fbpx

Doğru İletişim Kurmanın 4 Altın Anahtarı

Bazen, ne yaparsanız yapın karşınızdaki kişiyle anlaşamadığınızı düşünüyor olabilirsiniz. İçinizi döküp kendinizi tamamen doğru bir şekilde ifade ettiğinize inanmanıza rağmen yanlış anlaşılmalar devam eder. Bu yanlış anlaşılmaların devam etmesi konuşmayı tartışmalara ve hatta şiddetli kavgalara kadar götürebilir. “Karşı taraf bir türlü söylemek istediğimi anlamıyor.” diye düşünürsünüz. Doğru iletişim, doğru anlaşılmak ve karşımızdaki kişide iyi bir intiba bırakmak için kullandığımız en etkili yoldur. İletişim becerimizi doğru kullanamazsak yanlış anlaşılmalar, tartışmalar, küslükler kaçınılmaz olabilir.

Peki bu yanlış anlaşılmalar aslında basit birkaç hatadan kaynaklanıyorsa ve sorun ne sizde ne de karşınızda desem şaşırır mıydınız?  Mademki bu kadar önemli bir anahtar bu iletişim, peki hatayı nerde yapıyoruz ve iletişim dilimizi en etkili şekilde nasıl kullanabiliriz?

‘Sen’ dili yerine ‘ben’ dili tercih edin.

Karşınızdaki kişinin yaptığı bir davranıştan rahatsız olduğunuzu ona anlatmak istiyor olabilirsiniz; fakat o suçlandığını düşünüp hemen savunmaya geçiyor olabilir. Bu sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur.

Gelin isterseniz bir örnek üzerinden sen dili ve ben dili arasındaki farkı inceleyelim. Karşınızdaki kişinin mesajına geç cevap verdiğiniz için sizinle konuşmak istediğini varsayalım. Size gelip “Mesajlarıma hep geç cevap veriyorsun. Artık bu durumdan çok sıkıldım.” gibi bir cümle kurarsa sizi suçladığını düşünüp hemen kendinizi savunmaya geçme ihtiyacı duyarsınız. Aynı durumu “Mesajlarıma geç cevap vermen kendimi değersiz hissetmeme neden oluyor.” gibi bir cümle kursaydı bu cümle size suçlandığınızı düşündürtmez, empati hissetmenize neden olurdu. İşte ben dilinin etkisi en basit haliyle budur: Empati kurmayı kolaylaştırmak.

İlgini çekebilir: Duygusal Olarak Kapalı İnsanlarla İletişim Kurmanın 10 Adımı

Aşırı veya az mimikten kaçının.

İletişim sırasında abartı mimikler yapmanız karşınızdakinin sözlerinizden çok hareketlerinize odaklanmasına neden olur. Yüksek sesle konuşmasanız bile karşınızdaki kişi sizin bağırdığınızı düşünebilir. Bunun aksine, mimikten kaçınmak da duygularınızın tam yansıtılamamasına neden olur. Aynı cümleyi gülümseyerek ya da mimiklerinizle söylediğinizde karşıya söylemek istediklerinizi duygularınızla birlikte aktarırsınız. Bu da daha net anlaşılmanızı sağlar. Ve söylediklerinizi yumuşatır. Dolayısıyla, iletişime geçerken mimiklerinizi dozunda kullanmanız önemlidir.

İlgini çekebilir: İnsanları Okuma Sanatı: Beden Dili Uzmanından Bu 9 İpucunu Deneyin!

 Konuşmaya değil dinlemeye odaklanın.

Kişiler, iletişim sırasında genellikle “karşıdaki sözünü bitirse de ben de konuşsam” diye bekler. Bu da karşı tarafı dinlemekten çok, kişinin kendi söyleyeceklerine odaklanmasına neden olur. Bu durum, konuştuğumuz kişiyi yanlış anlama ihtimalimizi arttırır ve böylece iki tarafın birbirini sağlıklı bir şekilde anlamasına engel olur. İletişim halindeyken, ne cevap vereceğimizi düşünmeden karşı tarafı gerçekten dinlemeye odaklanır ve onu anlamaya çalışırsak çok daha uzlaşmacı ve etkili bir tavır sergileyebiliriz.

Empati kurmaya ve eleştirilere açık olun.

Her tartışmada haklı çıkmak kulağa güzel gelse de sizi gelişmekten alıkoyuyor olabilir mi? Tartışmanın asıl amacı kendi görüşünü karşıdakine kanıtlamak değildir. İki tarafın da kendi doğrularını paylaşıp ortak bir paydada buluşmasıdır. Kişinin bazen kendisinin de yanlış düşünebilme ihtimalinin olduğunu aklından çıkarmaması gerekir. Ya da karşıdaki kişinin yaşadığı koşulları, yetiştiği çevreyi de göz önünde bulundurarak düşündüğünde, yani empati kurulduğunda, söylemek istedikleri daha rahat anlaşılabilir.

İlgini çekebilir: İnsanlarla İletişim Kurarken Hangisisin: Davranış Biçimlerine Göre 3 İnsan Tipi

İletişim sırasında yaptığınız küçük hataları düzelttiğinizde aslında anlaşmanın ne kadar kolay olduğunu fark edeceksiniz. Unutmayın ki gelişmenin en kritik noktası, kişinin kendisine ve hatalarına yapıcı bir şekilde bakabilmesidir.

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

1997 yılında Konya’da doğan Neslihan Dutak, çocukluğundan beri acılarını, sevinçlerini yazıya dökerdi ve bu yazıları çevresindekilere okutmayı en sevdiği şey olarak tanımlardı. Daha sonra insanların hayatlarına dokunduğunu gördükçe psikoloji okumak en büyük hayali haline geldi. 2015 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi psikoloji bölümünü kazandı. 2018 yılında KİK ailesi ile tanıştı. Okuyucu olarak başladığı bu macerada, yazdıklarıyla insanların hayatına dokunmaya devam etti. Depresyon, Aile ve Çift Terapisi, Psikolojik İlk Yardım gibi eğitimleri tamamladı. Çeşitli eğitim ve yüksek lisans hedefiyle kendini geliştirmeye devam ediyor.