siz yavaşlarsanız bizden birisiniz demektir.

Diğerlerinden biri değil, bizden biri olduğunuz için gurur duyun.

Çünkü diğerleri hızlı biz ise yavaşız.

Yapmaya değer bir şey varsa onu yavaşça yapmaya da değer.

Bazıları doğuştan yavaştır -diğerleri buna mecbur kalırlar.

Ancak bir fincan sabah çayıyla yatakta uzanmanın insanoğlunun en iyi hali olduğunu bilen birileri hâlâ var.”

Ve son olarak şunu da eklemek isterim. İlk defa araba ile yolculuk yapan bir yerlinin dediği gibi: “O kadar hızlı gittik ki ruhumuz geride kaldı.”

Sevgiyi yayalım! Paylaş:
Avatar photo

Akademisyen, İş yaşamının insani yönünü irdeleyen çeyrek asırlık bir İK profesyoneli. Bireysel Gelişim Koçluğu, Farkındalık Koçluğu ve Kariyer Koçluğu çalışmaları halen devam etmektedir. Hayatta başımıza gelenlerin sonuçlarından çok, nedenleriyle ilgilenen bir "Ayurveda" takipçisi... Marmara Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nde lisans ve iki yüksek lisans derecesine sahip; Yeni İnsan Kaynakları Yönetimi Yaklaşımları, Farklılıkların Yönetimi, Çalışma Hayatında Zor İnsanlarla Başa Çıkma Yöntemleri, Kendini Gerçekleştirme, Etkili İş Görüşmesi Teknikleri konularında uzun yıllar çalışmış ve eğitimler vermiştir. Çeşitli Kişisel Gelişim eğitim ve atölyelerinde yer alarak insanın iç dünyasına yönelik çalışmalarını derinleştirmiştir. Hepsi bir yana, Zor İnsanlarla Etkili İletişim, Kişilik Tipleri, Kişilik Analiz Yöntemleri, Ennegram Kişilik Modelleri ve buna bağlı İletişim Biçimleri, Kariyer Koçluğu, Motivasyon, Tükenmişlik gibi, hayatın insanları sınadığı noktalarda, mücadele edebilmeyi konu eden çalışmalarda eğitim vermeye ve yazılar yayınlamaya devam etmektedir.