fbpx

Bu Yaşadığım Cinsel İşlev Bozukluğu Olabilir mi?

Geçtiğimiz aylarda ‘Cinsel Mitler: Cinsellikle İlgili Yanlış İnanışlar’ isimli bir yazı hazırlamıştım. O yazıyı yazma amacım, bu konuda bilgilenmeye ihtiyaç duyan kişilerin uzman bakış açısıyla doğru bilgiye ulaşmasını sağlamaktı. Yazıdan sonraki geri dönüşleriniz doğrultusunda ülkemizde cinselliğin psikolojisi hakkında büyük bir bilgi eksikliği/çarpıtılması olduğunu gözlemledim. Bu nedenle yaşadığınız cinsel sorunun psikolojik bir problem olup olmadığına dair bilgilenmenizi sağlayacak rehber niteliği taşıyan bu yazıyı hazırladım. Hazırsanız başlayalım!

İlgini çekebilir: Cinsel Mitler: Cinsellik ile İlgili Yanlış İnanışlar

Cinsel işlev bozukluğu nedir?

Her kişinin cinsellikle alakalı bakış açısı ve cinselliği yaşama şekli farklıdır. Kişinin cinsellikle alakalı tutumunu ve beklentilerini birbirinden farklı pek çok faktör belirler. Örneğin cinsiyet, yaş, ebeveyn ilişkileri, dini inanış, manevi değerler, psikolojik problemler, medeni durum gibi pek çok faktör cinsellikle ilgili düşüncelerimizde önemli rol oynar. Elbette herkesin yaşantısı kendine has olduğundan tek bir cinsel tutum çeşidi olması imkansız. Bu nedenle de cinsellik için neyin doğru neyin yanlış olduğunu söylemenin epey zor olduğu söylenebilir. Ancak yine de senelerce yapılan araştırmalar ve tanı sistemleri, bazı cinsel sorunların psikolojik kökeni olduğu ve bunun bir rahatsızlık olduğu konusunda hemfikir. İşte kişinin cinsel ilişki yaşamasını zorlaştıran ya da aldığı hazzı azaltan sıkça yaşadığı problemler bir bütün olarak ‘cinsel işlev bozukluğu’ başlığı altında toplanmaktadır.

Hangi problemler cinsel işlev bozukluğu olarak ele alınır?

Dünyanın pek çok ülkesinde ruh sağlığı alanında çalışan kişiler, tanıyı American Psychiatric Association tarafından yayımlanan DSM-5 adı verilen tanı kitapçığını referans alarak koyarlar. DSM-5’te ‘Cinsel İşlev Bozukluğu’ başlığı altında yedi rahatsızlık yer almaktadır. Tanıyı koyarken yaşanan sorunun bir duruma özel olarak mı geliştiği ya da her zaman için mi geçerli olduğu, problemin ilk cinsel deneyimden itibaren mi ya da belli bir zamandan sonra mı başladığı, problemi yaşama sıklığı gibi belirleyici faktörler de göz önüne alınmaktadır.

İlgini çekebilir: Neden Harika Bir İlişkim Yok Diyenlerin Yanıtlamaları Gereken 5 Soru

1. Kadınlarda cinsel ilgi/uyarılma bozukluğu

Kadının cinsel konulara karşı ilgisiz olması, cinsel içerikli düşüncelerinin olmaması ya da çok az olması, cinsel ilişkiyi başlatmayla ilgili isteksiz olması ve partnerinin isteğine ilgisiz kalması, cinsel ilişki esnasında çoğunlukla keyif almaması ve uyarılmaması bu problemin başlıca belirtilerindendir. Elbette cinsel motivasyonun doğası karmaşıktır. Bu nedenle kişinin cinsel yaşam öyküsüne göre bu belirtiler bozukluk olmaktan çıkabilir. Eğer bu belirtiler altı aydan fazladır varsa ve cinsel yaşamda belirgin sıkıntıya yol açıyorsa, bu bozukluğun varlığı söz konusu olabilir.

2. Erkekte düşük cinsel istek bozukluğu

Toplumdaki bazı yanlış inanışlar nedeniyle erkeklerin her zaman cinsel isteği olduğu gibi bir düşüncemiz olabilir ancak bu bilgi yanlıştır. Elbette ki bu gibi yaklaşımlar bir cinsiyete belli bir özellik atfettiği için gerçekçi değildir. DSM’e göre eğer erkek, cinsel içerikli düşüncelerden kaçınıyorsa ve cinsel ilişki için isteksizlik söz konusuysa düşük cinsel istek bozukluğu yaşıyor olabilir.

3. Sertleşme bozukluğu

Erektil Bozukluk olarak da bilinen bu rahatsızlık, genç yetişkin erkekler arasında %8 oranında görülmektedir. Bu da dünya nüfusunu düşündüğümüzde çok önemli bir orandır. DSM’ye göre cinsel ilişki sırasında sertleşme sağlamada ya da etkinlik bitene kadar sürdürmede güçlük çeken bireyler, sertleşme bozukluğu yaşıyor olabilirler. Elbette ki bu problem fizyolojik nedenlerden de kaynaklanabilir. Kişinin tanı alıp cinsel terapi ile destek alabilmesi için problemin fizyolojik nedenlerden kaynaklanmıyor olması gerekmektedir.

İlgini çekebilir: Aşkın 5 Farklı Kimyası: Seninki Hangisi?

4. Erken boşalma

İstatistiklere göre cinsel terapi gören erkeklerin %40’ı erken boşalma sorunu için terapi desteği almaktadır. Toplumda konuşulmasa da pek çok kişinin en yaygın bildiği cinsel problem de budur. Bu tanıyı alabilmek için kişinin cinsel birleşme sırasında sürekli ve tekrarlayıcı olarak birleşme gerçekleştikten sonraki bir dakika içinde ve kişinin isteğinden önce boşalma davranışı göstermesi gerekmektedir. Özellikle erken boşalma ve sertleşme bozukluğu birlikte görülen rahatsızlıklar olabilir.

5. Geç boşalma

Eğer birey boşalmasında bir gecikme olmasını istemeden bariz bir şekilde gecikme yaşıyorsa geç boşalma bozukluğu yaşıyor olabilir. Bu sorun; fiziksel rahatsızlık, memnuniyetsizlik, olumsuz düşünceler ve duygular, ilişkide problemler yaşama gibi pek çok sıkıntıyı da yanında getirebilmektedir.

6. Kadında orgazm bozukluğu

Kadın, en az 6 aydır orgazmda belirgin gecikme, seyreklik ya da düşük yoğunluk yaşıyorsa bu rahatsızlıktan muzdarip olabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Doğrudan klitoral bir uyarılma olmadan orgazm olamama durumu bu bozukluğun varlığını ifade etmez.

7. Cinsel organda ağrı bozukluğu

Bu bozukluk altında 2 farklı problem ele alınır. İlki vajinismus olarak bilinen kadın cinsel organındaki kasların cinsel birleşmeye başlama esnasında istemsizce kasılarak cinsel birleşmeye engel olması durumudur. Bir diğeri ise disparoni olarak bilinen kadının cinsel ilişki öncesinde, sırasında ya da sonrasında genital ağrı duyması sorunudur.

İsimleri her ne kadar bozukluk olarak geçse de bu gibi problemler herkesin yaşayabileceği, bir eksiklik ya da yetersizlik belirtisi olmayan insani problemlerdir. Sadece problemi ve çözümünü belirginleştirmek amacıyla bu şekilde adlandırılmaktadır. Bu problemler, sadece cinsel yaşamı etkilemekle kalmaz, kişinin yaşam kalitesini ve iyilik halini düşürür; çift arasında iletişim problemleri açığa çıkartır.

İlgini çekebilir: Aşkı Canlı Tutmak İçin 5 Öneri

Cinsel problemlerin tedavisi ile ilgili ayrıntılı bir yazı hazırlamayı düşünsem de, bu yazımı bu konuda birkaç cümle kurmadan bitirmek istemem.

Eğer;

  • cinsel problemle ilgili partnerlerden biri bile olsa bir sıkıntı hissediyorsa,
  • bu sorun nedeniyle ilişki olumsuz anlamda etkileniyorsa,
  • çiftler birbirini suçlamaya başladıysa,
  • cinsel ilişkiden normalde alınandan daha az keyif alınmaya başlandıysa,
  • kişi bu sorunu kafasına takıp sıkça bu sorun hakkında düşünüyorsa, çözülmesi gereken bir şeyler var demektir.

Bu gibi durumlarda lütfen destek almaktan çekinmeyin. Önce jinekoloğa ya da üroloğa giderek fiziksel muayene olmak, sonrasında fiziksel problem yoksa cinsel terapi alanında eğitim almış ruh sağlığı uzmanlarına başvurmak en iyi yoldur. Tüm bu tanılar, o sorunlar çözülebilsin diye var.

Ayağınız kırılsaydı ve yürüyemeseydiniz, ameliyat olmayı reddedip yürüme eyleminden vazgeçer miydiniz?

Yardımcı Kaynaklar:

• Sistemik Cinsel Terapi El Kitabı, Pusula Yayınevi.

• DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı, APA.

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Kendini bildi bileli psikolog olmak isteyen Özge Karatuğ, Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümünü bitirdi. Ardından 2 yıl özel sektör ve kamu sektöründe çalışıp en başından beri istediği psikoterapist olmak hedefini gerçekleştirmek için istifa etti ve İstanbul’a taşındı. Psikoterapist olma yolunda Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Şu anda psikolojinin her alanıyla ilgili sürekli okumaya, araştırmaya, öğrenmeye ve bu öğrendiklerini uygulamaya devam etmektedir. Terapi ekolü olarak Bilişsel Davranışçı Terapi başta olmak üzere Şema Terapi, Mindfulness Temelli Terapi ve Kabul ve Kararlılık Terapisi yaklaşımlarını benimsemekte.