fbpx

İlişkilerde Kendinizi Sabote Ettiğinize Dair 5 İşaret

Kimi zaman bizi sabote eden kişiyi dışarda bir yerlerde aramamıza gerek olmuyor, bu kişi biz olabiliyoruz. Peki kendimize bunu neden yapıyoruz? Çoğu zaman kendimizi sabote etme davranışı, diğer bir adıyla self sabotaj, kendimize yeterince değer vermemekten ve kendimizi sevilesi görmemekten kaynaklanıyor.

Kendimizi hangi yollarla sabote ederek bize kötü gelen yine biz oluyoruz, birlikte inceleyelim.

Kendi ihtiyaçlarımızı görmezden gelerek başkalarının ihtiyaçlarını önceliklendirmek

Sizi duygusal açıdan zorlayan, ilişkinizde pek de bir anlam bulamamaya başladığınız, her düştüğünde koştuğunuz ancak sizin desteğe ihtiyacınız olan zamanlarda yanınızda olmayan bir arkadaşınız var mı? Bu tarz durumlarda genellikle o kişinin bize iyi gelmediğini kabul etmekte zorlanabiliyor, sinyalleri görmezden gelebiliyoruz. Ancak o kişiye iyi gelmeye devam etmek için kendimizi zorladığımızda bu aslında kendi ihtiyaçlarımızı arka plana attığımıza işaret ediyor.

İlgini çekebilir: Toksik Arkadaşlık: Arkadaşının Gerçek Bir Arkadaş Olmadığını Gösteren 6 İşaret

Bazı günler sadece kendi başımıza kalmak, saatlerce kitap okumak veya dizi izlemek isteyebiliyoruz. Tüm bunlar nasıl ihtiyaçlarımızsa kiminle ne oranda iletişim kurmak istediğimizi de bir ihtiyaç olarak görüp yeniden değerlendirmek iyi bir seçenek gibi duruyor. Neticede karşımızdaki kişi çok sevdiğimiz biri olsa dahi o gün beraber vakit geçirmeyi istemememiz oldukça doğal.

Terk edilme ya da fazla yakınlaşma korkusuyla insanları itmek

“Ya sonunda üzülen yine ben olursam?”, “Ayrılırsak tek başıma her şeyin üstesinden nasıl geleceğim?”, “Ya kendimi açmak beraberinde incinmeyi de getirirse?”. Zaman zaman bu gibi soruları kendimize yönelterek yeni başlayan ya da başlama ihtimali olan bir ilişkiyi daha en başından ortadan kaldırabiliyoruz. Nasıl olsa bir gün “biteceği” düşüncesine sahip olmak veya bir kişiyi tanımak için göstereceğimiz çabayı gözümüzde büyütmek, başkalarını kendimizden uzaklaştırmamıza neden olabiliyor. Bu gibi durumlarda karşı tarafı tamamen kafa karışıklığı içerisinde bırakabiliyoruz. Karşı taraf bu durumu anlamlandıramıyor, yanlış bir şey yaptığını düşünebiliyor ya da kendisinden şüphe duyabiliyor. Aslında çoğu zaman olup biten sadece bizimle alakalı oluyor.

İlgini çekebilir: Cinsel İlişkide Yakınlaşma Korkusu

Daha iyisini hak etmediğimizi varsayarak toksik insanları hayatımızda tutmaya devam etmek

Öz saygımız düşük olduğunda, kendimizi bir şeylere “değer” görmediğimizde bize iyi gelmeyen insanları hayatımızdan uzaklaştırmak da zor olabiliyor. Bize iyi gelmeyen bu kişilerin hayatımızdaki varlığını görmezden gelebiliyor, çoğu zaman bunu kendimize bile itiraf edemiyoruz. Daha iyisini hak etmediğimizi düşünmek yerine hak ettiğimiz değeri görmek için bize zor gelen değişimler yaşamamız ya da kararlar vermemiz gerekebiliyor. Değişimden korkmayıp daha iyisinin geleceğine inandığımızda toksik insanlardan uzaklaşmamız da kolaylaşıyor. Bu kolay bir süreç değil çünkü alışkanlıklarımızın çoğu zaman tamamen yıkılmasını gerektiriyor. Ancak kendi değerimizi keşfetmek ve öz saygımızı artırmak hayatımızda var olan insanları gözden geçirmek için bir fırsat oluyor.

İlgini çekebilir: İhtiyacın Olan Şey Biraz Öz Saygı: Kendine Saygının 3 Unsuru

Kendimizden şüphe duyduğumuz için yaptığımız her işte başkalarının onayına ihtiyaç duymak

Bazı zamanlarda yetersizlik duygusu kara bir bulut gibi benliğimizi sarabiliyor. Bunun sonucunda kendimiz hakkında duyduğumuz şüphe de bizi başkalarından, özellikle de bizden herhangi bir özelliği dolayısıyla “üstün” olduğuna inandığımız kişilerden onay almaya itiyor. Hayatımızda kendimize bazı rol modeller belirlemek ve onların başarılarından ilham almak son derece doğal bir durum. Ancak bu rol model özellikle de hayatımızda var olan biriyse onun onayını almadan yaptığımız herhangi bir şeyden şüphe duymak bize hiç iyi gelmiyor. Böyle durumlarda atacağımız her adımın doğru olmama ihtimalini düşünerek kendimizi sıkışmış bir durumda bulabiliyoruz. Ancak kendimize hata yapmanın oldukça doğal olduğunu, herkesin yolunun ve hikayesinin bambaşka olduğunu hatırlatmak onay alma ihtiyacımızı azaltabiliyor.

Kendimizi sevilmeye layık bulmadığımız için başkalarının bize gösterdiği sevgiden şüphe etmek

“Biri neden beni sevsin?”, “Sevilecek bir yanım mı var?”, “Ben olsam kendimi sever miydim?”. Bu gibi soruları kendimize sık sık yöneltiyor olmamız öz şefkatimizin düşük olduğunun bir işareti olabiliyor. Kendimizi sevilmeye layık görmediğimizde, başka birinin bizi sevebilecek olma ihtimali de inandırıcı gelmiyor. Böylece başkalarının bize duyduğu sevgiden sürekli şüphe eder hale gelebiliyoruz. Burada da yine kendimize verdiğimiz değerin önemini görüyoruz. Biricik olduğumuzu hatırlayarak, biz dahil herkesin sevilmeye layık olabileceğini hatırlamak bize yardımcı oluyor. Hatalar yapsak da, tökezlesek de, birilerini kırmış olsak da veya her şeyi olması gerekenden farklı yapsak da bunlar değerimizle ve sevilmeye layık olup olmamamızla ilgili bir şey söylemiyor. Kendimize özgü her özelliğimizle sevilmeye değeriz.

Yazan: Ülfet İpek Eral | Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök

Yardımcı Kaynak: Gordon, S. (2020, September 17). How to Identify and Cope With Emotional Abuse. Verywell Mind. Retrieved from www.verywellmind.com

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Yakın İlişkiler, güncel bilimsel literatürden yararlanarak insanlara ilişkileri hakkında güvenilir bir kaynak oluşturan bir girişimdir. Sevgi ve rızaya dayalı tüm ilişkileri kapsar. Çalışma alanında romantik ilişkiler, arkadaşlık ilişkileri, cinsellik ve ebeveyn-çocuk ilişkileri bulunur.