Bozulmuş Yeme Davranışımı Nasıl Değiştirebilirim?

Yeme bozuklukları ve bozulmuş yeme davranışları, pandemi ile birlikte tüm dünyada artış göstermiştir. Yeme bozuklukları Anorexia Nervosa, Bulimia Nervosa, Binge Eating Disorder vb. DSMV-5 kriterlerini karşılayarak tanı almış hastalıklardır. Yeme bozukluklarının tedavisi için hekim, psikiyatrist ve diyetisyen eşliğinde multidisipliner bir çalışma gerektirmektedir. Bozulmuş yeme davranışı ise bireylerin duygusal değişimlerine bağlı olarak, yeme tutumlarının artması/azalması, bir besini çok isteme, açlık/tokluk duygularını anlayamama gibi semptomlara yol açar. Bu durumlar psikolojik ve fiziksel olarak bireyleri oldukça rahatsız ederek beden kütlelerinde artışa veya azalmaya sebebiyet verebilir.

Bozulmuş yeme davranışları kısır bir döngü içerir. Örneğin, kişi “sağlıksız/kötü/günah” gibi etiketlerle kafasında bir yiyeceği veya bir içeceği kodlar. Bu besine bir yasak getirir ve belli bir zaman dilimi içinde bu besini hiçbir koşul altında tüketmez. Daha sonra yasak olan bu besin herhangi bir duygusal tetikleyici ile en çok aranan ve acilen tüketilmesi gereken bir besin olur. Sonuç olarak, bu besin normal tüketiminden fazla tüketilir ve birey kendini kötü/suçlu hisseder. Söz konusu besinin kodu ise hala aynı kalır.

İlgini çekebilir: Yeme Bozukluklarına Dair 9 Efsane ve Gerçekleri

Bozulmuş yeme davranışı döngüsünü kırmak için neler yapılabilir?

Bozulmuş yeme davranışı döngüsünü kırmak için profesyonel destek almak oldukça önemlidir. Bu durum ile başa çıkmak içi bireysel olarak yapabileceklerimizi ise aşağıdakiler gibi sıralayabiliriz.

Etiketleri kaldırmak

Yiyecek veya içecekleri “iyi – kötü” etiketlerinden çıkartabilmek ve her besinin tüketebilir olduğunu kabul ederek kendine izin vermek oldukça önemlidir.

Dijital saat kullanımı ve kalori sayımı uygulamalarını geçici bir süre kaldırmak

Genellikle bozulmuş yeme davranışı olan bireyler bir kaloriye sadık kalmak isterler. Ancak bu da duygusal tetikleyiciler arasındadır ve kalori sayımının bırakılması kişiye yardımcı olmaktadır.

Açlığa saygı duymak

Herkes metabolik faaliyetleri sonucu acıkır. Ancak acıkmayı su, sakız, kahve vb. alışkanlıklarla erteleyen bireylerin sonrasında daha fazla yiyecek tükettikleri araştırmalarla desteklenmiştir. Bundan ötürü, açlığınızı değerlendirip tokluğa ulaşıncaya dek bedeninizi besleyin, ona saygı duyun.

Tartıdaki sayıyı unutmak

Tartı sürekli değişkenlik gösteren bir sayıdan ibarettir; bir hedef değil. Bu yüzden sürekli tartılmak yerine önce yeme tutumu üzerine çalışılmalıdır.

Başkaları ile kıyas yapmamak

Her birey kendine özgüdür. Dolayısıyla her bireyin beslenme şekli, egzersiz şekli, kilosu, boyu kendine hastır. Başkaları ile kıyas yapmak duygusal tetikleyicileri harekete geçireceğinden kişi sadece kendini iyi hissetmeye odaklanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki bozulmuş yeme davranışları düzeltilmediğinde tanı alabilecek yeme bozukluklarına dönüşebilir. Bundan ötürü, bir diyetisyen denetimi altında beslenme planı oluşturulmalı ve sürdürebilir bir yaşam tarzı bireye özgü hazırlanmalıdır.

Sevgiyi yayalım! Paylaş:
Avatar photo

Uzun yıllar boyunca her spor branşını denemiş, yeme bozukluğu ile savaş vermiş, lisanslı su topçu olmuş Diyetisyen & Eğitmen Nil Göknar, lisans eğitimini Yeditepe Üniversitesi - Beslenme ve Diyetetik bölümünde tamamlamıştır. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Egzersiz ve Spor Bilimleri Lisans Programına devam etmektedir. Amerikan Hastanesi, çoğu özel ofisler, Fit Together, Beykoz Devlet Hastanesi ve kliniklerde stajyer olarak çalışmıştır. Bu süreçte Fitness Beslenmesi, Fitness Program Dizaynı, Sporcu Beslenmesi, Fitoterapi, Klinik Beslenme, Yeme Bozuklukları hakkında çeşitli eğitimlere katılmıştır. Okul yılları süresince ise MacFit-Cadde kulübünde Personal Coach olarak çalışmış ve bu süreçte dans ve eğitmenlik konusunda kendisini geliştirmiştir. Halen Personal Coach & Reformer Pilates Eğitmeni ve Diyetisyen olarak MacFit Ckm kulübünde çalışmakta, online diyet hizmeti sağlamaktadır. CoreNut Studio kurucularından olan Göknar, sağlıklı beslenmenin iştah açıcı bir yaşam tarzı olduğunu, egzersizlerin keyifli olabileceğini ve bireylerin farkındalık ile bedenlerini sevebileceklerini savunmaktadır.