fbpx

Arınma ve Affetme Sanatı: Ho’oponopono

Eski ve güçlü bir Hawaii öğretisi olan Ho’oponopono, bağışlayarak iyileşme uygulamasıdır ve affetme ile arınma için kullanılan yöntemlerden biridir.

Hawaii dilinde işleri doğru bir biçimde yoluna koymak, doğru düşünmek, doğru uygulamak, doğru bağlantılar kurabilmek ve işleri dengede tutmak anlamına gelmektedir. Bu öğreti bize, yaşadığımız durumları doğru değerlendirmemizi, hayatın içinde karşımıza çıkan her şeyin sorumluluğunu üstlenmemizi ve değiştirebilmek için de içerisinde bulunduğumuz durumu başlangıç noktası olarak almamızı öğretiyor.

Çıkış noktası, Hawaii’li bir terapist olan Klinik Psikolog Ihaleakala Hew Len’dir. Yatılı bir tedavi merkezinde görev yapan Dr. Len’in hastalarla karşılaşmadan ve onlarla aynı odada dahi kalmadan, gerçek manada delirmiş olarak kabul edilen hastaları iyileştirme hikayesi oldukça meşhurdur. Dr. Len hastaneye geldiği andan itibaren kendini her gün odasına kapatmış ve hasta dosyalarını incelemiştir. Ardından da Ho’oponopono öğretisindeki uygulamalar ile önce kendini, sonra da hastalarını iyileştirmiştir. Bu hikaye efsane mi gerçek mi bilinmez ama yöntemin sonuçları oldukça popüler.

İlgini çekebilir: İhtiyacın Olan Şey Biraz Öz Saygı: Kendine Saygının 3 Unsuru

Bu yöntem için Dr. Hew Len, öncelikle kendi içimizdeki bağışlamanın üzerinde çalışarak başkalarının iyileşmesini teşvik edebileceğimizi belirtmektedir. Bu durum, başkalarıyla olan bağlantımızın etkisine ve bu potansiyelin mümkün olduğuna inanıp inanmadığımıza dair bir sorgulamayla bizi baş başa bırakıyor.

Nasıl daha özgür olabilirim?

Bedensel deneyimi olan ruhsal varlıklar olduğumuzdan, kendimize şu soruyu sorabilme cesaretini gösterebiliriz: Ruhumun, özgürlüğe giden yolda neleri bırakması gerekiyor?

Bu soruları kendimize sorduğumuzda vereceğimiz yanıt suçlayıcı olursa ya kurban oluruz ya da mağdur. Soruları sorma biçimimiz, kendimizi bulma biçimimizde gerçekliğimiz olacaktır.

“Neden”e değil “nasıl”a ulaşabileceğimiz sorular bizi doğruya götürecektir.

  • Neden işlerim yolunda gitmiyor?
  • Neden para kazanamıyorum?
  • Neden istikrarlı bir ilişkim yok?

Bu tip sorular, ortada bir suçlu arayan sorulardır. Oysa aşağıdaki gibi sorular sorarak bu durumu engellemiş oluruz:

  • Hayatımda düzgün giden bir ilişkiye NASIL sahip olabilirim?
  • NASIL yeniden işleri yoluna koyabilirim?

Bu sorularla sorumluluk alıp atacağımız adımların yol haritasını da belirlemiş oluruz bir anlamda.

  • Nasıl yapabilirim,
  • “……….. yaparsam amacıma ulaşabilirim.”

İlgini çekebilir: Mükemmel Olmamanın Hafifliği

Ho’oponopono öğretisinin iyileştirici ve arındırıcı pratiği 4 adımdan oluşmaktadır:

  1. Özür dilerim,
  2. Beni affet,
  3. Teşekkür ederim,
  4. Seni seviyorum.

Düzenli uygulama ile bu dört basit ifadeyi tekrarlamak, en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda öz sevgi ve öz saygı geliştirmemize yardımcı olacak bir tekniktir.

Öncelikle içinde bulunduğumuz, bizi rahatsız eden, mutsuz eden, onu iyileştirmeye karar verdiğimiz bir duruma karşı Ho’oponopono meditasyonunu yapmaya başlayabiliriz:

1. Burada öncelikli olarak özür dileyerek yanlış yapıldığının kabul edilmesi gerekir. “Seni fark edemediğim için, seni anlamadığım için, seninle bağ kuramadığım için özür diliyorum. Hayatında bu durumu yaşamana neden olacak bir şey yapmışsam özür diliyorum. Bilmeden senin bu durumu yaşamana sebep olduysam özür diliyorum ve özgürleşiyorum.”

2. Bilmeden bu durumu yaşamana sebep olduğum için lütfen beni affet…. Seni hak etmediğin bir biçimde üzdüğüm için lütfen beni affet… Özgürleşmenin ilk adımlarından biridir affetmek. Kendini suçlamadan, suçlu ya da kurban aramadan! İçinizde saf bir kabul duygusu ile affetmeye direnç gösteren parçanızın özgürleşmesine izin verin.

3. Ruhumun arınmasında bana destek olduğun için sana teşekkür ederim. Kime teşekkür etmek istiyorsanız; yaradana, evrene, kendinize, nefret ettiğiniz o insana…

4. Ve seni seviyorum cümlesi. Özür diledikten, affettikten ve teşekkür ettikten sonra en değerli cümle… Problemli olan bir duruma, çözemediğimiz bir ilişkiye öncelikle “Seni Seviyorum” deyin. İçimizdeki en değerli parçaya… Hayatımızda bize sorun çıkaran o kişiye, kendimize, evrene, yaradana, doğaya ya da sisteme… İçimizdeki mutsuz parçaya ve özgüvensiz yanımıza yönelik sürekli kullanacağınız bir cümle haline getirin Seni Seviyorum’u. Bu cümle günlük rutininiz olsun. Hikayenizin parçası olan her şeye ve herkese… Sizi üzen, size zarar veren kişiye bunu söylemek elbette zordur ancak o kişinin sizin hikayenizin bir parçası olduğunu fark ettiğinizde başka bir kapı açılacak… Kendinize karşı verdiğiniz sınavı kazanmış olacaksınız.

İlgini çekebilir: Kendinizi Kaybolmuş mu Hissediyorsunuz? Bu Duyguları Yenebilmek İçin 4 Adım

Korkularınızı, travmalarınızı, endişelerinizi ve acılarınızı sevmek

Şu an yaşadığım olay/ilişki/kişi beni üzmüş olsa da, zorlamış olsa da ve yaşamımdaki rolünün uzun vadede benim için ne anlama geldiğini bilmesem de seni seviyorum.

Kendimizi tüm parçalarımızla kabul etmek, bütün sorumlulukları, her şeyi olduğu gibi kabul etmek ve sorumlulukları almak.  Çünkü bütün sorumlulukları kabul ettiğimizde “korku”larımızda yok olacak. Çünkü “korku” yüzleşmekten korktuğumuz durumlarda hissettiğimiz ve bizi köleleştiren bir duygu. Ve biz bizi köleleştiren duygumuzu kabul ettiğimizde özgürleşmeye giden yolun da önünü açmış oluyoruz.

Kendimizle iyi bir iletişim kurabilmek, atmamız gereken en önemli adımdır. Kendimizle sağlıklı bir ilişki kurmadan başkalarıyla sağlıklı bir ilişki kuramayız.

“Sevgili Kendim,

Sen benim yolculuğumdaki yol arkadaşımsın. Hep benimleydin, hiç kimse yokken sen vardın. Seninle birlikte ağladık, birlikte güldük, birlikte yorulduk, birlikte dinlendik. Seni Seviyorum.

Seni zaman zaman üzdüğüm, yorduğum, haketmediğin davranışlarla, sözlerle karşılaşmana sebep olduğum için senden özür dilerim. Yaptığım hatalar için senden özür dilerim.  Bazen, senin değerini küçültüp başkalarını daha da büyüttüğüm için özür dilerim. Hayatımın merkezine seni değil başkalarını koyduğum için özür dilerim. Esas önemli olanın sen olduğunu bilemediğim için senden özür dilerim.”

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Akademisyen, İş yaşamının insani yönünü irdeleyen çeyrek asırlık bir İK profesyoneli. Bütünsel Yaşam Koçluğu, Farkındalık Koçluğu ve Kariyer Koçluğu çalışmaları halen devam etmektedir. Hayatta başımıza gelenlerin sonuçlarından çok, nedenleriyle ilgilenen bir "Ayurveda" takipçisi... Marmara Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nde lisans ve iki yüksek lisans derecesine sahip; Yeni İnsan Kaynakları Yönetimi Yaklaşımları, Farklılıkların Yönetimi, Çalışma Hayatında Zor İnsanlarla Başa Çıkma Yöntemleri, Kendini Gerçekleştirme, Etkili İş Görüşmesi Teknikleri konularında uzun yıllar çalışmış ve eğitimler vermiştir. Çeşitli Kişisel Gelişim eğitim ve atölyelerinde yer alarak insanın iç dünyasına yönelik çalışmalarını derinleştirmiştir. Hepsi bir yana, Zor İnsanlarla Etkili İletişim, Kişilik Tipleri, Kişilik Analiz Yöntemleri, Ennegram Kişilik Modelleri ve buna bağlı İletişim Biçimleri, Kariyer Koçluğu, Motivasyon, Tükenmişlik gibi, hayatın insanları sınadığı noktalarda, mücadele edebilmeyi konu eden çalışmalarda eğitim vermeye ve yazılar yayınlamaya devam etmektedir.