fbpx

Yeme Bozukluklarına Dair 9 Efsane ve Gerçekleri

Yeme bozukluğu kişinin fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik sağlığını tehlikeye atan psikolojik bir rahatsızlıktır. Günümüzde sosyal medya kullanımının artmasıyla da aslında yeme bozukluğunun toplumda çok yaygın olduğunu ve bu sorunu yaşayan bir sürü kişi olduğunu görmekteyiz. Ne var ki yeme bozuklukları bu kadar yaygın olmasına rağmen bunların ne olduğuyla ilgili birçok efsane ve yanlış düşünce mevcut. Yeme bozuklukları hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak ve doğru bilinen yanlışları öğrenip gerçekleri görmek, süreci doğru anlamak için çok önemlidir.

Peki yeme bozuklukları nedir, ne değildir?

İlgini çekebilir: “Sağlıklı Besleniyorum Ama Kilo Veremiyorum” Diyenlerin Dikkat Etmesi Gereken 9 Madde

Efsane 1: Yeme bozuklukları sadece kadınları etkiler.

Gerçek: Yeme bozuklukları her kesim ve cinsiyetten kişileri etkileyebilir.

Ulusal Yeme Bozuklukları Birliği’ne (NEDA) göre yeme bozukluğu olan 3 kişiden 1’i erkektir. NEDA ayrıca ABD’de 10 milyon erkeğin hayatlarının bir noktasında yeme bozukluğu yaşama olasılığı olduğunu da belirtiyor. Aşırı yeme veya müshil kullanımı gibi düzensiz yeme ve telafi edici davranışlar, kadınlar arasında olduğu kadar erkekler arasında da yaygındır. Bununla birlikte, erkeklerin bir yeme bozukluğu için tedavi arama olasılığı kadınlara göre daha düşüktür.

Efsane 2: Yeme bozuklukları yalnızca gençleri etkiler.

Gerçek: Yeme bozuklukları her yaştan insanı etkiler.

Gençlerin özellikle de genç kızların yeme bozukluğu için en riskli grup olduğuna inanılmaktadır. Araştırmalaranoreksiya nervoza ve bulimiya nervoza için ortalama başlangıç ​​yaşının 18 olduğunu gösterse de bu bozukluklar çocukluk da dahil olmak üzere her yaşta gelişebilir. Pediatrics dergisindeki bir araştırmaya göre, çocuklarda yeme bozukluklarının görülme sıklığı ve yaygınlığı son yıllarda önemli ölçüde artmıştır. Bazı durumlarda, beş veya altı yaş gibi küçük çocuklar da yeme bozukluğu teşhisi alabilmektedir. Daha ileri yaşlı yetişkinlerde de yeme bozuklukları olabilir. Bazıları yaşamında belli bir zamandan sonra bir bozukluk geliştirebilirken, bazıları bu sorunu çocukluklarından veya gençlik yıllarından yetişkinliğe taşıyabilir.

İlgini çekebilir: Duygusal Yeme Nedir? Önlenemez Yeme Arzusu İle Nasıl Baş Edilir?

 Efsane 3: Yeme bozuklukları bir hastalık değildir, ilgi ve dikkat çekmek için kullanılan bir araçtır.

Gerçek: Kişiler çeşitli nedenlerden dolayı yeme bozukluğu geliştirebilirler. Yeme bozukluğu kişinin işlevselliğini bozan psikolojik bir rahatsızlıktır.

Yeme bozuklukları kişinin bilerek seçtiği bir süreç değildir. Bazı kişiler, yaşamlarında travma, taciz veya yas gibi olumsuz bir durumla başa çıkmanın bir yolu olarak yeme bozukluğu geliştirebilir. Biyolojik, sosyolojik ve fizyolojik faktörler de yeme bozukluğunun gelişimini etkileyebilir. Yeme bozuklukları kişinin fiziksel ve zihinsel sağlığını etkiler ve yaşamını tehdit edebilir.

Efsane 4: Yeme bozukluğu olan insanlar oldukça zayıftır.

Gerçek: Yeme bozukluğu olan birçok insan düşük kilolu değildir.

Sosyal medya yeme bozukluğu olan herkesi zayıf olarak gösteriyor görünse de durum böyle değil. Kişinin bir yeme bozukluğuna sahip olup olmadığını sadece görüntüsüne bakarak söylemek mümkün değildir. Bazı yeme bozuklukları kişide kilo kaybına neden olurken bazıları kilo kaybı yaşatmayabilir. Bazı araştırmalar, Tıkanırcasına Yeme Bozukluğu kriterleri taşıyan kişilerin yaklaşık %70’inin obeziteye sahip olduğunu göstermektedir.

İlgini çekebilir: Dış Görünüşümüzle Barışarak Beden Algımızı Nasıl İyileştirebiliriz?

Efsane 5: Kusmak yenilenleri çıkarmanın ve zayıflamanın etkili bir yoludur.

Gerçek: Kusmak yenilen besinlerin sadece düşük bir kısmının vücuttan atılmasını sağlamaktadır.

Besinler ağıza alındığı andan itibaren sindirim ve emilim başlamaktadır. Yani tüketilen kalorilerin sadece bir kısmı çıkartılmış olur. Tamamen yenilenlerin emilmesi engellenmiş olunmaz.

Efsane 6: Yeme bozukluğu olan bir kişi tekrar yemek yemeye başladığında iyileşir.

Gerçek: Yeme bozuklukları sadece yemekle ilgili değildir.

Yeme bozuklukları bir ruh sağlığı sorunudur. Görünürde yemekle alakalı bir sorun gibi gözükse de altta yatan diğer sebeplerin incelenmesi oldukça önemlidir. Bu nedenle sağlıklı beslenme tedavisinin uygulanması iyileşmenin önemli bir bileşeni olsa da tedavinin tek ölçütü bu değildir. Multidisipliner bir yaklaşım ile kişinin ihtiyacına göre farklı alandan uzmanlar (Diyetisyen, psikolog, psikiyatr…) süreçte beraber yer almalıdır.

Efsane 7: Yeme bozukluğu olan bir kişiyi kolayca anlayabiliriz.

Gerçek: Bir kişide yeme bozukluğu olup olmadığını dışarıdan bakarak anlamak bazı durumlarda mümkün olmayabilir.

Anoreksiya nervoza’sı olan kişilerin bol kıyafetler giyerek durumlarını sakladığını biliyoruz. Kendilerini sağlıksız ya da kötü hissettiklerini söylemezler. Aksine çok iyi olduklarına karşısındakileri inandırmaya çalışabilirler. Detaylı bir inceleme yapılması oldukça önemlidir.

İlgini çekebilir: Depresyonu Önlemede Beslenme ve Bağırsak Mikrobiyatasının Önemi Nedir?

Efsane 8: Hem yeme bozukluğu tedavisi olup hem de kilo verme diyeti yapılabilir.

Gerçek: Yeme bozukluğu tedavisinde kilo kaybı amaçlanmamalıdır.

Sağlık açısından problem olmadığı sürece kilo kaybı ilk başta ele alınmamalıdır. İyileşmek ve kilo kaybı aynı anda hedeflenmemelidir. Vücudun geçirdiği sorunu tolere etmesi ve kendine gelmesi için kilo artışının gözlenmesi tedavi sürecinde beklenen bir durum olabilir. Öncelikle iyileşmeye odaklanmalı ve kilo hedefi koyulmamalıdır.

Efsane 9: Yeme bozukluğu olan kişiler iyileşemez.

Gerçek: Yeme bozukluğu bulunan bir kişi iyileşebilir.

Doğru bir tedavi ile yeme bozukluğundan iyileşmek mümkündür. İyileşme süresi kişiden kişiye değişmektedir. Bazı kişiler daha çabuk iyileşebilir, bazılarının ise daha uzun süreli tedaviye ihtiyacı olabilir.

Ne yapmalı?

  • Kendisinin veya yakınının bir yeme bozukluğuna sahip olabileceğini düşünen kişiler uzmana başvurmaktan çekinmemelidir. Yeme bozukluğunun türü, kişinin sağlık geçmişi ve kişisel koşulları tedavi planını belirleyecektir.
  • Yeme bozuklukları ile ilgili birçok yanlış bilgi mevcuttur. Gerçekleri bilmek, insanların daha anlayışlı olmalarına ve bu ciddi durumla uğraşan kişilere daha iyi destek olmalarına yardımcı olabilir.
  • Yeme bozuklukları her cinsiyetten, yaştan, vücut tipinden ve kesimden kişileri etkileyebilir. Biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin kombinasyonundan kaynaklanabilirler.
  • Yeme bozukluklarının iyileşmesi mümkündür ve çoğu insan doğru tedavi ile iyileşme görecektir.
  • İyileşme yolundaki ilk adım, teşhis için bir uzmana görünmektir. Eğer kişinin hayatı yemekler tarafından kontrol ediliyor ve işlevselliği bozulduysa yardım almayı düşünebilirsiniz.

Yardımcı Kaynak: https://www.medicalnewstoday.com

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

‘Kendini olduğu gibi kabul etmek’. Kilosuyla, bakışıyla, her şeyiyle… Meslekleriyle yolculuğu işte bu cümleyle başladı. Lise zamanında kilolarıyla başı dertte olup diyet arayışlarına giren biri de kendisiydi! Hayatını etkileyen bu durumun iç yüzünü okumalı, kendi gibi sorunlar yaşayan başka insanlara umut olmalıydı. Acıbadem Üniversitesinden 2019 yılında Diyetisyen, 2020 yılında da ikinci bölümünden Psikolog olarak başarıyla mezun oldu. Meslekteki motivasyonu minik dokunuşlar ve güzel değişimlerdir. İnsanların hayatına minik güzel dokunuşlarda bulunmak ve onlara farkındalık kazandırmaktan büyük keyif alıyor. İşini tutkuyla yapan biri olarak insanlara doğru yolu gösterme isteği gün geçtikçe katlanıp etik ve bilimsel yoldan şaşmayıp bilgilerini uygulamaya devam ediyor. Besinlerle kurulan iletişimin önemine dikkat çekerek alışılmış diyet algısını yıkmak için çalışmalarına devam etmektedir. Diyetisyen&Psikolog Nursena Çelik’in bu yoldaki bakış açısı sürdürülebilir sağlıklı beslenmeyi hem ruhen hem de bedenen hafiflik açısından ele almaktır. Nurslahafifle mottosuyla çıktığı bu yolda insanlara umut olmayı planlıyor…