fbpx

Kendin Olmaya Cesaret Edebilir misin?

Kafalar karışır, sınırlar bulanır. Bir başkasının yaptığı senin bulunduğun yerden iştah açıcı gibi görünebilir. Onun gibi olmayı arzu edebilirsin. Onun halini tavrını, seçimlerini taklit etme ihtiyacın olabilir. Taklit etmek, öğrenmenin önemli bir parçasıdır.

Fakat, tüm varlığın taklitten ibaret hale geldiyse dikkatli olmakta fayda var. Her ürettiğini söylediğin bir başkasının içinden çıkanın taklidiyse kendinden beklentin niye bu kadar az, düşünmekte fayda var. Yaratıcı sürecin acısından, sorumluluğundan, karmaşasından kaçıyor olabilirsin. Daha önce üretilmiş ve onaylanmış bir şeyi kendininmiş gibi anlatmak daha güvenli geliyor olabilir. İçinden çıkardığın, çok önemsediğin bir ürünün hayatında alamadığın onayların tamamının yarattığı boşluğu doldurması gerektiğini düşünüyor olabilirsin. Ya da yaratıcılığın, sadece yukarıda yaşayan ilahi bir babanın özelliği olduğunu düşünüyor olabilirsin.

Ama sana bir şey söyleyeyim mi?

Daha henüz bir bebekken, henüz biri olma kaygın yokken, sen en yaratıcı halinle vardın.

Büyük bir potansiyeldin. Hangi noktada sana hiçbir şeyi beceremeyeceğin, sonu gelmez bir tekrarın parçası olmazsan yaptıklarının anlamsız olacağı, tek görevinin istediğin gibi dans edemeyeceğin bir dünyada ölmek olduğu söylendi bilmiyorum.

Ama hatırlatayım, sen dostum, büyük bir potansiyelsin.

Koca bir evrenin, tüm sırlarını hayal edebilecek kadar büyük bir potansiyel. Bir dünyayı en baştan kurabilecek bir potansiyel. Cüzdanı boş genç erkeklerin başka cüzdanları doldurmak için fillere kurban edilmediği bir çimenliğin hayalini kurabilen bir potansiyel.

photo of person standing on orange sand

Büyük biri olacaksın, herkes senin yaptıklarını hatırlayacak diyemem, elim gitmez valla. Ne o öyle Amerikan rüyası mı? “You can do it man!” mi? Nope. Değil. Bahsettiğim potansiyel, kurabildiğin hayal ile doğru orantılı olarak aktüelize olur. Korkma ayol, hayal kurma yeteneğin geliştirilebilir. İzle, yaz, çiz, oku, takip et, kendini kaybetmeden taklit et, eleştirmeyi öğren, eleştirilmeyi öğren, söylediğini defalarca başka yönlerden izle, tekrar ve tekrar başka kelimelerle anlat… Bu yetenek geliştikçe yaratma ve üretme ihtiyacını görünür hale getirir.

Sırf birisi senden beklediği için ve mükemmel olması gerektiği için değil, ihtiyaçtan üretir hale gelirsin.

Bir otoritenin sırtını sıvazlamasından ötedeki yaratma ihtiyacını görmezlikten gelmeden var olabileceğin bir dünya hayal et. Hayal et ki, şu anda burada olana mecbur olmayabileceğin gerçeğini göğüsle. Bir başka yolun yolcusu olup, herkesin yürüdüğü şekilde yürümeme cesaretini göster.

Dışarıdakilerin gözlerinin ne gördüğünün, gördüklerini hangi kelimelerle ifade ettiklerinin, sana içlerindeki hangi duyguyu püskürttüklerinin bir önemi yok -Biliyorum fevkalade önemli geliyor şu an. En özgün halinle, içinden neler çıkabileceğini, çıkanın değer görmeyebileceğini, ama yine de yaratmanın, hayal kurmanın, başka bir ihtimali düşünmenin sahip çıkılası bir ihtiyaç olduğunu bilerek üretmeye devam etmeni, en azından denemeni dilerim.

Kendi sözünün, gözünün ve dansının olduğu bir yaşam dileğiyle.

Hayal et.

Bunlar da ilgini çekebilir:

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

ODTÜ Felsefe Bölümü mezunu bir Yoga Terapi ve Prenatal yoga eğitmeni. Yüksek Lisansini yine aynı bölümde Hint Felsefesi üzerine yaptı. Samkhya Karika metnindeki ölüm ve özgürlük ilişkisini çalıştı. 60 yaş üstü, özel ihtiyaç sahipleri ve hamilerle çalışmayı sever. İnsanın karışık iç dünyasını merak eder. Orada dolanmaktan ve dolanırken gördüklerini paylaşmaktan keyif alır. Dışı sessiz içi çok çok seslidir. Kuralsız dans etmeyi, kulaksız şarkı söylemeyi, saklanmış duygularını bulup yazmayı çok sever. Bol hata yapar, bol eleştirir, bol bol dinler, çok sinirlenir, hep biraz dışarıda hisseder, hep biraz tedirgindir, yavaş okur, yavaş öğrenir ve çok sarılır. Şimdilerde bol bol iç dökmeyi ve soluk almadan konuşmayı da öğrendi ve daha öğreneceği milyonlarca şey var.