fbpx

Kişilerarası İlişkilerde Kendini Ne Kadar Açıyorsun: Johari Penceresi

İletişim topluluğa, yani anlayışa, samimiyete ve karşılıklı değerlemeye götürür. -Rollo May

İnsanlar olarak iletişim ile var oluyoruz. Yaşamın her alanında iletişim önemli olmak ile beraber kişilerarası ilişkilerde iletişim becerileri bir başka boyut kazanır. Başka bireyler ile kurduğumuz ilişkide iletişim sayesinde samimiyet kurar ve ilişkiyi güvenli bir alana taşırız. İster romantik bağ olsun ister arkadaşlık bağı her türlü ilişkide önce kendimizi anlamak ve kendimizi doğru bir şekilde anlatmak sonra karşı tarafı objektif bir şekilde dinlemek ve anlamaya çalışmak sağlıklı iletişim becerilerinin başında gelir.

Hepimiz biliyoruz ki iletişim kurmak; karşı tarafı tanımak, paylaşımda bulunmak, güven ilişkisi geliştirmek ve anlaşıldığımızı hissetmek ilişkilerimizin daha sağlıklı ve sağlam temelli olmasını sağlar. Ancak bunları bilmemiz maalesef yeterli olamayabilir. Çünkü her zaman olduğu gibi bildiklerimizi uygulamaya dökmek asıl gelişimi sağlar. Kişilerarası ilişkilerde en çok görülen problemler genelde iletişim problemleridir. Gerek çift problemleri olsun gerek arkadaşlık problemleri sorunun temelinde iletişim problemi olması çok yüksek olasılık taşır. İletişim problemleri başlığı altında pek çok sorun ele alınabilmekle birlikte ben bu yazımda karşı tarafa kendini açma becerisinden bahsetmek istiyorum.

İlgini çekebilir: Duygusal Olarak Kapalı İnsanlarla İletişim Kurmanın 10 Adımı

Kendini açma; bireylerin kendilerinin sahip olduğu düşüncelerini, duygularını ve deneyimlerini içeren bilgileri karşı taraf ile paylaşma düzeyini ifade eder. Kişisel beğenilerimiz, bir konu hakkındaki görüşlerimiz, geçmişte yaşanan bir olay ile ilgili duygularımız, geleceğe dair beklentilerimiz… Bunun gibi pek çok şeyi karşı taraf ile paylaştığımızda kendini açma becerisini sergilemiş oluruz. Tabi ki her zaman her şeyi anlatma davranışı sergilemeyiz çünkü beğenilmeme kaygısı ve eleştiri almaktan dolayı duyulan korku bizi frenler. Bu da çok insani bir durum. Ancak bazen bu kaygı ve korkular yersiz ve mantıkdışı olabilir. Böylelikle de kişi aslında utanacağı ya da endişeleneceği bir şey olmamasına rağmen bilgi paylaşmaktan kendini alıkoyar.

Kendini açma davranışımızı etkileyen bir başka nokta ise karşımızdakinin kendini bize ne kadar açtığı konusu gibi duruyor. Karşılıklılık ilkesi ile hareket ederiz. Buna göre bize açılana kendimizi açıyoruz denebilir. Kendini açma davranışı, kişilerin benlik saygısı ile ilgili de doğrudan ilişkili. Benlik saygısı yüksek kişiler daha çok kendini açma becerisini sergiler. Kendini açma davranışı ile ilgili sosyal psikolojide çokça işlenen ‘Johari Penceresi’ bu konuyu daha iyi anlamamızı sağlayabilir.

İlişkilerde kendini açma düzeyi: Johari Penceresi

Joseph Luft ve Harry Ingham ikilisinin yarattığı, adını da buradan alan analiz çalışması, bizlere kişilerarası ilişkideki kendini açma davranışının düzeyini gösterir. Pencerenin dört bölümünü kaplayan alanların boyutu her kişide farklılaşır çünkü ilişkinin tipi, ilişkinin süresi, ilişkiye atfedilen anlam, kişinin farkındalığı gibi pek çok etkenden etkilenir.

    Kişinin Bildikleri

Kişinin Bilmedikleri

Diğerlerinin

Bildikleri

AÇIK ALAN KÖR ALAN
Diğerlerinin

Bilmedikleri

GİZLİ ALAN BİLİNMEYEN ALAN

Bölümlere göz atacak olursak:

Açık alan, kendimizin ve çevredekilerin bildiği özelliklerimizi, düşüncelerimizi, duygularımızı vb. temsil eder. Örneğin adımız, yaşımız, yaşadığımız yer vs. bu bölümde yer alır.

Kör alan, çevremizdekilerin bizim ile ilgili bildiği ancak bizim bilmediğimiz bilgiler temsil eder. Örneğin ses tonumuz, farkında olmadan sergilediğimiz sözel olmayan beden hareketleri, kıskançlık, narsistik özellikler bu alana girer.

Gizli alan, bizim kendimizin bildiği ancak çevremizdeki kişilerin bilmediği konuları kapsar. Örnek olarak kişinin mahremiyetini ilgilendiren konular ve özel sırlarını verebiliriz.

Bilinmeyen alan ise hem kendimizin hem de çevremizdekilerin bilmediği açığa çıkmamış bilinçdışında yer alan bilgileri içerir. Peki bu pencere bizlere ne söylemek istiyor?

Araştırmacılar, kişilerin ilişkilerinde sahip olması gereken pencere şeklinin yukarıdaki gibi olmasının daha sağlıklı ve istenen tablo olduğunu ifade eder. Yani kişinin kendini açma davranışı ile diğerleri ile bilgi paylaşması ile beraber otantik, dürüst ve sağlıklı ilişkinin temelleri atılır ve ilişki derinleşir. Bu nedenle kişinin hem kendisinin hem de diğerlerinin bildikleri ne kadar ortak olursa kişi hem kendisinin daha çok farkında olur hem de diğerlerinin kendisi ile ilgili doğru bilgiye ulaşmasını sağlar. Böyle bir pencere stiline ulaşmanın yolu da kendini açmadan geçer.

İlgini çekebilir: İlişkilerde Kalbini Nasıl Açarsın: 5 Anahtar Egzersiz

Sizlerin penceresinde hangi alanlar daha büyük? Sizce siz kendinizi ne kadar açıyorsunuz? Elinizden gelse kendinizi daha çok açmak ve kendinizle ilgili daha çok bilgi paylaşmak ister miydiniz? Eğer iletişim problemi yaşadığınızı düşündüğünüz bir ilişkiniz var ise neden kendinizi açma davranışınızı sergileyerek çözüm için bir adım atmayasınız?

Yardımcı kaynaklar:

  • Nuri Bilgin, Sosyal Psikoloji.
  • Ümre Kaynak& Sare Terzi, Grupla Psikolojik Danışma Uygulamaları ve Programları.
Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Kendini bildi bileli psikolog olmak isteyen Özge Karatuğ, Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümünü bitirdi. Ardından 2 yıl özel sektör ve kamu sektöründe çalışıp en başından beri istediği psikoterapist olmak hedefini gerçekleştirmek için istifa etti ve İstanbul’a taşındı. Şu anda psikoterapist olma yolunda Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimi almakta ve psikolojinin her alanıyla ilgili sürekli okumaya, araştırmaya, öğrenmeye ve bu öğrendiklerini uygulamaya devam etmektedir.