fbpx

Geleneksel Diyet Kültürünün Dayattığı Aç Olmakla İlgili 4 Yanlış İnanış

Geleneksel diyet kültürü, vücut ağırlığımızı kontrol edebileceğimize ve yiyeceklerle ilgili bedensel ipuçlarımıza güvenmememiz gerektiğine dair yanlış inançlar yarattı. Açlıkla veya besinlerle ilgili pek çok yanlış düşünce diyet kültüründen gelir. Açlığa tahammül edilmesi gerektiği yanlış inanışlardan birisidir mesela. Açlık sinyallerimizi dinlemek, yanıt vermek ve ihtiyacımız olan enerjiyi almak yaşamımıza devam etmemizi sağlar.

Diyet kültürü vücut ağırlığına, şekline ve boyutuna güçlü bir vurgu yapar. Daha büyük bedenleri yargılayıp küçük düşürürken daha küçük bedenleri yükseltir ve onlara ayrıcalık tanır. Aynı zamanda bizlere vücut ağırlığımızın tamamen bizim kontrolümüzde olduğunu söyler. Yiyeceklerle ilgili bedensel ipuçlarımıza güven duymamızı engeller.

İlgini çekebilir: “Sağlıklı Besleniyorum Ama Kilo Veremiyorum” Diyenlerin Dikkat Etmesi Gereken 9 Madde

Bozulmuş yeme davranışı olan kişilerde açlıklarına güvenmekten korktukları görülmüştür. Diyet kültürüne hapsolmuş kişiler kurallar ile yaşarlar. Ne zaman, neyi, ne kadar yiyeceklerini bilmek için dış kurallara ihtiyaçları olduğunu düşünürler. Diyet kültürü açlığımızı disiplin virade ile kontrol edebileceğimiz fikrini besler. Ancak açlık bir sinyaldir ve sinyali susturmaya çalışmak sinyalin vermeye çalıştığı mesajı silmez. Sinyali dinlemek mesaja düzgünce yanıt vermemizi ve yaşamımıza devam etmemizi sağlar. Açlık bize hayatta kalmak için yapmamız gereken yemek yeme zamanı mesajını verir.

Sürekli olarak mümkün olduğunca az yemek yemeye çalışıyorsanız yaşamınızı sürdürmede problemler ortaya çıkar. Çalışmak için enerjiye ihtiyacınız var ve bu enerji yiyeceklerden gelir. Yani dolu dolu bir yaşam istiyorsanız aynı zamanda tok bir mideye de ihtiyacınız var.

Diyet kültürünün açlıkla ilgili en sık görülen 4 yanlış düşüncesini gelin beraber çürütelim!

1. Kilo vermek için: Alınan Kalori < Harcanan Kalori olmalı.

Enerji ihtiyacımız her zaman “alınan kalori<harcanan kalori” formülüne uymuyor. Biz makine ya da robot değiliz, bu yüzden enerji ihtiyaçlarımız her gün değişiyor. Sadece fiziksel aktivite yoluyla da kalori yakmıyoruz. Hiçbir şey yapmadan dursak bile beynimizin kaloriye ihtiyacı vardır. Çünkü zihinsel süreçler hala devam etmektedir. Kalbimizin atması için de kaloriye ihtiyacı vardır. Böbreklerimiz filtrasyon işini yaparken karaciğerimiz detoksifikasyon yapmaya devam etmektedir.

Mesela bazı günler daha çok acıkırız. Ancak aşırı kuralcı yaklaşıp ihtiyaçlarımızı bir formüle sığdırmaya çalışırsak önemli noktayı unuturuz. Tıpkı tuvaletin geldiğinde tuvalete gitmek veya uykun olduğunda uyumak gibi yemek yemek de temel bir ihtiyaçtır. Tuvalete gitme ihtiyacınızı inkar edebilir misiniz? Diyet mantığına göre o günkü “tuvalete girme sayınıza” çoktan ulaşmışsınızdır. Bu yüzden daha fazla tuvalete giremezsiniz!

İlgini çekebilir: Yeme Bozukluklarına Dair 9 Efsane ve Gerçekleri

2. Açlığınızı “zekice yenebilirsiniz.”

Diyet kültürü bize açlığımıza şefkatle karşılık vermek yerine onu “kontrol etmeyi” öğretir. Vücudumuzun açlık sinyallerine cevap vermek yerine su iç, kahve iç veya sakız çiğne diyerek stratejiler geliştirir. Bütün bunlar bizi açlık sinyallerinden daha çok uzaklaştırıp ne yediğimize veya ne yemediğimize daha fazla odaklanmamızı sağlar. Diğer temel ihtiyaçlarımızı görmemeye çalışmanın ne kadar saçma göründüğüne bir bakalım:

  • Sadece yorgun olduğunuzu ve uyumaya ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz ama diyorlar ki senin sadece daha fazla kafeine ihtiyacın var.
  • Sadece tuvaleti kullanmanız gerektiğini düşünüyorsunuz çünkü tuvaletiniz gelmiştir ama diyorlar ki senin sadece su içmeyi bırakmana ihtiyacın var.
  • Sadece duşa girmeye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz ama diyorlar ki senin sadece bir deodoranta ihtiyacın var.

Açlığı inkar etmek ya da açlığa tahammül etmeye çalışmak, herhangi bir başka temel ihtiyacı inkar etmek kadar saçmadır. Sonunda ihtiyaçlarımız bize alarm verir. Bu nedenle bir diyete başladıysanız veya yiyecek alımınızı azalttıysanız muhtemelen bir noktada aşırı yemek yemeye zemin hazırlıyorsunuz. Belki de şu an yeme patlamaları yaşıyorsunuz! Açlıktan ya da yeme patlamalarından kurtulmak istiyorsanız aslında çözüm burnunuzun ucundadır. Yemek yemelisiniz!

3. “Sağlıksız” yiyecekleri “sağlıklı” olanlarla değiştirmek sizi tatmin edecektir.

Tatmin faktörü işin içine girdiğinde tüm yiyecekler aynı etkiye sahip değildir. Memnuniyet, yeme deneyiminin önemli bir bileşenidir. Tatmin faktörüne öncelik veren kişiler yiyeceklerle ve vücutlarıyla daha barışçıl ilişkiler kurma eğilimindedir. Ne yazık ki diyet kültürü yeme deneyiminde tatmin faktörünü de göz ardı ediyor ve bize canımız gerçekten bir kurabiye istediğinde hurma ile tatmin olmamız gerektiğini söylüyor.

Bu kuralı uygulayan kişiler genellikle sadece “yasaklanmış” yiyecekleri arzuladıklarını fark ederken, sezgisel olarak yemek yiyen kişilerin ise çok çeşitli yiyecekleri isteme eğiliminde olduğu görülmüştür. Besleyiciliği yüksek olan (meyve ve sebzeler gibi) besinleri yemek isterken aynı zamanda besleyiciliği düşük ancak eğlenceli olan besinleri de (kurabiye vs.) yer ve isterler. İstekleri onurlandırmayı reddettiğimizde fiziksel açlığı tatmin ediyor olabiliriz ancak psikolojik açlığımızı tatmin etmiyoruz. Yemek yemenin zevkli ve tatmin edici olması da gerekir. Kurabiye yerine hurma yediğiniz zaman neden hala mutfakta arandığınızı, başka ‘sağlıklı’ seçenekler ile tatmin olmaya çalıştığınızı, belki de en sonunda o kurabiyeye neden saldırdığınızı merak ettiyseniz nedeni işte bu!

Belki de o kurabiyeyi yemeye o anda izin verseydiniz bir kurabiye yiyip tatmin olacaktınız. Hurma üstüne meyve onun üstüne kuruyemiş biraz bitter çikolata ve en sonunda da sayılarca kurabiye yemeyecektiniz!

İlgini çekebilir: Yetersiz Beslenmenin Belirtileri, Riskleri ve Alınacak Önlemler

4. Yiyecekler yalnızca yakıt olarak kullanılmalıdır.

Daha basit canlılar olsaydık yiyecekler sadece yakıt olur, başka hiçbir şey olmazdı. Ama biz makine değiliz ve iyi ya da kötü, zihinsel süreçlerimiz ve duygularımız var. İnsanlar biyolojik açlığın ötesinde sadece doymak için yemek yemezler ve bu normaldir. Bazen aç olmadığınız zamanlarda yemek yiyebilirsiniz ya da mükemmel koktuğu için fırından yeni çıkmış kekten bir dilim yersiniz.

Bazen besin değeri ne olursa olsun lezzetli olduğu için bir şeyler yememiz gayet doğaldır. İnsan olmanın bir parçasıdır. “Duygusal yemeyi ” sorun olarak görmemeliyiz. Bazen yiyecekleri duygularımızı yatıştırmak için kullandığımızda kendimizi eleştirmemeliyiz. Bu, yeme eylemini stresli ve utanç verici bir deneyime dönüştürür. Tüm yiyeceklerin kayıtsız şartsız diyete (Aslında diyet demek gün içinde kişinin ne yiyip içtiğidir.) girmesine izin verilmesi, kontrol kaybını azaltmak için gereklidir. Bir şeyin sınırlaması olmadığında o kadar da özel değildir. Yani brokoli neyse çikolata da odur. Normaldir! İstediğiniz zaman istediğiniz bir yiyeceğe sahip olabileceğinizi bildiğinizde, yeme patlamaları ya da aşırı yeme davranışı gözlemleme riski azalır.

Sonuç olarak vücudumuz oldukça akıllıdır ve sistemimiz mükemmel bir işleyişe sahiptir. Bize açlık, tokluk ve tatmin için sinyaller gönderirler. Diyet kültürünü susturmayı öğrendiğimizde sinyallere net bir şekilde yanıt verebiliriz. Hayatımıza yiyecek korkusu olmadan devam edebiliriz.

Yardımcı Kaynak: https://www.psychologytoday.com/

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

‘Kendini olduğu gibi kabul etmek’. Kilosuyla, bakışıyla, her şeyiyle… Meslekleriyle yolculuğu işte bu cümleyle başladı. Lise zamanında kilolarıyla başı dertte olup diyet arayışlarına giren biri de kendisiydi! Hayatını etkileyen bu durumun iç yüzünü okumalı, kendi gibi sorunlar yaşayan başka insanlara umut olmalıydı. Acıbadem Üniversitesinden 2019 yılında Diyetisyen, 2020 yılında da ikinci bölümünden Psikolog olarak başarıyla mezun oldu. Meslekteki motivasyonu minik dokunuşlar ve güzel değişimlerdir. İnsanların hayatına minik güzel dokunuşlarda bulunmak ve onlara farkındalık kazandırmaktan büyük keyif alıyor. İşini tutkuyla yapan biri olarak insanlara doğru yolu gösterme isteği gün geçtikçe katlanıp etik ve bilimsel yoldan şaşmayıp bilgilerini uygulamaya devam ediyor. Besinlerle kurulan iletişimin önemine dikkat çekerek alışılmış diyet algısını yıkmak için çalışmalarına devam etmektedir. Diyetisyen&Psikolog Nursena Çelik’in bu yoldaki bakış açısı sürdürülebilir sağlıklı beslenmeyi hem ruhen hem de bedenen hafiflik açısından ele almaktır. Nurslahafifle mottosuyla çıktığı bu yolda insanlara umut olmayı planlıyor…