fbpx

Stresin Üstesinden Gelmek İçin Hayatta ve Yogada Köklenmek

İş hayatı, trafik, hava kirliliği gibi günlük hayatı stresli kılan unsurlara bir de mükemmeliyetçilik, hata yapmaktan korkma, başarı odaklı olma ya da benzeri bazı düşünce kalıpları eklenince sürekli tehdit altında hissetmeyi alışkanlık haline getirebiliyoruz. Bu durumda da sinir sistemi kaç/savaş tepkilerini bazen hiç gerek yokken de vermeyi öğreniyor. Sonra gelsin kalp çarpıntıları, gitsin stres kaynaklı psikosomatik hastalıklar…

Ahh amigdala, hep senin yüzünden!

Beyinde duygusal tepkilerden ve özellikle korkudan sorumlu bölüm olan amigdala, acil durumlar karşısında harekete geçebilmemizi sağlayan bir acil durum düğmesidir.

Beynin bu acil durum alarmı karşısında bedensel tepkiler oluşur, kaslar gerilir, kalp atış hızı artar ve nefes hızlanır. Amigdala bu bedensel tepkileri acil bir durum olduğuna kanıt kabul ederek aktivasyonunu sürdürür. Böylece sinir sistemi bizi kaçmaya ya da savaşmaya hazırlar. Çok güzel bir hayatta kalma stratejisi değil mi? 🙂

Ama kompleks beyinlerimizin bu bölümü bazen gerekli olmayan durumlarda da aktive olarak gerçekte bulunmayan bir tehdit tespit edip endişelenmemize sebep olabilir. Ve bedendeki stres tepkileri de işin içine girince endişelen-bedenin kasılsın-daha çok endişelen şeklinde bir kısır döngü başlar.

Ne demek bu köklenmek?

İşte köklenmek bu gereksiz stres yaşadığımız anlardaki o kısır döngüden çıkmamıza yardımcı olur. İngilizce de ‘grounding’ olarak geçen ve Tükçede günlük dilde çok da kullanılmayan bu terim bizim en çok yoga derslerinde karşımıza çıkıyor. Ve köklenmek derken hoca aslında seni günü, endişelerini ve ders çıkışı yapacaklarını bir kenara bırakıp o anın içine girmeye davet ediyor.

Ama ben yoga yapmıyorum. O zaman nasıl kökleneceğim?

Aklımıza üşüşen düşünceler, yaşadığımız endişe ve sonuç olarak bedende hissettiklerimiz bizi andan kopardığında beş duyuyu kullanarak bedendeki hisleri ve fiziksel çevremizi fark etmek bizi bulunduğumuz ana ve bedenimize geri getiren araçlar. Çevremizdeki objeleri, renkleri, etraftaki sesleri, burnumuza gelen kokuları, ağzımızdaki tadı ve oturduğumuz yeri ya da yüzümüze değen rüzgarı hissederek aklımıza üşüşen düşünceler arasından çıkıp, daha berrak bir zihin ve sakin bir bedene durumuna dönebiliyoruz. Ve evet bir yoga derslerinde bu beş duyuyu kullanıyoruz.

Fakat doğa yürüyüşleri yapmak, masaj yaptırmak, sakinleştirici müzikler dinlemek, hayvanlarla ilgilenmek, bebek sevmek, sağlıklı beslenmek, sevdiklerimizle bir arada olmak da ‘hayata köklenmek’ yani ayaklarımızın yere sağlam basmak için yapabileceklerimizden bazıları.

Travma çözümlemeleri

Yine de hayat bazen bizi bazı travmalarla karşı karşıya getiriyor. Bir kaza, bir ameliyat, bir kayıp ya da benzeri durumlardan sonra yaşanan duygusal gerilimi azaltmak için de uygulanması önerilen bazı teknikler var. Bunun için özel olarak eğitim almış Travma Terapistleri ile birlikte çalışmak ve Somatik Deneyimleme gibi bedensel-zihinsel işleyiş mekanizmalarını göz önüne alan tekniklerden faydalanmak bugünlerde ülkemizde de yetişen eğitmen ve uzmanlar sayesinde daha sık uygulanan yaygın travma çözümleme alternatiflerinden.

Daha basit ve gündelik endişe hallerinde veya artan stres tepkileri karşısında ise, etrafa dikkatlice bakıp görülen farklı objelerin renk ve dokularına odaklanmak, kendine sarılıp ellerinle omuzlarına “pıt pıt” vurmak ya da nefes alışverişine dikkat kesilmek gibi bazı ‘topraklanma’ teknikleri uygulanabilir.

Sen yine de yogaya başlamayı bir düşün istersen.

Bütünsel Yoga Terapi derslerinde de benzer teknikleri yoga seanslarına uyarlayarak bedende biriken travma tepkileri üzerinde şefkatle ve nazikçe çalışıyoruz. Düzenli yoga ve meditasyon pratiği ile zaman içinde günlük dayanıklılık ve köklenme kabiliyetimiz artıyor, gereksiz endişelere kapılarak ‘andan kopma’ halimiz ise gittikçe azalıyor.

Hayatın zorluklarından kaçmak çözüm değil ama daha az etkilenmeyi öğrenmek mümkün….

Bonus Kitap Önerisi:

D., Peter A. Levine, Ann Frederick Kaplanı Uyandırmak Travmayı İyileştirmek

Namaste

Bunlar da ilgini çekebilir:

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

2012 yılında ilk yoga dersine katıldığında ne ilaçların ne de terapilerin çözüm olamadığı kalp çarpıntılarının dindiğini fark eden Müge yoganın bir süre sonra hayatının merkezi olacağını bilmiyordu. İlk yoga eğitmenlik eğitimi sürecinde hissettiği “başka bir hayat mümkün” algısı, tam da o dönem konulan bipolar bozukluk tanısına rağmen değişmedi! Bütünsel sağlık arayışı serüveninde, bilişsel terapilere eşlik eden düzenli yoga pratiği ve hayatına giren kadim yaşam bilgisi Ayurveda sayesinde zihin-beden-ruh bütünlüğünün gerçek anlamını keşfetti. Kariyerinin orta yerinde hayata bir makas atan Müge şimdi başkalarının yolculuklarına Bütünsel Yoga Terapi, Hatha Yoga dersleri ve Ayurvedik Yaşam Danışmanlığı ile eşlik ediyor. En büyük tutkusu anlamak, öğrenmek ve paylaşmak olan, doğa ve hayvan dostu, cesaret ve samimiyeti kendine mesken edinmiş bu yengeç kadını evli ve bir kedi annesi. Ve ömür boyu öğrenciliğin keyfini sürenlerden….