fbpx

Tatlı Krizi ile Baş Etmek İçin Neler Yapabiliriz?

Bazen öyle zamanlar olur ki her gün tatlı yemeden rahat edemezsiniz. Yemek sonrasında vücudunuz beyninize tatlı yemeden “doydum” sinyali göndermez. Gece çikolata yemeden uyuyamaz hale gelirsiniz. Tatlı krizi birçoğumuz için üstesinden gelmeyi arzuladığımız bir durum. Dahası, tatlı krizleri yalnızca formunuzu etkilemekle kalmaz; bir sağlık sorunun habercisi de olabilir. Gelin birlikte, tatlı krizlerinin muhtemel sebeplerine ve onunla nasıl baş edeceğimize göz atalım.

Tatlı krizinin sebepleri nelerdir?

Tatlı krizi, birkaç sebep sonucunda meydana gelir. Birincisi damak tadı ve beslenme alışkanlığınızı bu şekilde geliştirmiş olabilirsiniz. Bu durumda psikolojik olarak tatlının sizi mutlu ettiğine ve tatlı yemeye ihtiyacınız olduğunuza inanırsınız. Bir başka ihtimal ise insülin denen iştah canavarı, pankreas tarafından kontrolsüz salınmasıdır. Her üç durumu da çözmek ve tatlı krizlerinin üstesinden gelmek mümkündür.

Sürekli tatlı yeme ihtiyacı, açlık halinde konsantrasyon güçlüğü, agresiflik hali, yemekten 3 – 4 saat sonra anormal acıkma ve gece tatlı isteği gibi şikayetler insülin metabolizmasında bozukluğu düşündürür. Özellikle fazla kilonuz varsa ve bu yağlanma karın bölgenizde dikkat çekici ise mutlaka bir endokrinoloji ve diyabet uzmanına danışın. Sadece açlık kan şekerine bakmak böyle bir durum için yeterli değildir. Mutlaka insülin ve glikoz metabolizması beraber değerlendirilmelidir. Bazı kişiler için fazla kiloların sorumlusu da bu durumdur. Bu durumda, yediklerinizin enerji olarak kullanılamayıp yağ olarak depolanması muhtemeldir.

İlgini çekebilir: Depresyon ve Beslenme İlişkisi: Ruh Sağlığına İyi Gelen Besinler

Tatlı krizi ile nasıl başa çıkarız?

Sürekli tatlı yeme isteğiyle baş etmek için tıbbi ölçüm ve değerlendirmelere paralel olarak beslenme düzeninin değişmesi de önemlidir. Tatlı krizine çözüm olan maddelere göz atalım.

Ara öğünler

Ana öğünlerdeki besin tüketimini azaltıp üç ana öğüne üç ara öğün eklenmelidir. Böylece, azar azar ve sık beslenilerek kan şekerinin dengede olması sağlamak mümkündür. Ana ve ara öğünler arası en fazla üç saat olmalıdır. Aksi takdirde, uzun süren açlık durumlarında kan şekeri düşer tatlı isteği artar.

İlgini çekebilir: Düşük Şeker İçeriğine Sahip Meyveler ve 3 Leziz Smoothie Tarifi

Basit karbonhidrattan kompleks karbonhidratlara geçiş

Basit karbonhidratlar kan şekerinin daha çabuk yükselip, çok ani düşmesine de neden olacaktır. Kompleks karbonhidratlar ise kana daha yavaş geçerek, kan şekerini daha yavaş yükseltip, uzun süre aynı seviyede kalmasını sağlar. Bu nedenlerden dolayı en iyi seçim, kompleks karbonhidratlardır. Kompleks karbonhidratlara en iyi örnekler; bulgur, kepekli ekmek ve kuru baklagillerdir. Bu besinlerin proteinle birlikte tüketimi, kan şekeri için daha olumlu bir seçimdir.

Posa (Diyet lifi)

Posa veya diyet lifinin pek çok faydası olduğu bilinmektedir. Reaktif hipoglisemi durumlarında da oldukça faydalıdır. Posa, mide boşalmasını geciktirerek, daha uzun süre tok kalmamızı ve şekerin kana daha uzun sürede geçmesini sağlar. Böylelikle kan şekerinin ani bir şekilde yükselmesini engelleyerek onu uzun süre aynı seviyede tutar.

Aç karnına meyve yemeyin

Bozulmuş glukoz toleransı, hipoglisemi ve insülin salınımında bozukluk gibi prediyabet/diyabet teşhisiniz varsa hem regülasyon hem de tatlı isteğini azaltmak için tek başına meyve yemeyin. Yediğiniz meyvenin yanına mutlaka protein ekleyin. Protein, şekerin daha yavaş emilmesini sağlar.

İlgini çekebilir: Diyabete Karşı Önleminizi Erken Alın: Prediyabet İçin İpuçları

Eğer alkol tüketecekseniz, yine aynı yolu izlemelisiniz. Kesinlikle aç karnına alkol tüketmeyin ve tüketecekseniz yanında mutlaka protein alın. Peynir, yoğurt, ayran, süt, meyve ile yapılan ara öğünlerde mutlaka olmalı. Protein kaynağı olarak fındık da tercih etmek mümkün.

Beslenme şeklimizi doğru yöneterek tatlı krizlerinin önüne geçmek mümkün. İyi haber ise uzun süre tatlı tüketmediğinizde canınız bir süre sonra neredeyse hiç tatlı istemeyecektir.

Sağlıklı günler!

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde lisans eğitimini başarıyla tamamlayıp birçok özel ve kamu kurumlarında çeşitli danışanlarla görüşme fırsatı bulan Gülseren, eğitim hayatı boyunca birçok kongre ve konferanslara katılarak kendini geliştirmiş ve gönüllü olarak birçok etkinlikte görev almıştır. Mezuniyet sonrası mesleğini sosyal medya üzerinden online yürütmenin yanı sıra gerek yerel gazeteler gerek birçok sağlık sayfasında yazarlık yapmaktadır. Güncel konuları her zaman yakından takip eder ve araştırmalar yapmaktan keyif alır.