Ayrılık Acısıyla Baş Etmek ve İyileşmek İçin 9 İpucu

Sebebi ne olursa olsun, kalp ağrısından geçmek kolay değildir. Ayrılıklarla, ölümlerle ve hatta büyük yaşam geçişleriyle gelen keder ve kayıp duyguları, mağlup hissetmemize ve nihayetinde kalbimizin kırılmasına neden olabilir.

Kolay olmasa da, kalp kırıklığının bizi soktuğu karanlık tünelin sonunda her zaman ışık vardır. Sağlıklı başa çıkma mekanizmalarından oluşan birkaç ipucu, oraya tek parça halinde ulaşmanıza yardımcı olabilir. Uzmanlar, ayrılık acısının gerçekte ne olduğunu ve bununla nasıl başa çıkılacağını açıklıyor. Hadi birlikte göz atalım!

Ayrılık acısı gerçekte nedir?

“Kalp kırıklığı” tabirini duyduğumuzda aklımız muhtemelen romantik ilişkilere gider. Ancak bir aile üyesini kaybeden herkesin bildiği gibi, kalp ağrısı romantik olmak zorunda değildir. Her türden kayıp, ayrılıklarla ilişkili aynı duyguların ve hatta fiziksel acıların çoğunu ortaya çıkarabilir.

LMFT’den lisanslı evlilik ve aile terapisti Shane Birkel’in açıkladığı gibi, insan olarak ilişkilere doğamızdan bağlıyız. Evrimsel bir bakış açısından baktığımızda atalarımız için başkalarıyla güçlü bağlantılara sahip olmak, hayatta kalmak için zorunluydu. Bu sebeple günümüzde yakın bir ilişkinin kaybını yaşadığımızda, bu yıkıcı ve dünyayı sarsıcı bir duygu olması son derece normal.

Birkel, başkalarına duygusal olarak yakın hissettiğimizde, özellikle de önemli bir süre onunla birlikteysek, onların varlığıyla kendimizi onaylanmış hissettiğimizi, onları geleceğimizde görmenin bize güven hissi verdiğini ve benlik algımızın bir kısmını o kişilerle ilişkilendirdiğimizi söylüyor. İlişki sona erdiğinde, hayal ettiğimiz gelecek yıkılmış, benlik duygumuz derinden sarsılmış gibi hissederiz.

Bu tür bir kargaşa birçok duyguyu beraberinde getirir (yasın aşamalarını düşünün, inkar, öfke vb.). Bu durum, duygusal olduğu kadar fiziksel semptomlara da neden olabilir. Araştırmalar, nörolojik olarak aşka bağımlı hale gelebileceğimizi  gösteriyor. Ek araştırmalar ise yoğun duygusal veya fizyolojik stresin ortasında meydana gelen bir kalp kırıklığının “kırık kalp sendromu” adı altında gerçekten de bir tür kalp rahatsızlığına neden olduğunu gösteriyor.

Kırık bir kalbi iyileştirmek için neler yapılmalı?

1. Yas tutma sürecinden geçmek için kendinize izin verin.

Birkel’e göre, danışanlarının yaptığını gördüğü en büyük hatalardan biri, bir ayrılık ya da kayıpla gelen zorlu duyguları bastırmak ya da başka bir şekilde hissetmekten kaçınmaktır. “Üzgün, kızgın ya da yorgun hissettiğiniz için utanmanıza, suçlu hissetmenize gerek yok.” diyor.

Birkel’in oldukça hızlı ilerlemiş gibi görünen danışanlarının, olanları inkar etmelerinin ve yas tutmamalarının bir problem olduğunu ekliyor. Sürecin devamında mutlaka başka bir şekilde karşılarına çıkacağını üzerine basarak belirtiyor. Kalp kırıklığının gerçekliğini kabul etmeli ve bu süreci tüm berraklığıyla yaşamak için kendimize izin vermeliyiz.

2. Kendinize şefkat gösterin.

Bu zor zamanlardan geçerken kendinize karşı nazik olmanız da son derece önemlidir. Annesini yeni kaybetmiş yakın bir arkadaşınıza üzülme demezsiniz, öyle değil mi? O yüzden kendinizle de bu şekilde konuşmamaya ve kendinize aynı şefkati, hatta belki fazlasını göstermeye çalışın. Üzüntü, keder, öfke gibi duygularınızın yüzeye sağlıklı bir şekilde çıkması için kendinizle konuşabilirsiniz.

İlgini çekebilir: Kendinizi Sürekli Eleştiriyor musunuz? Özşefkat İçin Kendinize Sormanız Gereken 3 Soru

3. Sırtınızı, çevrenizden alacağınız desteğe yaslayın.

Bir ilişkinin kaybını yaşamış olsanız da, bir köşede sizi desteklemek ve yanınızda olmak isteyen arkadaşlarınız ve aileniz var. Bırakın olsunlar! Birkel’in yanı sıra lisanslı evlilik ve aile terapisti Doktor Linda Carroll, iyileşmek için zor zamanlarda çevrenize güvenmenin önemini vurguluyor.

Yas sürecinde birini kaybettiğimizde hormonal olarak da yoksunluk yaşarız, çünkü kaybettiğimiz kişinin karşıladığı duygusal doygunluktan mahrum kalırız. Bu sebeple, sevdiklerimizin göstereceği sevgi ve şefkat hormonal olarak sizi daha güvende hissettirecek. Ayrıca başkalarıyla konuşmak iç dünyanızdaki düğümleri daha hızlı bir şekilde çözmenize yardımcı olacak.

İlgini çekebilir: Mutluluk Hormonu Serotoninin Düşük Olmasına Neden Olan 8 Faktör

4. Sağlıklı alışkanlıklar ve rutinler geliştirin.

Duygusal olarak çalkantılı bir dönemden geçerken temel şeylerle ilgilenmek zor gelebilir, ancak bu dönemler sağlıklı alışkanlıkların gerçekten fark yarattığı özel zamanlardır. Birkel, egzersiz yapmak (egzersizle endorfin hormonu aktif olur) doğru beslenmek ve keyif alacağınız aktiviteleri planlamak gibi şeylere odaklanmanız gerektiğini vurguluyor. “Yeni alışkanlıklar geliştirmek ayaklarınızın yere sağlam basmalarına yardımcı olur, böylece umutsuzluk yokuşundan aşağı düşüp dibe vurmazsınız.” diye ekliyor.

Aktif ve sağlıklı olduğunuzda ve kendinizi doğru insanlarla çevrelediğinizde çok daha hızlı bir iyileşme sürecine girersiniz. Sağlıklı alışkanlıklara tutunduğunuzda, odağınızı farklı alanlara yönlendirir, hayatınızda olan bitenlerle başa çıkmak çok daha kolaylaştır.

İlgini çekebilir: Ayrılık Acısına İyi Gelecek 5 Film Önerisi: Barışmadan da Mutlu Son Mümkün!

5. “Ama” yerine “ve” ifadesini kullanın.

Bu ifadeler, kendinizi kötü hissederken de hayatınızın devam ettiğini hatırlatır; kendinize şefkat göstermenize yardımcı olur. “Derin bir keder hissediyorum ama çalışmam lazım.” ifadesi, kendinizi zorlamanız gerekiyormuş gibi hissettirebilir. Bu da yaptığınız her işin işkenceye dönüşmesine yol açacaktır.

“Çok üzgünüm ve bu raporu tamamlamam gerekiyor” veya “Kalkmak bile istemiyorum ve vücudumun yürüyüşe ihtiyacı olduğunu biliyorum.” gibi ifadeler ile kelimelerin gücünü kullanabilir, hayatın her şeye rağmen devam ettiğini kendinize hatırlatabilirsiniz.

6. Dürtüsellikten kaçının.

Derin kayıplar, özellikle bir ayrılık durumunda eski sevgiliye ulaşma söz konusu olduğunda, daha sık dürtüsel ve hatta riskli kararlar almamıza neden olabilir. Bu süreçte karşılık verme, intikam alma, sevgilinizi arama, zararlı bir şey yapma vb. arzularınız olabilir. Carroll, dürtü nöbetleriyle uğraşıyorsanız, farkındalığınızı aktif tutmanızı, duraklamanızı ve bu duygulara göre hareket etmeden önce en az 24 saat beklemenizi öneriyor.

İlgini çekebilir: Birini Aklınızdan Çıkarmak İçin Uygulayabileceğiniz 11 Adım

7. Yazın.

Terapist Jesse Kahn, yaşadığınız kalp ağrısı hakkında günlük tutmanın harikalar yaratabileceğini söylüyor. Araştırmalar, boşanmaları hakkında günlük tutan yeni boşanmış kişilerin daha çabuk yol kat ettiğini gösteriyor.

Kahn, “Yazmak, kişinin hayatındaki en kutsal ve iyileştirici alanlardan biri olabilir” diyor. “Özgürce aklınızdakileri yazmak, ayrılığınıza, şu anki duygularınıza ve ayrılığınızın neden bu kadar acı verici olduğuna dair size fikir verebilir.” Bu sadece romantik ayrılık süreçleri için değil, herhangi bir kayıp için geçerlidir.

İlgini çekebilir: Her Gün Ajandanda Bu 4 Soruyu Cevaplayarak Hayatını Dönüştürebilirsin!

8. Romantik ilişkiler için, flörtten ve yeni bir ilişkiden bir süre kaçının.

Bu durum, büyük ölçüde ne tür bir kayıpla uğraştığınıza, geçmiş ilişkinizde ne kadar süredir bulunduğunuza ve bir dizi başka faktöre bağlı olacaktır. Ancak Berkel’e göre, sahalara dönmeye başlamadan önce kendinize biraz zaman vermek iyi bir fikirdir.

“Kendinizi iyi hissetmek için başkalarından ve onların ilgilerinden faydalanmak istediğinizi fark ederseniz, bu dikkatli olmanız gereken bir durumdur.” diye açıklıyor. Bu durum, yas sürecinden kaçındığınızın veya boşluğu kısa vadeli bir çözümle doldurmaya çalıştığınızın bir işareti olabilir.

9. Bir ruh sağlığı uzmanından destek almayı düşünün.

Son olarak gerçekten zorlanıyorsanız, terapiye gitmeyi düşünün. Bazı yas süreçleriyle, bir profesyonelin rehberliği ve desteği olmadan başa çıkmak çok zor olabilir. Profesyonel bir destekle bu süreci çok daha hızlı ve sağlıklı bir şekilde aşabilirsiniz.

İster sevdiğiniz birini kaybetmiş olun, ister yıkıcı bir ayrılıkla uğraşıyor olun, kalp ağrısının çok zor olduğunu biliyoruz. Ama unutmayın, bu durum sonsuza kadar sürmeyecek. Diğer taraftan, bu süreçten çıkmak zaman ve sabır gerektirse de, kendiniz hakkında bir şeyler öğrenmiş, büyümüş ve kendi direncinizi görüp güçlenmiş olacaksınız.

Sevgiyi yayalım! Paylaş: