fbpx

Cinsel Mitler: Cinsellik ile İlgili Yanlış İnanışlar

Cinsellik, insanlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Cinsel sağlığımız, romantik ilişkilerden psikolojik sağlığımıza, mutluluğumuzdan yaşam kalitemize kadar pek çok farklı alana etki eder. Ancak bu konu hakkında konuşmak hala halk arasında tabu olarak algılanmaktadır.

Cinsellik ile ilgili ne biliyoruz? Bildiklerimizin ne kadarı doğruyu yansıtıyor? Yaşadığımız toplumda cinsellik hala konuşulmaması ve araştırılmaması gereken bir konu olarak gizemini korumakta. Teknoloji ile birlikte bu konularda bilgiye ulaşmak eskisinden daha kolaymış gibi dursa da, internette pek çok yanlış bilgi yer alıyor ve bundan dolayı maalesef doğru bilgiden ziyade yanlış bilgiye ulaşmak çok daha kolay. Bu yazımda cinsellikle ilgili doğru zannettiğimiz yanlışları bu alanda çalışan bir psikolog olarak sizlere aktarmak istiyorum.

İlgini çekebilir: Kişilerarası İlişkilerde Kendini Ne Kadar Açıyorsun: Johari Penceresi

Pek çok kişi yaşamının bir evresinde cinsel problemlerle karşılaşabiliyor. Psikoloji alanında “Cinsel İşlev Bozuklukları” olarak ele alınan vajinismus, geç boşalma, erken boşalma, cinsel isteksizlik gibi problemler, kişilerin ilişkilerini ve psikolojik sağlıklarını zora sokup yaşam kalitelerini oldukça düşürüyor. Tüm bu problemlerin altında ise küçük yaşlardan beri edindiğimiz yarım yamalak bilgilerle oluşan cinsel inanışlarımız yer alıyor. Gerek cinsellik konularının halk arasında konuşulmamasının tercih edilmesi, gerek bu konu hakkında doğru bilgilerin aktarılacağı bir yayın organı veya okul gibi bir ortamın olmamasından kaynaklı kulaktan dolma bilgiler, kişinin cinsellikle ilgili yanlış inanışlara sahip olmasına neden olabiliyor.

Cinsel mitler, kişilerde cinsel bilgisizlik ya da yanlış bilgilendirme sonucu oluşan cinsellik hakkındaki abartılı, yanlış ve mantıksız inanışlardır. En sık görülen cinsel mitlere birlikte göz atalım mı?

1. Cinsel ilişki, cinsel birleşme demektir.

Her cinsel yakınlaşma, cinsel birleşme ile bitmek zorunda değil. Ancak bu inanış nedeniyle kişiler ön sevişmeden keyif alamamakta, bir görev bilinciyle cinsel eylemlerini sürdürmektedirler. Oysa ki ön sevişme, her iki taraf için de uyarılmayı artıran ve hem fizyolojik hem de psikolojik doyumu tetikleyen aşamadır. Bu inanış, kadında orgazm olamama, uyarılmada yetersizlik gibi pek çok soruna yol açabilmektedir.

2. Mastürbasyon kirli ve zararlıdır.

Bu mit, bilinen en eski ve yaygın cinsel inanışlardandır. Mastürbasyon bedensel veya ruhsal kirlenmeye yol açmaz. Cinsel işlev bozukluğuna sebep olmaz. Aksine, cinsel terapilerde kişinin kendi cinselliğini tanıması açısından uygulama olarak önerilir. Kişide alışkanlık yapması gibi bir durum da yoktur. Mastürbasyon, sonrasında utanç veya suçluluk hissetmenizi gerektirecek bir eylem değildir.

İlgini çekebilir: Mutlu ve Sağlıklı Bir İlişkiye Sahip Olan Çiftlerin Sergilediği 6 Davranış

3. Cinsel ilişkiyi her zaman erkek başlatmalıdır.

Bu inanışa göre erkek, cinsel ilişki için her zaman istekli ve hazırdır. Ancak bu beklenti erkeği büyük bir baskı altında bırakır ve farklı cinsel işlev bozukluklarına yol açar. Kadının da cinsel ilişki isteğini dile getirebilme hakkı vardır ve bu isteği dile getirmek kadını “ahlaksız” yapmaz. Aksine kadının da insiyatif kullanabilmesi ve ilişkiyi yönlendirebilmesi, cinsellikten aldığı hazzı artırır.

4. Cinsellik içgüdüseldir, öğrenilmez.

Cinsel tutumlar ve davranışlar öğrenme ve deneyimleme yoluyla gelişebilir. Cinsel beceriler, yeterli bilgi ve uygulama yoluyla artırılabilir. Cinsel terapide danışanlara öncelikli olarak cinselliğin anatomisi ve doğası hakkında bilgi verilir. Cinsellik bir yetenek değildir. Cinselliği deneyimleyen ve bunun hakkında yeterince bilgilenen herkes cinsel ilişkiden haz alabilir. Cinsellik hakkında pek çok keşfedilecek şey vardır.

5. Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşme ile sonuçlanmalıdır.

Öpme, sarılma, dokunma, okşama gibi fiziksel yakınlaşmalar mutlaka cinsel birleşme ile sonlanmak zorunda değildir. Cinselliğin amacı orgazm olmak değil, haz almaktır. Cinsel birleşme olmadan da kişi bu gibi aktivitelerden keyif alabilir. Üstelik bu aktivitelere ne kadar önem gösterilirse çift arasındaki bağ da o kadar artar.

İlgini çekebilir: İnsanlığın Aşkla Mücadelesi: Nasıl Aşık Oluyoruz?

6. Kadınlarda orgazm, birleşme ile sağlanmalıdır.

Pek çok kadının sahip olduğu bu yanlış inanış, kişinin yetersizlik hissi ile endişe duymasına neden olabilir. Yapılan araştırmalar kadınların sadece %20’sinin birleşme esnasında orgazm olabildiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle kadın orgazmı, sadece birleşme esnasında gerçekleşmez. Öyle ki pek çok kadın klitoral uyarılma ile daha kolay orgazm olabildiklerini belirtmektedir ve bu durumun zararlı ya da yanlış bir yanı yoktur.

7. Cinsel fanteziler ahlak dışı, sapık ve sadakatsiz davranışlardır.

Bu inanış da halk arasında çok yaygındır. Oysa ki cinsel fanteziler suçluluk duyulacak bir durum değil, cinsel yaşamın bir parçasıdır. Cinsel uyarılma sadece görsel ve işitsel uyaranlar veya dokunma ile gerçekleşmez. Cinsel fanteziler de bireyleri uyarmada etkili olabilirler. Hayalde canlandırmak, onun gerçek hayatta istendiği anlamına gelmez.

8. Cinsel ilişki esnasında konuşulmaz.

Bu inanış da iletişimin önüne ket vuran en önemli inanışlardandır. Cinsel ilişki esnasında karşı tarafı yönlendirmek, hislerinizi paylaşmak aldığınız hazzı artıracaktır. Üstelik isteklerinizi ve arzularınızı belirtmeniz, olası problemlerin ve yanlış anlaşılmaların da önüne geçecektir.

Umarım bu bilgiler cinsellikle ilgili bu inanışlara sahip olan bireylerin doğru bilgiye ulaşmalarında yardımcı olmuştur. Sevgiler…

Yardımcı Kaynak: Cinsel Mitler ve Cinsel İşlev Bozuklukları, Özmen,H.(1999).  Psikiyatri Dünyası.

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Kendini bildi bileli psikolog olmak isteyen Özge Karatuğ, Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümünü bitirdi. Ardından 2 yıl özel sektör ve kamu sektöründe çalışıp en başından beri istediği psikoterapist olmak hedefini gerçekleştirmek için istifa etti ve İstanbul’a taşındı. Psikoterapist olma yolunda Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Şu anda psikolojinin her alanıyla ilgili sürekli okumaya, araştırmaya, öğrenmeye ve bu öğrendiklerini uygulamaya devam etmektedir.