fbpx

Sosyal Karşılaştırma: Kendimizi Başkaları ile Kıyaslamamızın 4 Nedeni

Küçüklüğünüze dair hatırladığınız anılarınızın arasında annenizin sizi yaşıtınız olan biriyle kıyasladığına dair bir anı var mı? Ya da ergenlik döneminde arkadaşlarınızla kendinizi her anlamda kıyaslayarak ona göre değişiklikler yaptığınızı hatırlıyor musunuz? Yüksek ihtimalle hepimizin zihninin köşelerinde buna benzer anılar vardır.

Kimi kişilerin ‘Sadece anılar da mı var? Ben şu anda da kendimi başkaları ile kıyaslıyorum.’ dediğinizi duyar gibiyim. Gerçekten de öyle. Hepimiz her an kendimiz hakkında benlik algısı geliştirebilmek için diğer benlikler ile kendimizi kıyaslıyor ve onlara göre iyi, güzel, çirkin, başarılı, alımlı, zengin olup olmadığımızı belirliyoruz.

Psikoloji biliminde bireyin kendisini değerlendirmek için kendi yeteneğini veya özelliklerini diğer kişilerinkiyle kıyaslama sürecine sosyal karşılaştırma denir. Basit bir deney yapalım. Varsayalım ki psikoterapi sürecinde seanstayız ve ben size ‘Okulda başarılı biri miydiniz?’ diye bir soru yöneltiyorum. İşte o anda yüksek ihtimalle soruda yer alan’ başarı’ kavramını ‘akademik başarı’ olarak algılayacak, kendinizin başarılı olup olmadığını değerlendirmek için hemen diğer öğrencilerin başarı durumuna göre bir kıyaslama yaparak sizin başarı seviyenizi belirleyeceksinizdir.

İlgini çekebilir: Benliğimize Biçtiğimiz Değer: Öz-değerimizi Belirleyen 7 Alan

Bu kıyaslamaların zararı var mıdır?

Sosyal karşılaştırma, karşılaştırılan durumdan çıkarılan sonuca göre etkisi değişebilen bir kavram. Eğer kişi bir durumu değerlendirirken içinde bulunduğu durumu kendisinden daha iyi konumda olan bir kişi ile kıyaslarsa olumsuz değerlendirme yapmaya meyilli olacaktır. Tam tersi olarak durum değerlendirmesinde kendisinden daha kötü durumda olan kişiyle kıyaslarsa, kendisini şanslı olarak görüp iyi hissetme ihtimali daha yüksek olacaktır. Her iki türlü kıyaslama çeşidinden de kişi fayda görebilir. Yine de her zaman olduğu gibi dengeyi bulamayıp hayatımızı bu perspektiften devam ettirince sorun yaşamamamız imkansız gibi görünüyor. Öyle mi değil mi birlikte bakalım.

Kendimizi, koşul olarak daha iyi insanlarla kıyasladığımızda yanlış değerlendirmeler yapmamız kaçınılmazdır. Kişi kendisini şanssız, başarısız, yeteneksiz olarak değerlendirebilir.

Kendimizi daha kötü koşullara sahip biri ile değerlendirmemiz bize bir zarar vermiyor gibi görünmesine rağmen bu durumda da kişi yanlış değerlendirmeler yapabilir. Örneğin bu tür bir kıyaslama sonucu kişide aşırı özgüven oluşabilir veya çabalamasına gerek olmadığını ve zaten şanslı olduğunu düşünüp herhangi bir iş için çabalamaktan vazgeçebilir. Bu da kişiye olumsuz etki olarak geri dönecektir.

Her türlü kıyaslamanın aşırıya kaçılması durumunda olumsuz etkisi olabileceği konusunda hemfikirsek neden kıyaslama yapma ihtiyacı hissettiğimize geçelim mi?

İlgini çekebilir: Şema Terapi Bakışıyla Yetişkin Halimizden İçimizdeki Çocuğa Yolculuk

Sosyal kıyaslama yapmamızın 4 nedeni

1. Kendini değerlendirme ihtiyacı

Kendimizi diğerleriyle kıyaslıyoruz çünkü kendimizi değerlendirme ihtiyacı hissediyoruz. Kendimiz hakkında bilgi sahibi olabilmemiz için bazı bilgiler edinmemiz gerekir. Örneğin kilolu olup olmadığımızı anlayabilmek için ideal kilomuzu bilmemiz gerekir. Ama bazen bilgi alabilmek bu kadar kolay olmaz, bizler de diğer insanlardan bilgi toplar ve kendimizi değerlendirme ihtiyacımızı gideririz.

2. Kendini geliştirme ihtiyacı

İnsanı insan yapan en güzel özelliklerden biri de durduğu yerden daha ileriye gitmeye yönelik ihtiyacı diye düşünüyorum. Sahip olduğumuz yetenekleri, becerileri geliştirmeye yönelik doğal bir ihtiyacımız var. İşte bu ihtiyacı karşılamak için, kendimizi nasıl ve ne kadar iyi geliştirebileceğimizi görmek için kendimizi başkalarıyla kıyaslarız. Bu ihtiyacımız doğrultusunda genelde kendimizi bizden daha ileride olduğunu düşündüğümüz insanlarla kıyaslama yaparız. Ancak bunu sürekli yapmak, kendimizi işe yaramaz hissettirebilir. Eğer dozu kaçırdıysak bu ihtiyacımızı başka nasıl karşılayabileceğimizi araştırmak iyi olacaktır.

3. Benlik yüceltme ihtiyacı

Her ne kadar düşünce bazında kendimizi eleştirmeye yönelik yaklaşımımız fazlaymış gibi görünse de içten içe hepimizin kendi varlığımızı ve benliğimizi yüceltmeye ve onu onore etmeye ihtiyacı vardır. Bu yüzden de kendimizi genelde bizden daha kötü bir noktada olan kişiyle kıyaslamaya meyilleniriz. Bu kıyaslama bize bulunduğumuz noktanın ‘iyi’ olduğunu ifade eder. Kıyaslama sonucu benliğimizin iyi bir noktada olduğunu düşünür ve bu ihtiyacımızı karşılarız.

İlgini çekebilir: İstenmeyen Durumlar Karşısında Seçebileceğiniz 4 Yol

4. Başkaları ile birlikte olma ihtiyacı

En nihayetinde sosyal varlıklarız. Kendimize benzer özelliklere sahip olan kişilerle olmak bize güvende ve tanıdık hissettirir. Bu noktada da bizimle aynı şartlara sahip ya da aynı sorunu yaşayan kişilerle kendimizi kıyaslar, aynı düşünceleri ve duyguları paylaştığımızı görerek başkaları ile birlikte olma ihtiyacımızı gideririz.

Alternatif kıyaslama

Yukarıda sosyal karşılaştırma yapmamızın 4 ana sebebinden ve bunun olası zararlarından bahsettik. Öyleyse sosyal karşılaştırmaya alternatif olabilecek başka bir karşılaştırma türünden bahsetmek istiyorum. Zamansal karşılaştırma adı verilen bu karşılaştırma türünde kıyaslama için hedefiniz kendinizsiniz. Kendimizi değerlendirirken ya da benliğimizi yüceltirken kendimizi referans noktası almak, bir başkasıyla kıyaslamaktan çok daha doğru sonuç verecektir. Geçmişteki benliğimiz ile şu anki benliğimizi kıyaslayarak da tüm bu ihtiyaçlarımızı karşılayabiliriz. Aynı zamanda gelecekteki benliğimizi de hayal ederek kıyaslamaya gelecekteki benliğimizi de davet edebiliriz.

Kendimizi kendimizden başka kim yeterince iyi tanıyabilir ki?

Mutlu günler diliyorum.

Yardımcı Kaynak: Sosyal Psikoloji, Ege Üniversitesi Yayınları

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Kendini bildi bileli psikolog olmak isteyen Özge Karatuğ, Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümünü bitirdi. Ardından 2 yıl özel sektör ve kamu sektöründe çalışıp en başından beri istediği psikoterapist olmak hedefini gerçekleştirmek için istifa etti ve İstanbul’a taşındı. Psikoterapist olma yolunda Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Şu anda psikolojinin her alanıyla ilgili sürekli okumaya, araştırmaya, öğrenmeye ve bu öğrendiklerini uygulamaya devam etmektedir. Terapi ekolü olarak Bilişsel Davranışçı Terapi başta olmak üzere Şema Terapi, Mindfulness Temelli Terapi ve Kabul ve Kararlılık Terapisi yaklaşımlarını benimsemekte.