fbpx

Mutluluk Hormonu Serotoninin Düşük Olmasına Neden Olan 8 Faktör

Halk dilinde mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin, bizim nasıl hissettiğimizle ilgilidir. Serotoninin dengeli bir şekilde salgılanması ise bizim huzurlu, iyi ve sakin hissetmemizi sağlar. Eğer serotonin seviyemiz az ya da olması gerekenden çoksa huysuz, bunalımlı, depresif, enerjisiz veya endişeli hissederiz. Serotonindeki bu dalgalanmaları tolere etmek adına da kendimizi tatlılara saldırırken bulabiliriz…

İlgini çekebilir: Stres Hormonu Kortizol Seviyemizi Düşürmek İçin 7 Öneri

Düşük serotonin seviyesine neden olan faktörler

1. Bozulmuş uyku sağlığı

Yeterli ve dengeli bir uyku düzeniniz yoksa serotonin salınımınızda bir sıkıntı var demektir. Melatonin, uyuma döngümüzü düzenleyen temel hormondur. Serotonin, melatonin hormonunun çalışmasını etkiler. Buna en iyi örneği depresyon tanısı almış kişilerden verebiliriz. Depresyondayken uyku problemleri yaşanır ve kişide serotonin eksikliği görülür. Birbirini etkileyen bu iki hormonun düzgün çalışması da kaliteli bir uykuyu bize sağlayacaktır.

2. Stresli yaşam tarzı

Yaşamdaki stres seviyesi herkesi aynı şekilde etkilemez. Birinin dayanamadığı bir duruma diğeri gülüp geçebilir. Bireysel farklılıklar strese dayanma gücünü belirler. İşte bu noktada aşırı yaşam stresi ile boğuşan kişinin serotonin seviyesi, olması gereken düzeyden düşük kalır. Bu yüzden stresli hayat tarzına sahip kişiler, stres yönetimine ihtiyaç duymaktadır.

3. Kısıtlayıcı diyetler uygulamak

Uzun süre diyet yapan ve kısıtlı kalori alarak öğünlerini sınırlayan kişiler, sağlıklı bir beslenme düzenine sahip insanlara kıyasla daha düşük serotonin seviyesine sahip olabilir. Bu tarz diyetler uygulamak, diyet kültürünün yasak besinlerine karşı ilgiyi artıracaktır. Kişi yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenemediği için de enerjisi düşecektir. Bu yüzden diyet yapıp kilo vermeyi düşünürken size uygun ömür boyu sürdürebileceğiniz bir beslenme biçimi oluşturmaya çalışmalısınız.

İlgini çekebilir: Kendinle Mutlu Olmayı Öğrenmek İçin 5 Öneri

4. Yeterli gün ışığı almamak

Soğuk, kapalı, yağmurlu ve kasvetli havalarda nasıl hissettiğinizi bir düşünün. Mevsimsel Duygu Durum Bozukluğunu hiç duydunuz mu? Nasıl acıktığımızda yemek yiyorsak vücudumuza da yeterli gün ışığı aldırmak zorundayız. Güneş ışığı gözle temas ettiğinde beyne sinyal yollanır. Bu sayede, ne kadar çok gün ışığı alırsak vücudumuzda o kadar serotonin salgılanır. Bu yüzden özellikle de evde kaldığımız şu günlerde, sabah kalktığınız gibi perdelerinizi ve pencerelerinizi açmayı unutmayın!

5. Premenstrüel sendrom (PMS)

Pms dönemindeki hormonal değişimler yüzünden serotonin seviyemiz düşmektedir. PMS’yi ağır olarak geçirenler ise gerçekten düşük serotonin seviyesine maruz kalmaktadır. Bu durum PMS döneminde tatlı krizlerimizin sebebini açıklıyor değil mi?

6. Egzersiz yapmama

Çoğu kişi egzersizi kilo verme aracı olarak görür. Halbuki egzersiz duş almak gibi bir zorunlu ihtiyaç olarak hayata adapte edilebilse kişinin yaşam standartı önemli ölçüde yükselecektir. Düzenli egzersiz beden sağlığına katkısının yanı sıra zihin sağlığını da önemli ölçüde olumlu etkiler. Hayatınıza sevdiğiniz bir egzersiz çeşidini katın ve bu farkı siz de deneyimleyin.

İlgini çekebilir: Mevsimsel Depresyon Nedir? Mevsimsel Depresyonun Etkisini Azaltmak İçin 10 Öneri

7. Kişilik özelliği

Bazılarımız aşırı hırslı, mükemmeliyetçi, hiçbir şeyi ertelemeyen, çabuk öfkelenen ve katı olma gibi özellikleriyle bilinir. Bunların sonucunda bu tarz kişilerin stres seviyelerinin de daha yüksek olduğunu söylemek mümkündür.

8. Obezite grubunda olmak

Bazı araştırmalar sonucunda obezite grubundaki kişilerin serotonin seviyelerinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Serotonin seviyesinin mi obeziteye neden olduğu yoksa obezitenin mi düşük serotonin seviyesine neden olduğu ise hala tartışılmaktadır.

Yardımcı Kaynak: Duygusal Açlık, Doreen Virtue.

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

‘Kendini olduğu gibi kabul etmek’. Kilosuyla, bakışıyla, her şeyiyle… Meslekleriyle yolculuğu işte bu cümleyle başladı. Lise zamanında kilolarıyla başı dertte olup diyet arayışlarına giren biri de kendisiydi! Hayatını etkileyen bu durumun iç yüzünü okumalı, kendi gibi sorunlar yaşayan başka insanlara umut olmalıydı. Acıbadem Üniversitesinden 2019 yılında Diyetisyen, 2020 yılında da ikinci bölümünden Psikolog olarak başarıyla mezun oldu. Meslekteki motivasyonu minik dokunuşlar ve güzel değişimlerdir. İnsanların hayatına minik güzel dokunuşlarda bulunmak ve onlara farkındalık kazandırmaktan büyük keyif alıyor. İşini tutkuyla yapan biri olarak insanlara doğru yolu gösterme isteği gün geçtikçe katlanıp etik ve bilimsel yoldan şaşmayıp bilgilerini uygulamaya devam ediyor. Besinlerle kurulan iletişimin önemine dikkat çekerek alışılmış diyet algısını yıkmak için çalışmalarına devam etmektedir. Diyetisyen&Psikolog Nursena Çelik’in bu yoldaki bakış açısı sürdürülebilir sağlıklı beslenmeyi hem ruhen hem de bedenen hafiflik açısından ele almaktır. Nurslahafifle mottosuyla çıktığı bu yolda insanlara umut olmayı planlıyor…