fbpx

İlişkin Bittikten Sonra Kendine Hatırlatman Gereken 3 Gerçek

İlişki başladığında sonsuza kadar sürecekmiş gibi gelir çoğu zaman. Birlikte olduğun insanı dünyanın merkezine oturtur, geri kalan her şeyi onun etrafında döndürmeye başlarsın. Sonra, bir şekilde ayrılık vakti gelir; yola onsuz devam etme vakti… Hayatını paylaştığın kişinin senin için bir yabancı olması fikri ne garip değil mi? Kim ile ve ne sebeple olsun ayrılık tadsız bir hadise, kabul ediyoruz. Kimi zaman biri kalbini avucunun içine alıp var gücüyle sıkıyormuşçasına yoğun, kimi zaman ise savaştan çıkmışçasına yorgun ve usulca yaşarız ayrılığı. Derecesi ne olursa olsun arkasında hüzünlü bir tad bırakır.

“Aman üzülme. Sakın canını sıkma.” cümlelerini bir yana bırakalım da gerçekten duyman gerekenlerden bahsedelim biraz.

Her şeyden önce: Üzüntü, doğamızda var olan duygulardan bir tanesi. Kötü hissetmekten korkma!

“Aman kötü hissetmeyeyim, o zaman güçsüz olurum.”

“Aman yere düşmeyeyim, düşmana fırsat veririm.”

“Eyvah, kötü hissediyorum! Evrene kötü enerjiler gönderdim kesin başıma bir iş gelecek.”

“Pozitif düşün, pozitif düşün, pozitif düşün…”

Biz insanlara üzüntüden daha çok zarar veren bir şey varsa, o da üzülme korkusudur.

Kendimizi kötü hissettiğimizde kocaman, yalan bir pozitiflik balonuna binip oradan oraya savruluyoruz. Hislerimizi kandıramayız. Kötü hissetmekten bu denli korkuyorken, kendimizi bu kadar kötü hissediyorken “çok iyiyim” yalanı, ruhumuzu daha fazla hırpalamaktan başka bir işe yaramaz. Hele ki ortada bir ayrılık varsa, kötü hissetmek en çok senin hakkın. Elbette üzüleceksin, daha doğal ne olabilir ki?

Acının etrafından dolanamazsın. Sadece içinden geçebilirsin.

Kendini kötü hissetmenin tek bir anlamı var: Kendini kötü hissediyorsun. Bitti. Bu kadar yalın. Kötü hislerin yanına, “Demek ki güçsüzüm.”, “Demek ki eksiğim.” etiketlerini biz takıyoruz. Oysa onlar sadece birer his…

“Ben bu ayrılık acısının etrafından şöyle kabaca bir dolanırım, aydınlığa çıkarım.” diyorsan, çoğu zaman bu kadar kolay olmuyor ne yazık ki. Hislerinle yüzleşmekten korkma, kendine kötü hissetme izni ver. Bu özgürlüğü hak ediyorsun.

Gerçekten iyileşmek istemiyorsan, zaman seni hiçbir zaman iyileştirmeyecek.

Zamanın her şeyin ilacı olduğu doğrudur; yalnızca gerçekten iyileşmek istersen. Bazı yaralara, acılara hiç farkında olmadan tutunuruz. Kimi zaman hayata karışmak zor geldiği için, kimi zaman böyle durumlarda daha fazla ilgi gördüğümüz için, kimi zaman çok daha farklı bir sebepten bu acıları bırakmak istemeyiz. Acının içinden geçmek sağlıklıdır evet; ama vakti geldiğinde üstüne başına bulaşan kiri, tozu silkeleyip ayağa kalkmak gerekir.

Gerçekten iyileşmek istiyorsan zamana geldiğinde hayata karışmaktan çekinme.

Alışkanlıklarına göz at. Hangi alışkanlığın seni hayata karışmaktan alıkoyuyor? Onları nelerle değiştirmek sana iyi gelecek? Sana huzur ve keyif veren yerler nereler? Sana kendini canlı hissettiren aktiviteler neler? Sana iyi hissettiren insanlar kimler? Bu konuda kimlerden yardım alabilirsin? Günlerini daha verimli, daha kaliteli geçirmek için bilinçli bir çaba harcaman gerekiyor. Sen bilinçli bir çaba içine girdiğinde, zaman zaten en iyi arkadaşın olacak.

Bittiyse, bir sebebi vardı.

Arkadaşların son derece iyi niyetle “Eğer aranızda gerçekten aşk olsaydı, hala birlikteydiniz” diyebilir. Böyle söylediğimizi sanma sakın. Belki de gerçekten birbirinizi çok sevdiniz. Peki bir ilişkiden maksimum verim alabilmek için, o ilişkinin sağlıklı olması için sevgi tek başına yeterli mi? İlişkiyi ilişki yapan diğer etmenlere neler oldu? Saygı, anlayış, sadakat, sabır gibi… Buralardan da tam not aldığınızı söyleyebilir misin? Ayrılma sebebiniz her ne olursa olsun bitmesinin bir nedeni vardı. Bunu ne kadar çabuk kabullenirsen iyileşme sürecin o kadar hızlanacak. Nasıl’larla, niye’lerle kendini yıpratıp vakit kaybetmek istediğine emin misin?

Parçaları bir araya getirmek ve olanları anlamlandırmak için bir durumu aşırı analiz ederek dakikalar, saatler, günler, haftalar, hatta aylar geçirebilirsiniz; ya da parçaları yerde bırakarak yola devam edebilirsiniz. ”- Tupac Shakur

Bunlar da ilgini çekebilir:

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

KİK'i bizimle tanıştıran Ceren, Uluslararası İlişkiler mezunu. Rüzgarı arkasına alarak kurumsal hayatı bırakıp hayallerine koşan klişe(!) bir öyküsü var. Bilinçaltı Dönüşüm Programı, NLP ve Yaşam Koçluğu eğitimlerini tamamlayarak sevdiği işi yapmak için kollarını sıvadı. Şimdi, insanlara daha iyi bir yaşamın mümkün olduğunu hatırlatmakla meşgul. Hayvanlara aşık; bir köpeğin güzelliğinden gözleri kolaylıkla dolabilir. Hava durumuyla ruh hali paralel olarak değişir. Her duyguyu hakkını vererek yaşamaktan, durmadan konuşmaktan ve sabah uyandığında kahve içmekten asla vazgeçmez.