fbpx

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu Nedir? Semptomları, Risk Faktörleri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Tıkınırcasına yeme bozukluğu, yeme davranışı üzerinde kontrol kaybının hissedildiği, tekrarlayan aşırı yeme dönemleriyle kendini gösteren ve kişinin tıkınırcasına yeme nöbetlerinin yol açabileceği etkileri giderebilmek için bir takım yöntemlere başvurmadığı bir yeme bozukluğudur. Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel Sınıflandırma Elkitabının son baskısında, bu (DSM-5) yeni bir yeme bozukluğu olarak sınıflandırılmıştır. Bu yazımızda tıkınırcasına yeme bozukluğunun ne olduğuna, semptomlarına, risk faktörlerine ve olası tedavi yöntemlerine göz atacağız.

İlgini çekebilir: Evde Kaldığımız Süre Boyunca Beslenmemizde Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu nedir?

Tıkınırcasına yeme bozukluğu, bir bireyin aynı zaman diliminde ve aynı koşullarda yiyebileceğinden çok daha fazla miktarda yiyeceği kısa bir süre içinde tükettiği, yemek yeme davranışını dizginleyemediği ve aşırı miktarlarda yemek yeme davranışının tekrar ettiği bir yeme bozukluğudur.

Semptomlar

  • Normalden çok daha hızlı yemek yemek
  • Aşırı dolu hissedene kadar yemek
  • Aç olmadığında da çok yemek yemek
  • Yediğin miktardan utanç duyduğun için yalnız yemek yemek
  • Yedikten sonra tiksinti, depresif veya suçlu hissetmek
  • Yeme davranışının kontrol edilemez olduğunu hissetmek
  • Sık sık diyet yapmak, ancak diyete uymayı veya kilo vermeyi zor bulmak
  • Yemek istiflemek
  • Boş yemek kaplarını saklamak

İlgini çekebilir: Duygusal Açlık Nedir? Aşırı Yemek Yemenin Nasıl Önüne Geçeriz?

Ruh Sağlığı ve Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu

Tıkınırcasına yeme bozukluğu genellikle aşağıda belirttiğimiz bir ruh sağlığı sorunundan kaynaklanabilir:

  • Ruh Hali Ve Anksiyete Bozuklukları
  • Majör Depresif Bozukluk
  • Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)
  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu (PTSD)
  • Alkol Veya Madde Kullanım Bozukluğu
  • Sınır Kişilik Bozukluğu

Risk Faktörleri

Tıkınırcasına yeme bozukluğunun kesin nedeni net değildir; ancak biyolojik faktörler, kişilik özellikleri ve vücuttan utanç duyma gibi çevresel etkilerin tümü buna neden olabilir. Araştırmacılar, tıkınırcasına yeme bozukluğu ile bir dizi risk faktörünü ilişkilendirmişlerdir:

Yaş:

Aşırı yeme bozukluğu her yaşta ortaya çıkabilir, ancak ilk tıkanıklık belirtileri genellikle ergenliğin sonlarında veya yirmili yaşların başında başlar. Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırma, tıkınırcasına yeme bozukluğunun kadınlarda olduğu kadar erkeklerde de nispeten yaygın olduğunu ve aşırı egzersiz yapma, beden imajı ile ilgili endişelerle birlikte görülebileceğini buldu.

Kişisel ve aile öyküsü:

Bir kişinin vücut şekli veya büyüklüğü nedeniyle eleştirilmesi, utandırılması, aşırı yeme de dahil olmak üzere bir yeme bozukluğu riskini artırmaktadır. Kişinin başka bir yeme bozukluğu, depresyon ya da herhangi bir bağımlılığı varsa, bu da riski artırabilir.

Diğer yeme bozuklukları:

Anoreksiya veya bulimia gibi başka bir yeme bozukluğuna sahip olan veya daha önce olmuş kişilerde tıkınırcasına yeme bozukluğu gelişme riski daha yüksektir.

İlgili koşullar:

Prader-Willi sendromu gibi bazı tıbbi durumlar aşırı yemeyi tetikleyebilir. Bu sendrom, hipotalamus bezini ve sonuç olarak iştahı kontrol eden bir mekanizma dahil olmak üzere hormon üretimini etkiler. Kişinin vücudu ne zaman doyduğunu söylemez ve bu yüzden kişi yemeye devam eder.

Diyet:

OWH’ye göre, diyet yapan kadınların diyet yapmayanlara göre tıkınırcasına yeme bozukluğuna sahip olma olasılığı 12 kat daha yüksektir. Ancak diyetin bir risk faktörü olduğunu doğrulamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Ruh sağlığı sorunları:

Aşırı yeme bozukluğu olan insanlar, yemek yemeleri üzerinde kontrol sahibi olmadıklarını hissederler. Stres, anksiyete, öfke, üzüntü, can sıkıntısı ve endişeyle başa çıkmada sorun yaşanması da sıklıkla karşılaşılan bir durumdur ve depresyon ile bir bağlantısı olabilir.

Kişilik özellikleri:

Mükemmeliyetçi olmak veya obsesif kompulsif bozukluk (OKB) gibi obsesif bir kişilik tipine veya bozukluğuna sahip olmak yeme bozukluğunu daha olası hale getirebilir.

Cinsel istismar:

Bu yeme bozukluğuna sahip olan bazı kişiler, gençken cinsel istismar yaşadıklarını bildirirler. NEDA, aşırı yeme bozukluğu olan kadınların yüzde 35’inin ve erkeklerin yüzde 16’sının cinsel travma yaşadığını gösteren istatistiklerden alıntı yapmaktadır.

Toplumun beklentileri:

Sosyal medya da dahil olmak üzere medyanın, vücut şekli, görünümü ve kilosuna odaklanması, tıkınırcasına yeme bozukluğunu tetikleyebilir. Muhtemelen sosyal veya profesyonel baskı nedeniyle zayıf olmaya yoğun bir odaklanma, riski artırabilir.

İlgini çekebilir: Aşırı Yeme İsteğini Önlemek İçin 8 Önemli İpucu

Tedavi Yöntemleri

Tedavi, öncelikli olarak atak sıklığını azaltmayı ve duygusal duygu düzeyini iyileştirmeyi hedefler. Tedavi yöntemleri ise aşağıdaki gibidir:

Danışmanlık

Konuşma terapisi, bir kişinin suçluluk, utanç ve düşük benlik saygısı gibi duygularının yanı sıra; kaygı, depresyon ve diğer sorunları da ele almasına yardımcı olabilir.

Bilişsel davranışçı terapi (CBT) insanlara, çatışmalara ve diğer zorluklara karşı nasıl yaklaşılması gerektiğini ve bu zorlukları çözmenin yeni yollarını öğretebilir.

Beslenme danışmanlığı, bir kişinin sağlıklı beslenme yolları geliştirmesine yardımcı olabilir.

İlaç tedavisi

Prozac gibi seçici bir serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) antidepresanı, bir kişinin depresyon, sosyal fobi, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) gibi altta yatan bir rahatsızlığı varsa yardımcı olabilir. Doktor ayrıca gerek görürse iştah kesici ilaçlar da yazabilir.

Destek grupları

Kendi kendine yardım ve destek gruplarına katılmak, izolasyon hissini ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir.

Yardımcı Kaynak: What’s to know about binge eating disorder?, medicalnewstoday.com

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Saint-Joseph Fransız Lisesi’nden mezun olan Eda Hayta, şu anda Acıbadem Üniversitesi’nde hem Beslenme ve Diyetetik, hem de Psikoloji bölümü lisans öğrencisi olarak öğrencilik hayatını sürdürüyor. Ek olarak yoga ve pilates alanında dersler alarak kendini geliştirmeye çalışıyor. Seyahat etmeyi, kültürel tadımlar yapmayı,dil öğrenmeyi ve keşfe çıkmayı çok seviyor. Onun için günün en güzel aktivitesi ise; sabahın erken saatlerinde sessizce kahvesini yudumlarken yaptığı 5 dakikalık meditasyon. Mutluluğu ve huzuru daima içimizde keşfedebileceğimizi ama sabırlı olmamız gerektiğini düşünen her zaman çocuk kalacak birisi o.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir