fbpx

Psikolojik Roman Okumayı Sevenler İçin 5 Kitap Önerisi

Bazı romanlarla özdeşleşmemiz çok kolaydır. Çünkü içinde bizden bir parça taşır. Yazar, bizim hayatımızdaki o duygusal parçaları karakter vasıtasıyla öyle güzel yansıtır ki bize, bir ayna görevi görür. Okuduklarımız zihnimizdekilerin karşılık bulmuş hali gibidir. Böylesi bir hissi de bize en iyi psikolojik tahlil içeren romanlar verebilir diye düşünüyorum. Hem psikolojik analizlerini ve anlatımlarını çok beğendiğim, hem de uygun olduğunda danışanlarıma seanslarda önerdiğim bazı psikolojik roman örneklerini sizin için derledim. Hazırsanız başlayalım!

İvan İlyiç’in Ölümü – L.N. Tolstoy

Ölüm ve ölüm psikolojisi gibi ağır ve derinlikli bir konuyu ortalama 80 sayfada bize nasıl bu kadar yoğun ve gerçekçi anlatabildi Tolstoy, bilmiyorum. Konusundan kısaca bahsedecek olursam, kurallar dahilinde yaşamaya önem göstererek hayatını sürdürmüş bir insanın ölüm kavramıyla yüzleşmesini okuyoruz bu kitapta. Ölüm gerçeğiyle yüzleşmeye çalışan ve ölüme giden yolda hayatı sorgulayan bir insanın zihninden neler geçtiğini en iyi okuyabileceğiniz kitap bu olabilir diye düşünüyorum. İçinde Yas sürecinin aşamalarından (Kübler-Ross Yas Modeli) ve Varoluşçu Psikoterapi Yaklaşımlarından da parçalar bulabileceğiniz bu kitapta acıyı, öfkeyi, kederi, kızgınlığı ve daha nice duyguyu baş karakterle birlikte hissedeceksiniz.

Yaşamak – Yu Hua

Çin’de yer alan bir köyde bir gezginin tarlada gördüğü kişinin yaşam öyküsünü dinlemesi ile başlayan kitapta Fungui isimli karakterin gençlik dönemlerinden yaşlılık dönemlerine kadar uçlarda yaşanmış hayat hikayesini bizlere aktarmış yazar. Benim görüşüme göre kitap, yaşamak eylemini şartlar ne olursa olsun sürdürme motivasyonumuzu ele almış. Aile bağlarından ve aile ilişkilerinden de bolca bahsedilen kitapta baş karakterimize kimi zaman kızıyoruz, kimi zaman onun adına üzülüyoruz. Tam olarak iyi ya da kötü bir çıkarımda bulunamıyoruz. Çünkü o mükemmel değil. Hataları var. Tıpkı hepimiz gibi. İnsanı insana anlatan güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum.

İlgini çekebilir: Kitap Okumanın Fiziksel ve Zihinsel Sağlığınıza 8 Faydası

Patrick Melrose Serisi – Edward St. Aubyn

Patrick Melrose serisi, yazarın yarı otobiyografik roman olarak adlandırdığı çocukluk travmaları, istismar, madde bağımlılığı, depresyon gibi pek çok psikolojik problemin okuyucuya aktarıldığı bir roman serisi. Seride toplam beş kitap bulunuyor. Özellikle ilk kitapta çocukluk döneminde ebeveyn ihmalkarlığı, cinsel istismar konularını ve çocukluk çağı travmalarının nasıl oluştuğunu okuyoruz. Okurken keşke sadece romanda okusak dediğimiz oldukça hayatın içinden olaylar geliştiğini görüyoruz. İkinci kitapta ise istismar ve ihmal edilen çocuğun genç erişkinlik zamanına gidiyor ve bağımlı bir birey oluşunu, bunun altında yatan çözülmemiş travmanın etkisini ve belki de bir yüzleşme sancısını okuyoruz. Diğer kitaplarda ise yetişkinlik, evlilik, yüzleşme, affetme gibi konuların işlendiğini söyleyebilirim.

İmkansızın Şarkısı – Haruki Murakami

Bir yolculuk sırasında ‘Norwegian Wood’ isimli şarkıyı duyup ilk gençlik yıllarına giden 37 yaşındaki Toru Watanabe isimli karakterinin gençlik yıllarını konu alan bu roman, benim için en hızlı okuduğum kitaplardan oldu diyebilirim. Aslında kitabın genel havası karamsar ve depresif olsa da ben de bıraktığı his naiflik ve şefkat oldu. Bunun sebebinin yazarın baş karakterin gençlik ve ergenlik döneminde yaşadığı her bir hissin, düşündüğü her bir düşüncenin bana çok gerçekçi gelmiş olması olduğunu düşünüyorum. Ergenlik dönemi kimlik kazanımı ve kendini keşfetme aşamaları bize realist bir pencereden aktarılmış. Ana temasını aşkın ve ölümün oluşturduğu bu kitap, ergenlik dönemini yaşamış herkes için nostaljik ve özdeşleşilecek bir anlam taşıyacaktır. Özel tavsiyem bir kış günü Spotify uygulamasından ‘Norwegian Wood- Haruki Murakami’ isimli çalma listesini dinleyerek okumanız.

İlgini çekebilir: Hayata Bakışını Tamamen Değiştirecek 3 Kitap Önerisi

Korku – Stefan Zweig

Edebiyatla az çok ilgili biri, Zweig’ın psikolojik betimlemeler konusunda ne denli başarılı olduğunu biliyordur diye tahmin ediyorum. Bu kitap ise adını bir duygu olan korkudan alan salt bir duyguyu anlatan bir psikolojik roman. Kitapta rahat bir yaşam süren bir kadının eşini aldatması ve akabinde bir şantajcının onu tedirgin etmesiyle başlayan bir duygu aktarımını okuyoruz. Korku duygusu, insanoğlunun hissetmekten en çok korktuğu duygu olabilir. Ne derece ironik dursa da bizi zorlayan da korkuyu hissetmekten korkmak oluyor çoğu zaman. Bu kitapta da bir insanın korku bataklığına düşmesini ve korkunun kendisinden korkar hale gelmesini okuyacaksınız.

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Kendini bildi bileli psikolog olmak isteyen Özge Karatuğ, Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümünü bitirdi. Ardından 2 yıl özel sektör ve kamu sektöründe çalışıp en başından beri istediği psikoterapist olmak hedefini gerçekleştirmek için istifa etti ve İstanbul’a taşındı. Psikoterapist olma yolunda Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Şu anda psikolojinin her alanıyla ilgili sürekli okumaya, araştırmaya, öğrenmeye ve bu öğrendiklerini uygulamaya devam etmektedir. Terapi ekolü olarak Bilişsel Davranışçı Terapi başta olmak üzere Şema Terapi, Mindfulness Temelli Terapi ve Kabul ve Kararlılık Terapisi yaklaşımlarını benimsemekte.