fbpx

Bir CEO’nun Gözünden: Evden Çalışma Düzeninin Geleceği ve Beraberinde Getirdiği 8 Unsur

Pandemi dönemi ile birlikte şirketlerin çoğu evden çalışma düzenine geçmekte sakınca görmezken bir kısmı hala ofisten çalışmaya devam ediyor. Şu an virüs sebebiyle evden çalışma düzeni ile devam eden şirketlerin ise normale dönüşte ne yapacağı belirsiz; çoğu tekrardan ofis düzenine geçmeyi düşünüyor.

Peki ya uzaktan çalışmanın önümüzdeki on yıl içinde dünyayı nasıl değiştireceğini görebilseydiniz? Chris Herd, bunu görebildiğini düşünüyor. Herd, müşterilerinin uzaktan çalışma sorunlarını çözmeye odaklanmış bir girişim olan Firstbase’in kurucusu ve CEO’su. Geçtiğimiz dokuz ay boyunca 1.500’den fazla kişiyle uzaktan çalışmanın geleceği ve çok yakın gelecekte dünyayı nasıl değiştireceği ile ilgili görüşmeler yaptı. İşte görüşmelerinin sonuçlarını sizler için derledik!

İlgini çekebilir: İş Hayatında Mutlu İnsanların 7 Alışkanlığı

1. Önce yaşam, sonra iş

Chris Herd, “Uzaktan çalışma, insanların kendileri için önemli olana yeniden öncelik vermesine yol açacak.” diyor. “İşinizi hayatınız etrafında düzenlemek, göze çarpan ilk değişim olacak. İnsanların, çalıştıkları işlerden daha fazlası olduklarını fark etmeleri, yaşamlarının geri kalan alanlarında daha derin amaçları keşfetmesine yol açacak.”

Bir içe dönüş başlayacak. Çünkü 9 – 6 çalışma sistemiyle çalışanlar, iş için sorumluluklarını yerine getirirken aslında kendilerinden uzaklaşmış olduklarını farkettiler. Uzaktan çalışma, çalışanlara zaman ve ev rahatlığında bir çalışma ortamı kazandırdığı için zihinlerin daha dingin olmasını sağladı. Bu durum, çoğu çalışanın hayatlarını ve beklentilerini sorgulamasına yol açtı. Çalışmak için mi yaşıyoruz, yaşamak için mi çalışıyoruz ikilemi çalışanların kafasını karıştırıp onları cevapları bulmak için yaşamlarını sorgulamaya yönlendirdi.

2. Sonuçlara odaklanın

Herd; şirketlerin, çalışanların performansını çalışılan saatler yerine üretkenlik ve sonuçlara göre değerlendirmeye başlayacağını söylüyor.

İşverenler, sonuçlara bakarak ofiste bulunulan zamana değil, yapılan çalışmaların verimliliğine odaklanmalılar. Bu tür bir güven ve güçlendirme aslında çalışanları daha üretken kılar. Çoğu çalışan, evde olduğu için daha çok çalıştığını dile getiriyor. Bu bir yandan rahatsızlık oluştursa da ev ortamında çalışıyor olmak ve yolda geçen süreyi kişilerin kendine ayırabilmesi aslında insanların bir daha ofislere dönmek istemediğini gösterir nitelikte.

İlgini çekebilir: Ofis Masanızda Feng Shui Düzeniyle Daha Huzurlu ve Üretken Olun

3. Anlamsız görevlere son

Herd, “8 saatlik çalışma gününüzü doldurma ihtiyacı ortadan kalkacak ve yerini net görevler ve sorumluluklar alacak” diyor. “Çalışanlar, ofisteyken meşgul görünmek için zamanlarını boşa harcamak yerine yapılması gerekeni yapacaklar.”

Tüm çalışanların bildiği ve araştırmaların da gösterdiği gibi aslında ofiste bulunduğumuz saat diliminin sadece 4-6 saat kadarında verimli çalışabiliyoruz. Dolayısıyla ofiste olmak o işi daha verimli yapmak anlamına gelmiyor, bunun aksi bile söz konusu. Ev ortamında çalışanlara sağlanan rahatlık işlerin daha kısa sürede tamamlanmasını sağlıyor.

4. İstediğin zaman çalış

Herd, “Ofisler, eş zamanlı çalışmanın, işlerin yapılmasını imkansız hale getirdiği yerlerdir,” diyor.

“Eşzamansız çalışmayı mümkün kılan araçlar, uzaktan çalışan ekiplerin küresel olarak ihtiyaç duyduğu en önemli şeydir. Birçok yeni şirket bunun üstesinden gelmeye çalışacaktır.”

Müdürler kendilerini daha müdür, yöneticiler daha yönetici, şirket sahipleri kendilerini daha patron hissetsin diye ofisten çalışmaya devam eden şirketler, evden çalışma düzenine geçen şirketlerden daha başarılı olamayacaklar.

5. Sağlığımıza ve iyi hissetmemize daha fazla öncelik

Herd’ göre, “İşe gidip gelme zamanından kazanılan süre, çalışanlara başka şeyler yapmaları için yılda fazladan 25 gün kazandıracak. Çalışanlar, günlerini planlarken işleri daha özgürce organize etmek için sahip oldukları fırsattan yararlanacak.”

İş gününe başlamadan önce sabahları kitap okumak, meditasyon yapmak, aileyle vakit geçirmek veya öğleden sonra spor yapmak gibi aktiviteler için zaman ayırabilecekler. Hem fiziksel hem de zihinsel sağlığa daha iyi bakmak için birçok çalışan, uzaktan çalışma seçeneğini tercih edecek.

İlgini çekebilir: Zamanını Nasıl Değerlendirdiğine Dair Herkesin Kendine Sorması Gereken 5 Soru

6. Kırsal kasabalar gelişecek

Herd, “Dünya çapındaki insanlar daha küçük şehirlere taşınacak; böylece daha düşük yaşam maliyetine ve daha yüksek yaşam kalitesine sahip olacak” diyor. “Bu bölgeler, bu zenginliği çekmek için hızla yenilik yapmalıdır.”

Küçük kasabalar bundan nasıl yararlanabilir? Her şey altyapı ile ilgili. Herd’e göre bu, daha iyi okullar ve daha hızlı internet ile başlıyor.

7. Tükenmişlik

Çoğu şirket, uzaktan çalışanların işe yeterince saat harcamadığından endişe ederken Herd, asıl sorunun tam tersi olduğunu söylüyor: “Çalışanlar daha çok çalışıyor.”

Herd’e göre işçi tükenmişliği ele alınması gereken büyük bir sorun haline gelecektir. Akıllı şirket liderleri şimdiden çözümler üzerinde çalışmaya başlayacak.

Evden çalışma düzenine geçildiğinden bu yana çoğu şirket yöneticisi verimliliğin arttığını farkında aslında ama asıl soru bunu sürdürecek cesareti kimler gösterebilecek?

İlgini çekebilir: Kaygılı Ruh Halinizi Yatıştırmanıza Yardımcı Olacak 10 Hobi Önerisi

8. Hobi rönesansı

Herd, uzaktan çalışmanın bir “hobi rönesansı” olarak tanımladığı “hobilere ve faaliyetlere katılan insanların artacağını ve bunun o bölgenin insanları için bir sosyalleşme alanı yaratacağını” söylüyor.

Bazı şirketler, pandemi zamanlarında bile çevrimiçi yemek kursları, egzotik seyahat lokasyonlarına sanal turlar ve hatta şarap tadımı sunarak bu trendden yararlandı.

Son olarak uzaktan çalışma düzeni için şunu kesin olarak söyleyebiliriz ki uzaktan çalışma düzenine devam eden şirketler kazanacak.

Yardımcı Kaynak: This CEO Just Brilliantly Explained How Remote Work Will Change the World by 2030, and It’s Next-Level, inc.com 

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu olan Merve Bozkuş, İnteraktif Pazarlama yüksek lisansı yapıp, e-ticaret ve dijital pazarlama alanında uzmanlaşsa da edebiyattan, okumaktan, yazmaktan vazgeçmedi. 6 yıldır kurumsal bir perakende şirketinde çalışıyor. Pilates yapıyor, bolca kitap okuyor, geziyor. Pozitif psikolojiye, yogaya ve reikiye ilgili. Hoşgörünün ve sınırlarını bilmenin insan ilişkilerindeki önemine inanıyor.