fbpx

Farkındalığınızı Artırmak İçin Anda Kalmanızı Sağlayacak 5 Günlük Rutin

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli bilişsel özelliklerden biri, insan zihninin sürekli gezenti halinde olması ve içinde olduğu ortam ya da durumdan başka birçok şeyi düşünebilme becerisidir. İnsan zihni geçmişe ve geleceğe doğru sürekli gezinti halindedir. Ama bu önemli özelliğin insanlara bir de dezavantajı vardır. Bu dezavantaj, beraberinde getirdiği mutsuzluktur. Geçmiş ve gelecek içinde sıkışmış giderken, maalesef ki şimdiyi kaçırırız.

İlgini çekebilir: Anda Kalmak İçin 4 Yöntem

Son zamanların dilimizden düşmeyen tabiri: ‘Anı Yaşamak’

Günlük yaşantımızda yaptığımız eylemlerin ne kadar farkındayız? Rutin haline gelmiş ve artık farkında olmadan gerçekleştirdiğiniz eylemleri düşünün. Farkında olmadan gerçekleştirdiğimiz her tepkiye ve yaptığımız her şeye otomatik pilotta olmak diyoruz. Bir şeyi ilk defa öğrenirken tüm dikkatimiz oraya odaklanır. Bunu en güzel bisiklet sürmekten anlatabiliriz. Bisiklet sürmeyi ilk defa öğrenirken ne kadar zorlandığınızı hatırlayın. Bir yandan dengenizi ayarlamanız gerekirken bir yandan etrafınıza bir yandan pedallara ve daha birçok etkene odaklanmak zorundaydınız. Ama bir süre sonra pedal çevirişiniz, dengeniz ve sürüşünüz otomatikleşmeye başladı değil mi? İşte bunun gibi çoğu durumda otomatik pilotta kalmaya devam ediyoruz. İşte bu otomatik pilot halinden çıkabilmemiz için, bu alanda çalışan çeşitli mindfulness araştırmacılarının önerilerini sizler için listeledik!

“Geleceğe değer vermenin en güzel yolu şu ana değer veriyor olmaktır.” – Thich Nhat Hanh

İlgini çekebilir: Zihninizin Kontrolünü Ele Alın: Otomatik Pilottan Çıkmak İçin 3 Adım

Anda kalmak isteyenler için günlük rutinlerini farkındalığa dönüştürmenin 5 basit yolu

1. Dişlerinizi fırçalarken

Dişlerimizi fırçalarken o anda dişlerimize ya da fırçalama işlemine konsantre olmak dışında her şeyi yapıyoruz. Dişlerimizi fırçalarken kim bilir o anda neler neler düşünüyoruz. Meditasyon uzmanı Elizabeth Ohito, “Diş fırçasına nasıl uzandığınızdan elinizin her hareketinin yarattığı hisse kadar, bu fırçalama ritüelindeki her küçük adımı fark etmek için bilinçli farkındalığınızı kullanın.” diyor. Diş fırçası dişlerinizin üzerinde gezinirken size ne hissettiriyor? Dişlerinizi yumuşak mı yoksa sert bir şekilde mi fırçalıyorsunuz? Dişlerinizi fırçaladığınız o minik 2 dakika içerisinde nelere odaklanıyorsunuz? Dişlerinizi fırçalarken o anı bilinçli bir şekilde deneyimleyin ve size nasıl hissettirdiğini düşünün.

2. Yürüyüş yaparken

Yürümek hepimiz için otomatik olarak gerçekleşen bir eylem. Peki siz ayak tabanlarınıza ve ayaklarınızın yere temas ettiği basınç noktalarına hiç dikkat ettiniz mi? Yürürken bunları deneyimlemeye çalışın: Ayaklarınız üzerinde bulundukları yüzeyde ses çıkarıyor mu? Yüzeylerin belli bir sıcaklığı var mı? Yürüyüş yaparken neler hissediyorsunuz?

Ayrıca araştırmalar hareket etmenin (özellikle yürüyüşün) farkındalıkla beraber yapılmasının stres ve kaygıyı hafifletmeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Günlük rutinimizde hepimiz elbet yürüyoruz; ama bir de yürürken sadece yürüyüşünüze odaklanıp sizde yaratacağı farkı gözlemlemeye ne dersiniz?

İlgini çekebilir: Mindfulness ile Endişeli Duyguları Sakinleştirmenin Yolları ve Anksiyete İçin Nefes Egzersizi

3. Yemek yerken

Ohito, farkındalığın yeterince yavaşlamamızı sağladığı için, yemek yeme deneyiminin tadını çıkarmamıza yardım ettiğini söylüyor. Yemeğinizi yerken o yemeğin tadını, kokusunu, dokusunu, sesini düşünün… Önünüzdeki yemeği farkındalıkla yiyerek neyi nasıl yediğinize dikkat etmeye çalışın.

Araştırmalar, farkındalıkla yemek yemenin düzensiz ve sağlıksız beslenme ile başa çıkabileceğini gösteriyor. Çalışırken veya bir şey izlerken yemek yemeyin. Yemek yerken yemeği nasıl ve neden yediğinize dair farkındalıkla ilerleyin. Bu uygulama tamamen vücudunuzu dinlemekle ilgili. Bu sayede açlık nedeniyle mi yoksa stres veya can sıkıntısı nedeniyle mi yemek yediğinizi anlayabileceksiniz. Gerçekten vücudunuzun sinyallerini dinleyip acıktığınızda yemek yiyerek, doyduğunuzda o yemeği bırakmayı da deneyimleyeceksiniz. Bunun için bilinçli beslenme egzersizlerinden yardım alabilirsiniz.

4. Sabah kahvenizi yudumlarken

Jon Aaron, “Sabah kahvenizi içmek için oturduğunuzda sadece kahvenizi için. Kahve içerken bir şey okumayın, müzik dinlemeyin veya telefonunuza bakmayın. Sadece oturun. Oturduğunuzu ve kahve içtiğinizi bilin ve bu etkinliği merak edin.” diyor. 

Ohito ise, “Kahve çekirdeğinin ve fincanın dokusuna, kahvenin kokusuna, sıcaklığına ve onu içme isteğinize dikkat edin.” diyor. Kahve veya çay rutinleri, fiziksel ve duygusal hisleri fark etmek için harika bir fırsattır. Kahve bardağınızla otururken düşünceleriniz ve duygularınız nerede? Ne tadıyorsunuz, ne hissediyorsunuz ve ne kokluyorsunuz? Bu bilinçli gözlemler sizi şimdiki zamanda tutmaya yardımcı olacak.

İlgini çekebilir: Sanat Terapisi: Bir Meditasyon Tekniği Olarak Mandala

5. Duş alırken

Shmois’e göre duş zamanı, düşüncelerimiz ve beş duyumuzla temasa geçmek için değerli bir zamandır. Kendinize duş almak için yeterince zaman ayırdığınızdan emin olun. Böylece acele etmeyip duş alma deneyiminin farkına varabilirsiniz.

Yıkanırken cildinize çarpan suyun hissini, suyun sıcaklığını, şampuanın ve duş jelinin kokusunu deneyimlemeye çalışın. Shmois, duşta bunun gibi küçük farkındalık teknikleri uygulamanın, güzel ve sakin bir gün geçirmenize yardımcı olabileceğini söylüyor.

Yardımcı Kaynak: 5 Everyday Routines That Are (Secretly) Perfect for Practicing Mindfulness, www.realsimple.com

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

‘Kendini olduğu gibi kabul etmek’. Kilosuyla, bakışıyla, her şeyiyle… Meslekleriyle yolculuğu işte bu cümleyle başladı. Lise zamanında kilolarıyla başı dertte olup diyet arayışlarına giren biri de kendisiydi! Hayatını etkileyen bu durumun iç yüzünü okumalı, kendi gibi sorunlar yaşayan başka insanlara umut olmalıydı. Acıbadem Üniversitesinden 2019 yılında Diyetisyen, 2020 yılında da ikinci bölümünden Psikolog olarak başarıyla mezun oldu. Meslekteki motivasyonu minik dokunuşlar ve güzel değişimlerdir. İnsanların hayatına minik güzel dokunuşlarda bulunmak ve onlara farkındalık kazandırmaktan büyük keyif alıyor. İşini tutkuyla yapan biri olarak insanlara doğru yolu gösterme isteği gün geçtikçe katlanıp etik ve bilimsel yoldan şaşmayıp bilgilerini uygulamaya devam ediyor. Besinlerle kurulan iletişimin önemine dikkat çekerek alışılmış diyet algısını yıkmak için çalışmalarına devam etmektedir. Diyetisyen&Psikolog Nursena Çelik’in bu yoldaki bakış açısı sürdürülebilir sağlıklı beslenmeyi hem ruhen hem de bedenen hafiflik açısından ele almaktır. Nurslahafifle mottosuyla çıktığı bu yolda insanlara umut olmayı planlıyor…