fbpx

Kaderinde Başarmak Var mı? Yoksa Başarısızlığa Mahkum musun?

Sol elimiz yazgımızı, sağ elimiz de o yazgıyla yapabileceklerimizin hikayesini anlatırmış…

Duymuş muydun?

Duyduklarımız, gördüklerimiz yolculuğumuzun üzerinde etkilidir elbette fakat bir gerçek vardır: Elimizdeki kartlar ne olursa olsun, her şey bizim o kartlarla ne yapacağımıza bağlıdır.

Agatha Christie’yi bilirsin. Disleksisi olmasına rağmen 2 milyardan fazla satan 70 kitap yazdı. Winston Churchill, yirminci yüzyılın en büyük konuşmacılarından biri, aslında konuşma bozukluğuyla doğdu desem, inanır mısın? Ya da Beethoven? Klasik müziğin en efsanevi eserlerinden biri olan dokuzuncu senfonisini sağırken besteledi.

Doğumlarında onlara eşlik eden sorunları baz alsaydık, herhangi birinin bu kadar büyük bir isim olacağını öngörebilir miydik? Yoksa hayatta yüzleşmek zorunda oldukları sorunlar nedeniyle başarısızlığa mahkum olduklarını mı düşünürdük? Ne yazık ki kestirip atmaya çok meraklıyız. Ondan bir yol olmaz diye düşünmeye bayılıyoruz milletçe. Geçenlerde Şermin Yaşar’ın bir yazısına rastladım. Diyor ki:

“Olmaz o.” Bunu o kadar çok duydum ki, söyleyenlerin yüz ifadesi ayan beyan aklımda. Nasıl oldu bilmem ama vazgeçmemeyi erken öğrendim. Genellikle “oldu o.” Olmadıysa da “ben denedim” dedim. Destek görmediğim, önüme engeller konduğu, sağa sola çekelendiğim, elimin kolumun bağlandığı çok oldu. Herkese rağmen uğraşarak, didinerek, çabalayarak “olduğunu” görmekse müthiş bir duygu…

…Çok sık olmuyor ama bazen kendimi koltuğa atıyorum ve hayatıma, büyün olup bitenlere, yaptıklarıma, yapamadıklarıma, bugün de dışarıdan bakıyorum. O zaman; kalktığı yerden doğrulurken iç çeken ihtiyarlar gibi bir atasözü yankılanıyor içimde. İt baharı görürmüş ama yediği taşı Allah bilirmiş… Her şeye rağmen baharda hissediyorum ama bu kadar çok taşa da gerek var mıydı sahiden, atmasalar daha iyi olmaz mıydı diye sormadan da geçemiyorum. Bir Yunus şiiri var, bir yerinde diyor ki “Hiç kendi kendine kaynar mı kazan/Çevre yanın ateş eylemeyince…” Çevremiz ateş eyleseydi, odun atsa, az koru üfleseydi belki kazanı daha rahat kaynatırdık… Biraz iç çekişten sonra toparlayacak olursam; destek arıyor insan, bir omuz, birkaç cesaret cümlesi bekliyor. Ama olmazsa, kimse omuz vermezse, destek bulamazsanız bırakmayın; kendinize yaslanın. Zira açık ara hala dünyanın en güzel sözüdür; kendine yaslanan dik yürür…

Bir başkasının sorunlarınla, engellerinle ilgili teşhisinin, yorumunun veya yargısının hayatının nasıl gideceği konusunda bir hükme dönüşmesi senin elinde.

Buna izin vermeyi gerçekten istiyor musun? Herkes gibi sen de bir potansiyelle doğdun. Rasyonel ve yaratıcı bir beyinle insanoğlunun tüm genetik avantajlarına sahipsin. İnsanoğlunun en büyük dezavantajına sahip olduğun gibi: Kendine inanmamak…

Zor bir çocukluk mu geçirdin? Oprah Winfrey, Kevin Spacey, Charlize Theron… Dünyanın en başarılı insanlarının yüzde ellisinden fazlası zor çocukluklardan geçtiler…

Öğrenme güçlüğü mü çekiyorsun? Thomas Edison, Richard Branson, Alexander Graham Bell, George Washington…

İşsiz ve/veya parasız mısın? Kovuldun ya da iflas mı ettin? Bill Gates, Simon Cowell, Lady Gaga, Jay Z…

Nihai kaderini doğuştan getirdiklerin ya da hayatında olanlar değil, yol boyunca yaptığın seçimler belirler! Seçim, sahip olabileceğin en büyük güçtür ve sen; bu gücü tanımladığın ve geliştirdiğin sürece, evet, kaderinde başarmak vardır.

Sevgiyle kal.

Bunlar da ilgini çekebilir:

Yardımcı Kaynak: Bugün Kaderinizi Değiştirecek 3 Şey, Paul McKenna

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir