fbpx

Mayıs Ayının Ruhuna Uygun 5 Kitap Önerisi

Kitaplıklar aklın tedavi yerleridir.

Kitaplıklarını yeni okuma önerileri ile doldurmak isteyenlere Mayıs ayı okuma önerileri geliyor!

Shakespeare’in Titremesi Orwell’in Öksürüğü – John. J. Ross

İçinde bulunduğumuz dönemde hastalıklara merak salanlar buraya! Hastalıklar, dünyada her dönemde milletleri ya da bireyleri derinden etkilemiştir. Peki büyük yazarların hastalıkları, hastalıklarıyla yaşadıkları süreçler eserlerine nasıl etki etti? Jack London’ın inişli çıkışlı hayatı, Swift’in saplantılı temizlik düşkünlüğü, Joyce’un sayısız göz ameliyatı, Shakespeare’in titremesi, Herman Melville’in sayısız illeti… Tüm bunları öğrenerek çağdaş tıp penceresinden kurmaca bir dünya içinde edebiyat ve tıp tarihinde bir yolculuğa çıkmak isteyenler John. J. Ross’un “Shakespeare’in Titremesi Orwell’in Öksürüğü” adlı eserine muhakkak göz atmalı.

Mayıs – Fatih Öcal

Adını içinde bulunduğumuz aydan alan “Mayıs romanı, Fatih Öcal adlı bir doktorun ilk romanıdır. Mayıs ayında karısının öldürülmesi ile bu cinayetin peşine düşen bir adamın hikâyesini anlatan roman içinde barındırdıkları ile bir polisiye romandan çok fazlasıdır. Ülkenin farklı cephelerine ışık tutan bu romanı okurken yeni bakış açıları da kazanacaksınız.

Küçük bir not olarak belirtmek isterim ki romanın yeni baskılarını bulmakta güçlük çekenler ikinci el ve eski baskılarına rahatlıkla ulaşabilir. 🙂

Gül Mevsimidir – Füruzan

Mayıs demek gül hasadı mevsiminin başlaması demek… Daha çok ilk romanı Parasız Yatılı ile ün salan Füruzan’a bir de öykülerinden bakmak gerek. Mehmet Fuat, onun için “Füruzan edebiyatımızda bir olaydır.” der. Füruzan’ın “Gül Mevsimidir” adlı öyküsü, ömrü boyunca sevebileceği tek adamı Kurtuluş Savaşı’nda kaybetmiş bir kadının hikâyesidir. Öykü, “Hayatın özeti midir aşk?” sorusunu yanıtlarken sadece bir aşk hikâyesi olmakla yetinmez, dönemin atmosferini solumanızı da sağlar. Seksen dört sayfalık bu güzel öykü, elinizden bırakamadan bitecek.

Sürgün Ruhlar Senfonisi – Erden Bolerden

Erdem Bolerden, yaşadığımız bugünlerde sorguladığımız pek çok şeyi önceden bize anlatmış gibi. Dünya telaşlarında gelip geçen zamanın, hırsların, egonun ve acımasızlıkların içinde ruhunu kaybetmeden, makineleşmeye direnen bir adamın hikâyesi “Sürgün Ruhlar Senfonisi.” İçinde bulunduğu plaza dünyasının bunalımını size iliklerinize kadar hissettirecek Salih ve onun dramı… Her plaza insanının kendinden bir şeyler bulacağı bir kahramanın hikâyesi…

Boğaziçi’nde Balık – Gündüz Vassaf

Bir parça denize, yüzen bir iki balığın görüntüsüne hasret kaldığımız bu günlerde Gündüz Vassaf “Boğaziçi’nde Balık” adlı öyküsüyle hasretleri bitiriyor. İstanbul’u bir de balıkların gözünden dinlemek… İstanbul’da bir balık olmayı belki de ilk kez düşünmek… Çeşitli isimlerin yaptığı resimlerle zenginleştirilmiş öykü kitabında hem günlük yaşamdan hem tarihten hem mitolojiden kesitler bulacaksınız. Boğaz’da hem zaman içi hem zaman dışı bir yolculuğa çıkaran “balıksırtı” öyküler…

İlgini çekebilir: Hayata Bakışını Tamamen Değiştirecek 3 Kitap Önerisi

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Mine Karaca, çocuk yaşlarında karar verip bir daha asla değiştirmediği fikrini gerçeğe dönüştürüp üniversite eğitimini Türk Dili ve Edebiyatı alanında onur öğrencisi derecesi ile tamamlıyor. Ve daha sonra alanında yüksek lisans da yapıyor. Seyahat ederken keşfetmeyi, okurken değişmeyi ve gelişmeyi, yeni yemekler yapmayı denerken öğrenmeyi, bir de şu sıralar bilinçaltının gizemli dünyasını araştırırken büyülenmeyi çok seviyor. Çok sevdiği mesleği öğretmenliğe, kep attıktan kırk sekiz saat sonra başlamış ve hâlâ mesleğini icra etmeye devam ediyor.