fbpx

Bütün Hastalıklar Bağırsakta Başlar: Disbiyozis Nedir? Beslenme ve Bağırsak Sağlığı İlişkisi

Hipokrat yıllar önce “Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar.” demiştir. Son yıllarda bağırsak mikrobiyatası ile kronik hastalıklar arasında bulunan ilişki bu sözü kanıtlar niteliktedir. Bu konuya artan ilgi sayesinde muhtemelen önümüzdeki yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda birçok durum ve hastalık bağırsak mikrobiyatası ile ilişkili bulunacaktır.

Vücudumuzda çoğunluğunu bakterilerin oluşturduğu mantar, virüs gibi çeşitli mikroorganizmalar bulunur. Vücudumuzu paylaştığımız mikroorganizmaların oluşturduğu topluluğun tümüne mikrobiyota denir. Bakteriler ve diğer mikroorganizmalar genellikle hastalık yapıcı etkileriyle bilinmektedir. Fakat hepsi öyle değildir,  hastalık yapıcı etkisi olmayıp bizler için yararlı olan bakteriler de vardır. Bizler bu yararlı bakterilerle sağlıklı bir yaşam sürdürebiliriz. Yeter ki yararlı bakteriler kaybolup yerlerini zararlı bakterilere terk etmesinler.

Mikrobiyata deyince aklımıza genel olarak gastrointestinal sistem özellikle de kolon florası gelmektedir. Ancak gastrointestinal sistem dışında; deri, solunum sistemi ve  üriner sistemde de mikroorganizmalar bulunur. Floranın total ağrılığı 1,5-2 kg kadardır. Aslında gerçek bir metabolik organdır.

Bağırsak mikrobiyatasındaki zenginlik ve çeşitliliğin azalması, yani yararlı bakterilerin azalıp zararlı bakterilerin artmasına disbiyozis denilir.

Bağırsak mikrobiyotası, her bireyde kendine özgüdür. Mikrobiyota; coğrafi köken, genetik, doğum şekli, yaş, yaşam tarzı, beslenme, antibiyotik kullanımı ve geçirilen hastalıklar gibi kişinin yaşamı boyunca karşılaştığı faktörlere bağlı olarak değişir.

Bozulmuş bağırsak mikrobiyotası ile ilişkilendirilen hastalıklar:

  • Diyabet, obezite, metabolik sendrom
  • Alerjik hastalıklar
  • Fonksiyonel bağırsak hastalıkları (irritabl bağırsak sendromu, infantil kolik)
  • İnflamatuar bağırsak hastalığı
  • Otizm, Depresyon, Anksiyete bozukluğu
  • Romatoid artrit
  • Alkolik olmayan karaciğer hastalığı
  • Kolon kanseri

Beslenme ve Mikrobiyata İlişkisi

Bakteri, virüs ve mantar gibi çok sayıda mikroorganizmadan oluşan bağırsak mikrobiyotasının doğum şekli, anne sütü alımı, antibiyotik kullanımı ve beslenme gibi çeşitli faktörlerden etkilendiğini söylemiştik. Bu faktörler arasında beslenme değiştirilebilir bir etmen olması nedeniyle büyük ilgi çekmektedir. Yüksek hayvansal protein ve doymuş yağ; düşük posa ve karbonhidrat içeren diyetlerin bağırsak mikrobiyotasının zenginliğini ve çeşitliliğini azalttığı gösterilmiştir. Yüksek posalı ve bitkisel bazlı diyetlerin ise bağırsaktaki bakteri çeşitliliğini arttırdığı saptanmıştır.

Farklı coğrafyalarda yaşayan toplumların diyetlerini ve mikrobiyotalarını karşılaştıran en kapsamlı çalışmalardan biri De Filippo ve arkadaşları tarafından yapılan çalışmadır. Bu çalışmada, İtalya’nın kentsel bölgelerinde yaşayan çocuklar ile Afrika’da Burkina Faso kırsalında yaşayan çocukların mikrobiyotaları karşılaştırılmıştır. Posa ve bitkisel proteinden zengin diyet ile beslenen Afrikalı çocukların bağırsaklarındaki bakteri zenginliği ve çeşitliliği, hayvansal kaynaklı protein ve yağdan zengin diyetle beslenen İtalyan çocuklarınkinden daha yüksek bulunmuştur.

Mikrobiyota sağlığını desteklemek için bunlara dikkat edin:

  • Bol zeytinyağı, tam tahıllar, baklagiller ve ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumları içeren,
  • Sebze ve meyvelerden zengin,
  • Orta düzeyde süt ve süt ürünlerinin tüketimini destekleyen,
  • Yağsız tavuk ve hindi eti ile haftada en az iki porsiyon balığın yer aldığı,
  • İşlenmiş ve hazır paketli besinlerin kısıtlandığı,
  • Kırmızı et tüketiminin haftada iki porsiyonu geçmediği Akdeniz Diyeti, en kolay ve geçerli beslenme tarzı olarak görülmektedir.

Yardımcı Kaynaklar:

  • Özdemir, A. ve Demirel, Z. (2017), Beslenme ve Mikrobiyota İlişkisi, Journal of BSHR ,1, 25-33
  • Cengiz, H. ve Varım, C ve ark., (2017), Mikrobiata ve Kronik Hastalıklar, J hum rhythm,3(3), 126-136

Bunlar da ilgini çekebilir:

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

İlköğretimde lisanslı olmak üzere, ilköğretim ve lise hayatı boyunca voleybol sporu ile ilgilenip turnuvalarda yer aldı. Bitmeyen enerjisi ve kişilerle olumlu temas kurma özelliğini fark etmesi meslek seçiminde etkili oldu. 2019 yılında Beslenme ve Diyetetik bölümünü iyi bir ortalama ile bitirerek Marmara Üniversitesi’nden mezun oldu. Lisans süreci boyunca aldığı dersler ve katıldığı bir çok seminer sonucu beslenmenin fizyolojik açlığı gidermekten veya çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmasından çok daha fazlası olduğunu keşfetti. Mesleki mottosu “ne yiyorsak o’yuz” olan Diyetisyen Bahar Güzelşen’in hedefi kişilerin mevcut yaşam koşullarını sağlıklı yaşam biçimine modifiye etmek ve sürdürülebilir sağlıklı beslenme davranışı kazandırmaktır.