fbpx

Öz-imge (Self-image) Nedir? 4 Adımda Kendine Olan Bakışını Değiştir!

Hepimiz kendimize farklı açılardan bakıyoruz. Bazıları kendine güveniyor, yeteneklerini, başarılarını doyasıya kutluyor; bazıları kendinlerine diğerlerine nazaran daha az güveniyor, yeteneklerinden emin değil, başarılarını küçümsüyor. Kimisi aynaya baktığında muhteşem bir beden, anlamlı gözler veya çok içten bir gülümseme görüyor; kimisi ise mutsuz bir ifade, kalın bacaklar, ciltteki kırışıklıklar… Kendimizi nasıl gördüğümüzü oluşturan bu iç içe geçmiş faktörlerin tümü, öz-imge olarak adlandırılan şeyi oluşturur. Öz-imgemiz; kültür seviyesi, çekicilik, yetenekler, nezaket ve diğer birçok özelliğin harmanı olan, kendimize karşı benimsediğimiz kişisel bakış açımızdır.

Daha mutlu, daha tatmin dolu bir yaşam için onu nasıl geliştirebileceğimize daha yakından bakalım hadi!

Öz-imge (Self-image) de ne demek?

Çok basit bir şekilde ifade edersek, kendimizi hem içten, hem dıştan görme şeklimizin bütünüdür. Prof. Doktor Sirel Karakaş’a ait Karakaş Psikoloji Sözlüğü’ne göre öz-imge:

Kişinin kendisiyle ilgili görüşü ya da benlik algısı. Öz-imge, kişinin ilişkilerindeki başarısını ve genel mutluluk duygusunu belirleyen çok önemli bir karakter özelliğidir. Olumsuz bir öz-imge, işlev bozukluklarına ve kendi kendine zarar vermeye yönelik davranışlara yol açar.

Eh, yukarıdaki tanımda kendimizle ilgili benlik algımızın neden bu kadar önemli olduğu açıklanmış ama biz yine de biraz daha altını çizelim. Benlik algımız, kendimizi nasıl gördüğümüzü, başkalarıyla nasıl etkileşim kurduğumuzu ve hatta çevremiz hakkında nasıl hissettiğimizi etkiler. Bu nedenle, yaşamlarımız üzerinde oldukça geniş bir etkiye sahiptir.

Olumlu bir öz-imge, fiziksel, zihinsel, sosyal, duygusal ve ruhsal sağlığımızı arttırma yeteneğine ve potansiyeline sahiptir. Örneğin, kendinizi çekici, arzulanan, zeki veya mutlu bir birey olarak görmek, sizin kendi algı seviyenizde pozitif bir imaj yarattığınızı gösterir. Öte yandan, olumsuz bir öz-imge, bu alanların her birindeki refahımızı, yaşamdan aldığımız doyumu, kısacası hayat kalitemizi azaltabilir. Olumsuz bir öz-imge, kendimizin ideal versiyonunun gerisinde kaldığımız görüşüne sahip olmak demektir.

Öz-imgemizi nasıl değiştiririz?

Öz-imgemiz, bizimle birlikte doğmaz. Sabit değildir. Birey büyüdükçe ve başkalarıyla olan etkileşimleri arttıkça gelişir ve değişir.

Belli beceri ve yetenekleri geliştirdikçe, öğrenip büyüdükçe, kendimizi yetenekli ve yetkin bireyler olarak görme ihtimalimiz çok daha yüksektir. Fiziksel görüşünümüzle ilgili bir örnek vermek gerekirse, son zamanlarda birkaç kilo aldığınızı ve hatta insanların size bunu kırıcı bir şekilde söylediklerini hayal edin. Oluşturduğunuz öz-imgenin olumsuz yönde etkilenme ihtimali çok yüksektir. Şimdi de sağlıklı beslenmeye başlayıp spor yaptığınızı ve hayatınızın en iyi fiziksel şekline girdiğinizi hayal edin! Nasıl değişken olduğunu görebiliyorsunuz değil mi?

Bu iyi bir haber değil de nedir? 🙂

Öz-imgemiz devamlı uyanıktır ve kendimize karşı olan tutumlarımızı sürekli olarak değerlendirmektir.

Hayatımızda değişikliğe gitmek istediğimiz çoğu şeyde olduğu gibi, herkes için işe yarayacak ve kendi imajlarını geliştirmelerine yardımcı olacak hızlı bir düzeltme bulunmuyor. Böyle bir hap henüz üretilmedi ne yazık ki. Ama ciddi bir odak ve biraz da çalışma ile kendimize olan bakışımızı değiştirip geliştirebiliriz!

İlk adım, daima kendimizi kabul etmeyi ve sevmeyi öğrenmektir. Nasıl mı?

Olumlu niteliklerinizin bir listesini yaparak ve düzenli olarak görebileceğiniz bir yere bırakarak başlayabilirsiniz. Her gün, kendinizi adamış bir biçimde kendinizde sevdiğiniz özellikleri yazın. Fiziksel özellikleriniz, davranış biçimleriniz, duygusal özellikleriniz, olaylara verdiğiniz tepkiler, başarılarınız… Olumlu olan özelliklerinize odaklandıkça kendinize olan bakışınız değişecektir.

Başarabildiğinizi kendinize ispatlayın. Nasıl mı?

Kendinize ulaşılması zor hedefler koyarak kendinizi yıpratmak yerine daha makul hedefler koyup, daha küçük adımlar atabilirsiniz. Bu, hedeflere daha rahat ulaşmanıza, daha çok hedefi gerçekleştirmenize ve dolayısıyla kendinizle ilgili oluşturduğunuz başarısız öz-imgenizi değiştirmenize yardımcı olacaktır.

Küçük de olsa tüm başarılarınızı kutlayın. Bu sabah uyanıp işe gidebildiniz! İradenize hayran kaldık, tebrikler. Bugün tam 10 sayfa kitap okudunuz, duşa girdiniz, yemek yaptınız. Bu yoğunluğun içinde kendinize vakit ayırmanız ne harika! Kimsenin sizi onaylamasına gerek yok, kendinize onay verin.

Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmaktan kaçının. Neden mi?

Kıyas, ne yazık ki çok küçük yaşlarda hayatımıza girdi.

Bak komşunun çocuğu ne güzel yemek yiyor.

Bak bilmem kim saçına ne yapmış. Okulda herkes onu konuşuyor.

Bak bilmem kim teyzenin kızı bilmem ne üniversitesini kazandı.

Bak bilmem kim evlendi gitti. Sen evde kaldın.

Bu kıyaslama durumunun iliklerimize işlemesi bizim suçumuz değil, belki o zaman çok küçüktük ve bir seçim şansımız yoktu. Ama şu anda, devam ettirmek veya ettirmemek sizin sorumluluğunuzda. Bu süreç boyunca kendinizi diğerlerinin durumlarıyla, ruh halleriyle, maddi imkanlarıyla veya geri kalan her şeyleri ile kıyaslama yapmaktan kaçının. Bir söz vardır: “Oyuna yeni başladın. Kendi seviye 1’in ile başkasının seviye 50’sini kıyaslayamazsın.” Bunu kendinize yapmayın.

Unutmayın, kendini sevmeyi öğrenmek uzun bir süreç. Siz benzersiz, güçlü ve zayıf yönleri olan eşsiz bir bireysiniz. Kendi yolunuza odaklanın.

Kimlerle etkileşim içinde olduğunuza dikkat edin. Neden mi?

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, benlik algınız sadece imajımızı etkileyen, kendimize yaptığımız şeylerden değil; aynı zamanda, diğerleriyle etkileşimlerimizden ve ilişkilerimizden de etkilenebilir.

Size destek veren ve sizi cesaretlendiren kişilerle düzenli olarak etkileşime giriyorsanız, harika! Olumsuz ve sizi desteklemeyen kişilerle düzenli olarak etkileşimde bulunduğunuzdan çok daha olumlu bir öz-imge geliştirme olasılığınız var demektir. Bir toplumun içinde yaşıyoruz. Başkalarının söylemlerinden, davranışlarından hatta bir bakışından bile etkilenebiliyoruz. Bu yüzden kimlerle iletişim içinde olduğumuz önemlidir. Size destek verecek, kendinizi yanında iyi hissettiğiniz insanlarla vakit geçirmeye özen gösterin.

Bitirmeden önce…

Tüm bunları yapmaya üşenip bu sohbetten tek bir mesaj alacak olsanız, onda da şunu almanızı isterim: Şu anki görüntünüz, düşünce yapınız, ruh halleriniz kalıcı değil. Büyüdükçe, geliştikçe, doğru insanları hayatınıza davet ettikçe ve kendinizi görme biçiminiz değiştikçe değişecek olan, dinamik bir kavramdır.

Bu nedenle, olumsuz bir öz imajla yaşamaya, sıkışıp kalmaya izin vermeyin. Artık sahip olduğunuz öz-imgeyi daha iyi hale getirmek için birbirinden güzel araçlara sahipsiniz!

Bunlar da ilgini çekebilir:

Yardımcı kaynaklar: lifehack.org, psikolojisozlugu.com

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

KİK’i bizimle tanıştıran Ceren, Uluslararası İlişkiler ve Halkla İlişkiler bölümlerinin mezunu. Rüzgarı arkasına alarak kurumsal hayatı bırakıp hayallerine koşan klişe(!) bir öyküsü var. Bilinçaltı Dönüşüm Programı, NLP ve Yaşam Koçluğu eğitimlerini tamamlayarak sevdiği işi yapmak için kişisel gelişimin mucizevi dünyasına girdi. KİK’in kurucu editörlüğünü üstlenmekle birlikte, NLP uygulayıcılığı ve Yaşam Koçluğu yapıyor. İzmir’de yaşıyor. Hayvanlara aşık; bir köpeğin güzelliğinden gözleri kolaylıkla dolabilir. Hava durumuyla ruh hali paralel olarak değişir. Her duyguyu hakkını vererek yaşamaktan, durmadan konuşmaktan ve sabah uyandığında kahve içmekten asla vazgeçmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir