fbpx

Kendinizi Sürekli Eleştiriyor musunuz? Özşefkat İçin Kendinize Sormanız Gereken 3 Soru

Özşefkat, zihnimizdeki olumsuz düşünceleri azaltmaya yardımcı, güçlü bir kaynaktır!

Stresli zamanlarda düşüncelerimiz ekstra eleştirel hale gelebilir. Bazılarımız bunu dışa vurur ve başkalarını eleştirir. Bazılarımız ise bunu içe çevirerek kendisini sürekli eleştirir. Hatta utanç verici düşünceler ile kendisini cezalandırır.

Kişi kendine içgörü ve şefkatle yaklaşırsa eleştirel düşünceler de güçlerini kaybeder. Mesela son zamanlarda vücudunuz (ya da herhangi bir şey) hakkındaki yargılarınızda ekstra eleştirel bir halde olabilir misiniz? Öyleyse kendinize aşağıda yer alan 3 soruyu sorarak bu tuzak düşüncelere meydan okuyun! Bu yolculuk pratik gerektirir ve zamanla düşünceleri tekrardan yapılandırmak mümkündür. Buradaki amaç, yıkıcı öz eleştiri değil, yapıcı özşefkat yönünde ilerleyebilmektir.

İlgini çekebilir: Öz Sevgi Kavramıyla İlgili Düştüğümüz 7 Yanılgı

Soru 1: Bunları kendime söylemeyi nereden öğrendim?

Zihninizden geçirdiğiniz her düşünce önemli veya doğru değildir. Araştırmalar bir günde 6.000’den fazla bireysel düşünceye sahip olduğumuzu gösteriyor. Bu düşüncelerin çoğu hayatınızda gördüğünüz veya duyduğunuz fikirlerin yansımalarıdır.

Yargılayıcı düşünceler sonradan öğrenilmiş fikirlerden bazılarıdır. Bu fikirleri öğrendiğiniz yerleri bulmak için bir düşünün. Bu sayede bu yargılayıcı düşüncelerin gerçekten size ait olup olmadığını görebilirsiniz.

Mesela beden utancıyla mücadele ediyorsanız, bedeniniz hakkında olumsuz hissetmeyi nerede öğrendiğinizi düşünün. Unutmayın, siz bedeninizden nefret ederek doğmadınız. Bu size zamanla öğretildi.

İlk başta bu kulağa basit gelebilir. Ancak pratik yaptıkça düşünceleri sadece zihninize giren bir fikir olarak görmeye başlayacaksınız.

İlgini çekebilir: Maskelerimizin Altındaki Değersizlik Duygusuyla Nasıl Başa Çıkabiliriz?

Soru 2: Bu düşünceye inanmasaydım benim için neler farklı olurdu?

Danışanlarıma her düşüncenin gerçek olmadığını sık sık hatırlatırım. Düşünceler sadece zihninizdeki cümlelerdir. Ancak bazı düşünceler tanıdık olduğu ve güçlü duyguları uyandırdığı için onları gerekenden daha ciddiye alıyoruz.

Yargılayıcı düşüncelerinizin gerçek düşünceleriniz olup olmadığını belirleyin. Sonra onları doğru şekilde değerlendirme yapıp yapmadığınıza karar verebilirsiniz. Bir düşünceye saplanıp kalmak kendinizi yetersiz hissetmenize neden olabilir. Ek olarak bu tarz düşünceler mutlu bir yaşam sürmenize de yardımcı olmayacaktır. Düşüncenizin alternatif bir versiyonunu ortaya çıkarmayı deneyin! Öz eleştirel düşünceleri yeniden çerçevelendirin.

Örneğin;

“Pandemi döneminde çok kilo aldım. Başarısız ve iradesiz bir insanın tekiyim,” şeklinde kurduğunuz cümleyi şöyle bir alternatifle değiştirebilirsiniz: “Pandemi sırasında kilo aldım. Alışmam gereken çok şey vardı. Alışkanlıklarım değişti ve vücudumu kontrol etmeye çalışmak gereksiz bir enerji harcanmasına neden olurdu. Hem bu pandemi koşullarında vücudum beni her gün sağlıkla ayağa kaldırdı!”

Bu düşüncenin ikinci versiyonuna daha fazla güvenip o düşünceyi tekrarlasaydınız hayatınızda neler farklı olurdu? Zamanınızı ve enerjinizi harcama şeklinizi ya da kendiniz hakkında hissettiklerinizi değiştirir miydi?

Beynimize hangi düşüncelerin girdiğini kontrol edemeyiz. Ancak bunları nasıl algılayacağımızı yönetebiliriz.

İlgini çekebilir: Eleştirileri ve Olumsuz Yorumları Zarar Görmeden Nasıl Karşılayabiliriz?

Soru 3: Çok sevdiğim veya saygı duyduğum biri bu tarz olumsuz düşüncelerle bana gelseydi ona ne derdim?

Mücadele etmek, insan olmanın bir parçasıdır. Bu dünyada hayatının bir döneminde utanmayan veya başarısız hissetmeyen hiç kimse yoktur. Bunu yaşayan inan ki tek sen değilsin. Yine de bir durum söz konusu olduğunda, çoğumuz başkasına karşı çok daha nazik olmayı tercih ederken kendimizden mükemmellik bekleriz.

Yukarıdaki birinci ve ikinci sorudaki pratikleri hatırlayın. Kendinize şefkatle yaklaşarak yargılayıcı düşüncelere karşı koyabilirsiniz. Eğer bunda zorlanıyorsanız kendinize şefkatli yaklaşmanın kolay bir yolu da var. Size gelip bedeninden nefret ettiğini söyleyen küçük bir çocuğu hayal edin. Ona ne söylerdiniz? Bir çocuğa ya da en yakın arkadaşınıza olumsuz konuşmak zalimce görünüyor, değil mi? İşte aynı şekilde kendinize de kötü konuşmayı hak etmiyorsunuz.

Çok sevdiğiniz birinin size, “On kilo almışım, çok kötü hissediyorum. Çok çirkinim!” dediğini düşünelim. Ona, “Haklısın, tamamen berbatsın!” mı dersiniz? Hayır! Büyük ihtimalle, “Çevremiz kilo alımını çok kötü bir şey olarak gösterdiği için beden formunun değişebileceğini kabul etmenin zor olduğunu biliyorum. Ama kilon, senin değerini belirleyen bir şey değil. Ben seni olduğun kişi için önemsiyorum. Bunun vücut ölçünle hiçbir ilgisi yok.”

Peki bunu kendine de söyleseydin?

Unutmayın, düşünce kalıplarınızı tekrardan şekillendirmek zaman alır ve pratik gerektirir. Yıllardır kendinizle sert ve eleştirel bir şekilde konuşuyorsanız, şefkatli ve esnek bir yaklaşıma geçiş bir gecede gerçekleşmeyecektir. Bol bol pratik yapmayı unutmayın. Bu konuda zorlanıyorsanız uzman birinden destek almaktan asla çekinmeyin.

Yardımcı Kaynak: psychologytoday.com

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

‘Kendini olduğu gibi kabul etmek’. Kilosuyla, bakışıyla, her şeyiyle… Meslekleriyle yolculuğu işte bu cümleyle başladı. Lise zamanında kilolarıyla başı dertte olup diyet arayışlarına giren biri de kendisiydi! Hayatını etkileyen bu durumun iç yüzünü okumalı, kendi gibi sorunlar yaşayan başka insanlara umut olmalıydı. Acıbadem Üniversitesinden 2019 yılında Diyetisyen, 2020 yılında da ikinci bölümünden Psikolog olarak başarıyla mezun oldu. Meslekteki motivasyonu minik dokunuşlar ve güzel değişimlerdir. İnsanların hayatına minik güzel dokunuşlarda bulunmak ve onlara farkındalık kazandırmaktan büyük keyif alıyor. İşini tutkuyla yapan biri olarak insanlara doğru yolu gösterme isteği gün geçtikçe katlanıp etik ve bilimsel yoldan şaşmayıp bilgilerini uygulamaya devam ediyor. Besinlerle kurulan iletişimin önemine dikkat çekerek alışılmış diyet algısını yıkmak için çalışmalarına devam etmektedir. Diyetisyen&Psikolog Nursena Çelik’in bu yoldaki bakış açısı sürdürülebilir sağlıklı beslenmeyi hem ruhen hem de bedenen hafiflik açısından ele almaktır. Nurslahafifle mottosuyla çıktığı bu yolda insanlara umut olmayı planlıyor…