fbpx

Sana Bir Sır Vereceğim: Birileri Seni Sevmeyecek ve Bu Hiç Sorun Değil!

“Keşke herkes beni çok sevse” diyorsun. “O zaman dünya daha güzel, daha güvenli bir yer olurdu.” diye düşünüyorsun. Seni çok iyi anlıyorum; evet sahiden anlıyorum. Herkes tarafından “onay” almak istiyorsun. O çocuk kalbin, herkesin aferinini almak istiyor. Lüle lüle çocuk saçların herkes tarafından okşansın istiyorsun. Sakın yalnız olduğunu düşünme; insanın en büyük ihtiyaçlarından biridir değerli hissetmek. Şimdi söyleyeceğim şey için bana darılma. Herkesin herkesi sevmesi, en azından şimdilik, mümkün değil! Üstelik seni her kim, ne sebeple sevmiyorsa bu onunla ilgili. Onun içinde, onunla ilgili bir şeyi uyandırdığın için. Ona kendisiyle ilgili bir şey hatırlattığın için.

Eksik ve kusurlu olduğun için sevilmediğini düşünüyorsun.

“Hala tamamlamam gereken parçalar var, hala sevilmediğime göre…” diyorsun.

“Daha entelektüel olsam daha iyi olacak.

Daha eğlenceli birisi olsam daha iyi olacak.

Daha sakin ve havalı olsam daha iyi olacak.

Daha canlı ve neşeli olsam daha iyi olacak.

Daha şöyle olsam daha böyle olacak…”

Hala bazıları tarafından sevilmemenin suçunu kendinde arıyorsun. İstersen böyle devam edebilirsin; ama seni temin ederim ki bu yolun sonu yok.

Ya hayatın boyunca bu sonu olmayan, yorucu savaşın içinde nefes nefese koşacaksın, ya da kabul edeceksin: birileri birilerini sevmeyecek!

Birileri seni sevmeyecek.

Birileri seni onaylamayacak. Birileri yaptığını yanlış bulacak. Birileri senin çok yapmacık bir insan olduğunu düşünecek. Birileri fazla geveze olduğunu düşünecek. Birileri fazla sinsi olduğunu… Hatta birileri seninle alay edecek. Sen istesen de istemesen de bu hep olacak.

Asıl soru; tüm bunlar karşısında sen kim olacaksın?

Bunu gerçekten ama gerçekten hazmedip, hayatına bildiği yoldan devam etme cesaretine sahip biri olmayı mı seçeceksin, (cesaret diyorum çünkü bunu seçmek her babayiğidin harcı değildir) yoksa hep kendini birilerine sevdirmeye çalışan, ilgi ve şefkate muhtaç biri mi?

Biliyorum, kolay değil.

Bu zamana kadar hep saygın biri olmamız gerektiği söylendi. Hep “iyi çocuk” olmamız gerektiğini, hep sevip sevilmemiz gerektiğini söylediler bize. Kimse bazen sevilmeyeceğimizi söylemedi. Kimse herkesi sevmek zorunda olmadığımızı söylemedi. Kimse “bazen senden hiç haz etmeyecekler, hareketlerin onlara çok itici gelecek, arkandan konuşacaklar, hatta bazıları bunu yüzüne gülerek yapacak!” demedi. Çünkü söylemek de duymak kadar zor. Kimse bu sorumluluğu almak istemedi belki de. Ama gerçek bu.

Gerçekten anladığında kalbine mis gibi bir koku yayılacak, ferahlığın kokusu. Taptaze! Mis gibi!

“Ohhh be” diyeceksin!

“Artık özgürüm!

Herkes tarafından sevilme esaretinden kendimi serbest bıraktım!

Kimileri tarafından sevilmiyorum, oh be!

Kimileri benden haz etmiyor, oh be!

Kimileri benim yetersiz olduğumu, başarısız olduğumu, saçma sapan bir insan olduğumu düşünüyor! Eleştiriliyorum, yargılanıyorum.

Tamam! Kabul!

Oh be!”

Hadi bi’ cesaret, insanlar tarafından sevilmediğinde, onaylanmadığında dünyanın sonunun geleceğine dair inancından sıyrıl.

“Ben” dediğin şeye körü körüne o kadar sıkı sıkı sarılmışsın ki, hangisinin gerçek “sen” olduğunu ayırt edemiyorsun bile. Hakkında yapılan her bir olumsuz yorum sana, senin benliğine çok büyük bir hakaret gibi geliyor. Bir darbe! Geçiciliğini görmüyor musun? Bu dünyada ne kadar az vaktin var görmüyor musun? Bırak BEN diye sarıldığın tüm bu kimlikleri. Bir kere de aptal ol, başarısız ol, gülünç ol.

Hepsinin bir göz kırpması kadar ömrü var!

Bırak kendi illüzyonlarında seni nasıl tanırlarsa tanısınlar. Nasıl bilirlerse bilsinler.

Tamam tamam, daha açık konuşacağım. Bırak ne halleri varsa görsünler. 🙂

Bunlar da ilgini çekebilir:

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

KİK’i bizimle tanıştıran Ceren, Uluslararası İlişkiler ve Halkla İlişkiler bölümlerinin mezunu. Rüzgarı arkasına alarak kurumsal hayatı bırakıp hayallerine koşan klişe(!) bir öyküsü var. Bilinçaltı Dönüşüm Programı, NLP ve Yaşam Koçluğu eğitimlerini tamamlayarak sevdiği işi yapmak için kişisel gelişimin mucizevi dünyasına girdi. KİK’in kurucu editörlüğünü üstlenmekle birlikte, NLP uygulayıcılığı ve Yaşam Koçluğu yapıyor. İzmir’de yaşıyor. Hayvanlara aşık; bir köpeğin güzelliğinden gözleri kolaylıkla dolabilir. Hava durumuyla ruh hali paralel olarak değişir. Her duyguyu hakkını vererek yaşamaktan, durmadan konuşmaktan ve sabah uyandığında kahve içmekten asla vazgeçmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir