fbpx
bağlanma stili

Bağlanma Stiliniz İlişkiniz Hakkında Ne Söylüyor?

Yapılan araştırmalara göre; bazı bağlanma stiline sahip olan insanlar, diğer stillere sahip olanlara göre ilişkilerinde daha mutlu oluyorlar. Peki nedir bu bağlanma stili, hangi bağlanma stilleri ilişkilerinde daha mutlu oluyor? Birlikte inceleyelim.

Bağlanma stili nedir?

Bağlanma, ‘başka bir insanla kurulan bağ’ olarak tanımlanabildiği gibi, J. Bowlby bağlanmayı ‘insanlar arasında devamlılık gösteren psikolojik bir bağlılık’ olarak tanımlamıştır. John Bowlby’nin bağlanma kuramında çocukların kendisine bakım veren kişiyle (genellikle annesiyle) olan ilişkisi, yetişkinlikteki diğer insanlarla kurduğu ilişki için bir model sayılmıştır. Bu kurama göre 3 tür bağlanma tarzı vardır: Güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma ve kaçıngan bağlanma.

Bağlanma stilleri sadece ilişkileri değil, yetişkinlerin ilişkilerindeki strese ve ayrılıklara karşı nasıl tepki göstereceğini de etkiler. O halde bu bağlanma stillerine ve ilişkide nasıl gözlemlendiğine bir bakalım.

İlgini çekebilir: İlişkilerde Kendinizi Sabote Ettiğinize Dair 5 İşaret

Güvenli Bağlanma

Bu bağlanma stiline sahip olan insanlar:

  • Genellikle başkalarına yaklaşmakta, güvenmekte ve bir ilişkiye başlamakta zorluk çekmezler.
  • İlişkilerinde sevgi, bağlılık ve güven olduğunu belirtirler. Sürekli terk edilme korkusu yaşamazlar.
  • Partnerinin hatalarına rağmen onu kabul eder ve desteklerler. Aralarındaki konuşmalar da sıcak ve samimidir.
  • Kendilerini, duygularını partnerine karşı dışa vurmaya daha eğilimlidir.
  • Partnerinden destek istemekten kaçınmazlar, partnerine duygusal destek verirler.
  • Evliliği sürdürme olasılığı, diğer bağlanma tarzlarına göre daha fazladır.
  • Diğer bağlanma tarzına sahip yetişkinlere göre, ilişkilerinde daha mutludurlar veya mutlu olma olasılıkları daha yüksektir.
  • Ve beklendiği üzere bu kişiler, genellikle benzer bağlanma tarzına sahip kişilerle eşleşirler.

Kaygılı Bağlanma

Bu bağlanma stiline sahip olan insanlar:

  • Adı üstünde, kaygılı bağlanma stiline sahip kişilerin ilişkilerinin ana teması kaybetme korkusudur ve bu sebeple çoğu zaman kaygı yaşarlar. Tabii bu korku ilişkilerindeki davranışlarına da yansır ve ilişkilerinin bozulmasına yol açar. Örneğin; partnerinin davranışlarında onu kaybedeceğine dair ipuçları arar, bu kaybetme korkusunun fazlalığı sonucunda da partnerini kısıtlamaya başlaması muhtemeldir.
  • Sık sık aşık olur, ancak aradıkları mutluluğu bulmakta zorlanırlar.
  • Eşlerini kaybetmekten korktukları için onları mutlu etmek adına neredeyse her talebi yerine getirmeye hazırdırlar.
  • Başkaları tarafından kabul edildiklerinde, sevilmeye değer olduklarını kanıtlamış hissederler. Partnerleri bu güçlü samimiyet gereksinimlerini karşılamadığında hayal kırıklığı yaşama ihtimalleri yüksektir.
  • Kaybetme korkuları çok yoğun olduğundan, ilişkilerinde yaşanabilecek sıradan olayları bile tehdit olarak algılayabilirler.
  • Romantik ilişkileri bittiğinde yüksek düzeyde stres yaşarlar.
  • Bu kişilerin, kendilerine karşılık vermeyen kişilere aşık olma olasılıkları daha yüksektir.

Kaçıngan Bağlanma

Bu bağlanma stiline sahip olan insanlar:

  • Başkalarına güvenmekte, yaklaşmakta ve bir ilişkiye başlamakta zorlanırlar.
  • Ayrılmanın kaçınılmaz olduğu düşüncesiyle bir ilişkiye başlamak istemeyebilirler. Bağlanma konusunda isteksiz olurlar.
  • Gerçek aşkın filmlerde olduğuna, gerçekte olsa bile sonsuza dek sürmeyeceğine inanabilirler.

İlgini çekebilir: İnandıkların Gerçek mi? İlişkide Gerçekçi Olmayan Düşünceler

Bağlanma stili değişebilir mi?

Hangi bağlanma stili sahip insanların ilişkide daha mutlu olduklarını tahmin etmişsinizdir: Güvenli bağlanma stili. Bağlanma stili güvenli olmayanlar için ise güzel haber! Araştırmalar, insanlar uzun süreli bir ilişkiye girdiklerinde bağlanma stillerinin değişebilmesinin mümkün olduğunu gösteriyor. İki yıllık bir ilişkide kişilerin %30’unun bağlanma tarzını değiştirebildiği görülmüştür. Bazı ilişkiler, insanlara çocukken sunulmayan güvenli bir model oluşturur ve kişin bu konuda farkındalık geliştirebilirse bağlanma tarzını da değiştirmesi mümkündür.

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Çocukluğunda karar verdiği mesleğini gerçeğe dönüştüren Zeynep Bağdat, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra Üsküdar Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programına başladı. Tez çalışmasını tamamladıktan sonra uzmanlığını aldı. Üç yıldır kamuda ve klinikte çalışmaya devam ederken psikolojinin her alanıyla ilgili araştırmaya, öğrenmeye ilgi duyduğundan Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimlerini tamamladı. Seyahat ederken keşfetmeye, okurken öğrenmeye ve yazmaya ilgi duymakta.