fbpx

Yaşam Gücümüzün Kaynağı: Kök Çakra ve Mars Gezegeni

Kök çakra, birinci çakramızın yeri, omurganın en altında, bağırsakların ve anüsün birleştiği güç merkezindedir. Bacaklarımız ve ayaklarımız da bu çakra ile bağlantılıdır. Her şeyin, maddeden süptile doğru bir hiyerarşisi var. İlk çakramız da toprak elementinde olup bizi dünyaya bağlayan kök çakramızdır. Adı üzerinde “kök”. Tutunmak, var olabilmek, canlılık ve canlılığın devamı, kök hücre… Dünya ile bağlantımızı toprak elementi sağlar. Bu çakra da yaşam gücünün, yaşama bağlılığın merkezini temsil eder. Bu çakra aracılığı ile insan toprağa kök salar, ayakları yere basar. Ayakları yere basan insan ise kendini güçlü ve güvende hisseder.

Astrolojide Mars id’dir: Güdü. Barınma, beslenme, korunma ve soyun devamı ile ilgili. Bu ihtiyaçları karşılamak için müthiş bir enerjiye ihtiyaç var. İşte bu çakra aynı zamanda fiziksel enerji miktarını kontrol eder, tüm hücrelere ve dokulara enerji verir. Diğer çakraların sağlıklı, mutlu olabilmesi için bu çakranın açık olması gerekir. Dolayısı ile bu çakranın bağlı olduğu konular savaş ya da kaç, yani sempatik sinir sistemi, kabullenme ve güven duygusu, korku ve kızgınlıktır.

Kök çakra ve sembolü

Kök çakranın sembolü, içinde bir dörtgen barındırır. Dört rakamı madde ile alakalıdır; dört elementi simgeler yani dünyayı ve toprak anayı. O yüzden bu çakranın da sembolünde dörtgen yerleşmiştir. Sembolde dört taç yaprağı vardır ve her biri bir niteliği temsil eder: Mutluluk, keyiflilik, tutkululuk ve çoşkululuk.

Kök çakranın sesi

Bu dörtgen aynı zamanda LAM ses titreşimini gösterir. LA hecesi toprak elementi ile m harfi ise kozmik ses titreşimi ile ilgilidir. LAM ses titreşimi enerjisel bir güç oluşturmakta, bilinçli arınma ve konsantrasyon artışı sağlamakta. Dolayısı ile spiritüel düzeyde algılama başlatır.

Sembolün içinde bir de üçgen var. 3 sayısı, eril enerjisi olan 1 sayısı ile dişil enerjisi olan 2 sayısını sentezleyendir. 3 birleşmedir. Aynı zamanda cinsellik, yani üreme ile alakalıdır ki kök çakra üreyebilmemiz için isteği ve gücü verir.

Kök çakra ve yönetici gezegeni

Kök Çakranın yöneticisi Mars gezegenidir. Şimdi volkanik bir çöplük gibi olan Mars’a kırmızı denmesinin sebebi toprağında ve tozlarında bulunan demirin oksitlenmesi. Eşzamanlılık deyin, holografik teorilerle açıklamaya çalışın, gezegenin kırmızı ve asabi görünümüne paralel olarak, astronom astrologlar tarafından tutulan istatistiki kayıtlara göre de aynı etkiyi bize yansıtıyor. Kırmızı, ateş. İlk burç olan ateş elementinin öncüsü Koç’un yönetici gezegenidir, Mars. Öfke, savaş, ateşli hastalıklar ve en önemlisi mücadele gücü, yaşama isteğini temsil eder.

Mars, Dünya’nın yörüngesinden sonraki ilk gezegendir. Onlardan önce yer alan Merkür ve Venüs konumu gereği Güneş’ten çok fazla uzaklaşamazlar ama bu kırmızı gezegen öyle değildir. O sanki bağımsızmış gibi, istediği yere gidebilir gibi gözükmektedir. Yine bu fiziksel özelliğine eş olarak, Mars astrolojide özgürlüğü, bağımlı olmamayı, ayrı olmayı, kendi kararlarını kendi vermeyi temsil eder.

İlgini çekebilir: Hangi Gezegen Neyi Temsil Eder? Gezegenlerin Gerilemesi (Retro) Ne Anlama Gelir?

Kök çakranın temsil ettiği duygular

Hayatta kalma, Mars’ı tarif eden ihtiyaçtır. Beyin kendini güvende hissetmediğinde, tehditlere karşı savunma mekanizmasını başlatır. Sempatik sinir sistemi aracılığı ile savaş ya da kaç komutu verir. Savaşmak için de kaçmak için de belli bir enerjiye ihtiyacınız var. Bu enerjiyi, beyin stres seviyesini arttırarak, adrenalin ve kortizol hormonlarının hemen kana karışmasını sağlayarak hazırlar. Bu hormonların arttırılması için böbrek üstü bezi ve hipofiz bezine daha çok çalış uyarısı gider. Isınız artar. Nefes alışverişiniz artar. Sadece hayatta kalabilmek için gerekli olan işlemler çalışır, gerisi tamamen durdurulur ki enerji israfı olmasın! Örneğin; mide sindirimi durdurulur. Göz bebekleri büyür. Kaslar gerilir. Salgı bezleri durur ve daha nicesi.

Peki, bütün bunlar olmadan önce olan şey ne? Ne tetikliyor? Tehlike ne? Tehlike olasılığı ve ya tehlike hissi nereden nasıl geliyor? TDK’ya göre tehlikenin iki açıklaması var:

  • Büyük zarar veya yok olmaya yol açabilecek durum.
  • Gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen sakıncalı durum.

İlk durumu düşündüren şey sizin artık kendinizi güvende hissetmemeniz. Güvende hissedemediğiniz zaman ya korkuyorsunuz ya da sadece öfkeleniyorsunuz. Güvende hissedememe de ait olamama hissi ile bağlantılı.

Öfke – Korku – Güvende Hissedememe – Ait Olamama

Öfke bir incinmeye, yaralanmaya karşı verilen aktif bir tepkidir, dedik. “Seni tehlikeli ve saldırgan buluyorum ve kendimi korumaya hazırım” der.

Korku dediğimiz şey henüz gerçekleşmemiş ama gerçekleşme potansiyeli olan sonsuz alternatiflerden bize göre olumsuz sonuçlu olanların gerçekleşeceğine inanmamızdan ibaret; yani geleceği düşünerek anı kaçırmak. Anda kalmak için ise topraklanma çalışması yaparak gerçekten bu dünyaya ait olduğumuz gerçekliğini kabul etmemiz gerekiyor.

Konu ile ilgili ruhsal durumumuzu, ayaklarımız ve ayak parmaklarımız çok net bir şekilde anlatıyor aslında. Otururken ayak parmaklarımızın üzerinde ve topuklar havada kalıyorsa geleceği düşünüyoruz ve saldırmaya hazırız demektir. Topuklar basılı ve parmaklar havada ise geçmişte kalmışız ve her şeyden kaçma, görmezden gelme durumundayız. Sağlıklı olan ise tam olarak sağlam bir şekilde basmak. Bastığının farkında olarak, yer ile iletişim halinde olmanın bilincinde olunması gerekir.

Anda olamamanın bir nedeni ise bir şeyleri kabul edememektir. Kabul edemediğimiz zaman neler olur bir düşünün, kin besleriz, geçmişte takılı kalırız, o anı bir daha bir daha yaşarız yani hayal gücünde kalırız yani anı kaçırırız. Yani ayaklar yere basmamış olur yani toprak elementinden uzaklaşırız. O yüzden bu çakranın konularından biri de kabullenmektir.

Kendinizi de kabul edemiyor olabilirsiniz bu da eleştirmenize neden olur. Acımasızca eleştiri, toprak elementinin gölge yanlarından biridir. Takılı kalmak, eleştirmek… O zaman da sindirim ve boşaltım ile ilgili sorunlar yaşıyoruz. Burada şunu da fark etmek gerekir. Birini kabul etmek onun suçlarını bağışlamak demek değildir. Sadece, artık onun neden olduğu acı duygusu ile yanmak istemediğiniz anlamına gelir. Kendinizi öfkenin esaretinden kurtarmak için bir başkasını kabul edersiniz. Eğer bir insanı kabul ederseniz, kendinizi de kabul edebilirsiniz ve hayatınızda benzersiz bir hafiflik hissedersiniz.

Kendinizi ait hissetmediğiniz hiç bir yerde güvende hissedemezsiniz. Bu sadece yer değil kişi de olabilir tabii. Ama her şeyden önce insan, bu dünyaya ait olduğunu hissetmeli. Dünyaya ait olmak ne demek sizce? Bir olma. Birliği hissetme. Kendini ayrı düşünememe. Ait olmak bir parça olmak demek değil mi? Tersi durumda ayrık olursun. Biz ise birlik bilincini arıyoruz. Bulamadığımızda ya da ulaşamadığımızda kendimizi güvende hissedemiyoruz ve stres seviyemiz artıyor. İlgili çakramız “Kök Çakra”. Var olan enerjinin ilk girdiği yer. Eğer burası düzgün çalışmıyorsa dışarıdaki şifa enerjisini alabilmemiz mümkün değil. Sürekli çalışan sempatik sistemi fiziksel olarak hiç bir şey yapmamış olsanız bile kronik yorgunluğa ve depresyona sebebiyet verir. En uç noktada ise yaşamaktan vazgeçmeyi getirir.

İlgini çekebilir: Kök Çakramızın Dengede Olmadığını Nasıl Anlarız? Nasıl Dengeleriz?

Kök çakranın temsil ettiği duyguların işlevi

Şimdi farklı bir açıdan bakalım. İyi duygu, kötü duygu yoktur. Hepsi bizim içindir. Öyleyse her duygunun olumlu kullanımından doğan yararları da var.

Örneğin kızgınlık bir incinmeye, yaralanmaya karşı verilen aktif bir tepkidir, dedik. “Seni tehlikeli ve saldırgan buluyorum ve kendimi korumaya hazırım” der. Bu duygu olumlu kullanıldığında sınırı net bir şekilde benimseme, kimsenin o sınırlara erişimi istememesini getirir. Bastırıldığında ise depresyon ve yalnızlık duygusu, alkolizm gelir. Doğru kullanıldığında ise hakkımızı ve onurumuzu koruyabiliriz. Aldığımız ürün bozuk çıkmışsa geri götürürüz, saygısız davranan partnerden ayrılma cesaretini buluruz. Hayır demek istediğinde hayır deme gücünü verir.

Kızgınlık enerjisini doğru kullanamayan kişilerde korku enerjisi de sağlıklı kullanılamaz. Korku bizi yaşatan bir enerjidir. Sezgi ile birlikte muhteşem çalışırlar. O yüzden Mars hem Koç hem Akrep burcunu yönetir. Korku, insanın bilinçli düşünce olmaksızın, tehlikeyi çabucak algılamasını sağlayan sezgisel yeteneğinin duygusudur. Korku, bize ya da başkalarının hayatına yönelik tehdit anında imdada yetişen sezgisel bilgidir. Beynin birçok minik tehlike sinyallerini birleştirerek, bir şeylerin doğru gitmediğine dair verdiği acil mesaj ve hızlı aksiyon çağrısıdır.

Sezgisel tehlike mesajının duygusudur, korku. Her değişimde korku vardır. Bilememe dolayısı ile gardını alamama korkusu. Gelişim ancak güven içinde olur. Güven duygusu gelişmemişse kişi değişimden korkar. Güven, en temel aşamada bir verme hareketidir.

Kök çakranın enerjisi uyarılıp, bedene dağıtıldığında kendinizi yenilenmiş hissedersiniz. Bedeninizi boğa gibi güçlü, cesur halde hissedersiniz. Topraklanmaya ihtiyaç duyduğunuzda kök çakranın olduğu bölgeyi sıkın. En kısa yol bu. Orayı aktifleştirirsiniz. Çakrayı hissetmeye başlarsınız.

Koç, DNA’dır. İlerleyebilmek için atalardan DNA yolu ile sadece fiziksel özellikler değil ama travmalar, korkular, anılar ve duygular yeni gelen nesile aktarılıyor. DNA aracılığı ile aktarılan fiziksel özellikler aktarılan tüm bilginin sadece %2’sini oluşturmaktadır. %98 anılar! İnanılmaz değil mi? Dolayısı ile içimizde beliren her korku ve travma bize ait değil. Topraklanarak ve bilinçlenerek, kendimizi dünya ve doğa ana ile bütünleyerek güvene aldığımızı sindirebilmek için çalışmamız gerekir. Dolayısı ile kök çakra köklerimiz, atalarımız onlardan bize tesir eden travmalar, korkular, öfkeler ile de ilgilidir. Yani her şey bizimle başlamamış ya da bize ait olmayabilir.

İlgini çekebilir: Yaşam Doyumunu Artırmak İçin Ritüellerin Gücünü Kullan

Kök çakra ve bağışıklık sistemimiz

Kök Çakra ve Mars aynı zamanda bağışıklık sistemimizden sorumludur.Aile nasıl bebeğini koruyorsa Mars da bedeni ona zarar verecek olan düşmanlardan korur. Kök çakranın düzgün çalışmaması ise bağışıklık sistemini zayıflatır. Daha çok grip, nezle, ateşli hastalıklara yakalanırız. Demir ve protein gibi bazı vitamin eksiklikleri baş gösterir. Ayrıca iştah değişimi yaşanır. Ait olamama ile meydana gelen boşluk yeme içme ile giderilmeye çalışılır.

Sonuç olarak Mars olmasa burada olamazdık, çünkü yaratım Mars enerjisidir, yaratım için hareket gerekir. Spermin yumurtayı döllemek için gittiği yolculuğu düşünün, bir bebeğin adım atabilmek için verdiği mücadeleyi, bir hayvanın avlanmak için ne kadar güdüsel hareket ettiğini… Hareket olmasaydı biz olmazdık.

Şimdi topraklanma çalışması ile kök çakramıza çalışalım

Ayaklarımızı tam olarak yere sağlam bir şekilde basıyoruz. Gözlerimizi kapatıyoruz. Ayaklarımız ve ayak parmaklarımız aracılığı ile bedenimizin enerji dalları dünyanın merkezine doğru uzuyor. Kök çakramız kırmızı renk. İsterseniz bu enerji dallarını parlak kırmızı şekilde hayal edebilirsiniz. Dalların içinden akan enerji dünyanın merkezine kadar iniyor ve merkezden aldığı tüm dünyayı saran şifa enerjisini alıp yukarı taşıyor ve kök çakranız aracılığı ile tüm vücudunuza yayılıyor. Adeta bir ağaç gibisiniz. Kökleriniz Dünyanın merkezine kadar uzanıyor. Merkezden aldığı enerji ayaklarınızdan yukarı doğru çıkıyor ve kuyruk sokumunuzda yer alan kök çakranızdan içeri girerek tüm vücudunuza yayılıyor. Artık siz dünya ile bütünsünüz. Daha sonra ise tüm Güneş sistemi ve evrenle bütünsünüz. Siz birsiniz. Her şey bir. Hazır olduğunuzda gözlerinizi açabilirsiniz.

Çalışma sırasında kullanabileceğiniz bazı olumlamalar:

  • Şimdi ve buradayım.
  • Toprak ile bütünüm.
  • Evrenin bilgeliği bana köklerim aracılığı ile akıyor.
  • Dünya tüm ihtiyaçlarımı karşılıyor.
  • Güvende ve dengedeyim.
  • Tüm korkularımdan özgürleştim.

Kök çakrayı şifalandırmak için çalışmalar

  • Sağlıklı korku ve kızgınlık ile içe atılmış ve patlamış kızgınlığınızı anlatan anılarınızı düşünün.
  • En son kendinizi ait hissettiğiniz bir ortam, kişi, olay ne idi? Ne hissettiniz ve ne yaptınız, Hatırlayın ve yazın.
  • Kendinizi ait hissetmediğiniz ortam ne idi? Ne hissettiniz ve ne yaptınız,  Hatırlayın ve yazın.
  • Sindirim ve boşaltım ile ilgili sorunlarınızın olduğu zamanı hatırlayın, kabullenemediğiniz neler vardı? Sonra ne oldu?

Yardımcı kaynaklar:

  • İçimizdeki Şaman, Nil Gün
  • Çakra, Meral Bakır
  • İnsanın 8 Yeteneği, Gurmukh ve Cathryn Michon
  • Yoga Çakra Enerji Merkezleri Bilimi Akif Manaf
  • Güneş’in Doğsun Seryal Dinçer
  • Enerji Astrolojisi Dr. Lea Imsiragic
Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Bahçeşehir Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, ikinci ana dal olarak da Ekonomi okumuştu. Mezun oldu. Çalışıyordu ama eksik bir şey olduğunu da biliyordu. Gördüğü bir rüyadan sonra ise Astroloji eğitimlerine başladı. 1988 Aralığında Güneş, tam Galaktik Merkez’deyken dünyaya geldi. Merkezden gelecek evrenin fısıltılarını insanlara aktaracaktı. Unuttu. Astroloji ile hatırladı. Şimdi iş başında. Hem Astrolog, hem Reiki Master. Eğitimleri devam ediyor. Ömür boyu öğrenci kalacaklardan çünkü o. İnsanları motive etmeyi, içlerindeki potansiyeli ortaya çıkarmayı hedefledi. Her öğrendiğini, diğer bilgileri ile birleştirerek işini yapıyor ve bundan muhteşem keyif alıyor.