fbpx

Duygularını İfade Etmekten Kaçınmana Sebep Olan 4 Yanlış İnanış

İnsan olmanın vazgeçilmez bir parçası olan, hayatımıza anlam katan ve diğerleri ile olan ilişkimizde belki de en etkili rolü oynayan, bazen bize manasızca ortaya çıkmış gibi gelseler de aslında bize bir mesaj vermeye çalışan duygularımız… Ve elbette bizi zorlayan, hissetmek istemediğimiz bazı duygular…

Doğduğumuz andan itibaren hislerimizle hareket ediyoruz. Kendimizi konuşarak ifade edebilir hale gelene kadar duygularımız sayesinde ihtiyaçlarımızı fark ediyoruz. Küçücük bir bebekken açlık hissi ile ağlayıp bu ihtiyacımızın karşılanması için sinyal yolluyoruz. İlgiye, sevgiye ve güvene olan ihtiyacımızı da yine duygularımız doğrultusunda fark ediyor ve bu ihtiyacın karşılanmasını ebeveynlerimizden talep ediyoruz.

İlgini çekebilir: Hayattan Aldığımız Tatmin Duygusunu Nasıl Artırabiliriz? 

Büyüdükçe duygularımızın bize söylemeye çalıştığı şeyi duymazdan gelmeye ve düşüncelerimizi, bir diğer deyişle mantığımızı devreye sokmaya meyilleniyoruz. Elbette eğitim sisteminde analitik düşünmeyi öğrenmemiz, yaşamda her ihtiyacın anında karşılanmayacağını görmemiz ve artık hayal gücümüze teslim ettiğimiz yaratıcı oyunlardan ziyade mantık, realite ve zeka kullanmayı içeren oyunlara yönelmemiz bu değişimde büyük rol oynuyor. Ancak burada da dengeyi tam tutturamıyor, genelde duygularımızın bize söylemeye çalıştığı şeyleri duymazdan gelip radyoyu tümden kapatıyoruz. Duygularımızı ihmal etmek ise bizde hiç ummadığımız sorunlar çıkartabiliyor.

Hislerimizin varlığını görmezden gelirsek ne olur?

Duygularımızı halının altına süpürüp görmezden geldiğimizde;

  •  Sırt ağrısı, baş ağrısı, mide rahatsızlıkları gibi fiziksel sıkıntılar yaşayabiliyoruz.
  • Hafıza ve dikkat konusunda zayıflıklar ortaya çıkabiliyor.
  • Ortada ‘hiçbir şey’ yokken öfke patlamaları yaşayabiliyoruz.
  • Kendimizi genel anlamda huzursuz ve kaygılı olarak tanımlayabiliyoruz.
  • İlişki kurmakta ve sürdürmekte zorlanabiliyoruz.
  • Hayatı sürdürmek için anlam ve amaç bulmakta zorlanabiliyoruz.
  • Çoğu zaman kendimizi enerjimiz düşük halde bulabiliyoruz.

Duygularımızı ihmal etmemizin ve onları görmezden gelmemizin altında ise farklı inanışlar yatabiliyor. Duygularla alakalı çokça yanlış fikirlere kapılıp kendi duygusal ihmalimizin kapılarını aralayabiliyoruz. Öyleyse bizi duygularımızı ifade etmekten alıkoyan inanışlara birlikte göz atalım mı?

İlgini çekebilir: Empati Kurmayı Kolaylaştıracak 3 Adım

Duygular ile ilgili yanlış inanışlar

1. Bazen, özellikle de ikili ilişkilerimizde, duygularımızdan bahsetmenin ve onları dikkate almanın zayıflık göstergesi olduğunu düşünüyoruz. Oysaki duygularımıza gereken önemi vermenin zayıflık ile pek alakası yoktur. Aksine duygularına kulak veren ve duygularının ona ne söylemeye çalıştığına kulak veren insan psikolojik anlamda hiç olmadığı kadar güçlü olabilir!

2. Duyguları bir bütün olarak kabul etmek yerine onları olumlu/olumsuz olarak ikiye kategorize ediyor ve bazı duygularımızı hissetmekten kaçınıyoruz. Gerçekte ise duyguların iyi/kötü şeklinde ikiye ayrılan bir yanı yoktur. Her duygunun bir işlevi vardır. İğrenmek, bize bir şeylerden uzak durmamız gerektiğini ifade eder. Öfke, işlerin yolunda gitmediğini, bizi rahatsız eden bir şeyler olduğunu gösterir. Korku, bize tehlikede olduğumuzu ve kendimizi korumamızı öğütler. Görüldüğü gibi, bazı duyguları hissetmekten haz etmesek de onları olumlu/olumsuz şeklinde etiketlemek bizim kendi zihnimizdeki kategorilerimizdir. Gerçekte böyle bir ayrım yoktur. Duygu sadece konuyla ilgili hislerimizdir.

İlgini çekebilir: İnsanlarla İletişim Kurarken Hangisisin: Davranış Biçimlerine Göre 3 İnsan Tipi

3. Kimi zaman duygularımızın farkında olsak da onları başka biriyle paylaşmaktan çekiniyoruz. Bir başkasına duygularımızdan bahsetmenin o kişiyi bizden uzaklaştırabileceğine inanıyoruz. Halbuki bizi diğer kişiler ile birbirimize bağlayan şey samimi ve şeffaf paylaşımlarımızdır. Üstelik karşımızdakine duygularımızdan bahsetmek, ona güvendiğimizi ve onunla içsel süreçlerimizi paylaşmaktan çekinmediğimizi ifade eder. Ayrıca anlaşılmak istiyorsak bunun en kolay yolu kendimizden ve ihtiyaçlarımızdan bahsetmektir.

4. Bazense duygulardan bahsetmenin gereksiz ve çözüme katkı sağlamayacak bir girişim olduğuna inanıyoruz. Benim gözlemlerime göre ise bazen sorunun asıl sebebi duyguların paylaşılmaması olduğu için bu inanışın da yanlış bir inanış olduğunu söyleyebiliriz. Çözüme giden yolda en etkili adım kendini ifade edebilmektir. Duygulardan bahsetmek de kendini ifade etmenin harika bir yoludur!

Umarım bu yazımda duygularımızı fark etmenin, onlara kulak vermenin ve onları ifade etmenin önemini sizlere aktarabilmişimdir.

İyi günler.

Yardımcı Kaynak: Çocuklukta İhmalin İzi Boşluk Hissi, Jonice Webb.

 

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Kendini bildi bileli psikolog olmak isteyen Özge Karatuğ, Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümünü bitirdi. Ardından 2 yıl özel sektör ve kamu sektöründe çalışıp en başından beri istediği psikoterapist olmak hedefini gerçekleştirmek için istifa etti ve İstanbul’a taşındı. Psikoterapist olma yolunda Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Şu anda psikolojinin her alanıyla ilgili sürekli okumaya, araştırmaya, öğrenmeye ve bu öğrendiklerini uygulamaya devam etmektedir.