fbpx

Işığını Güçlendir: Etkileyici ve Çekici İnsanların Sahip Olduğu 5 Özellik

Bazı insanlar, ortama girer girmez tüm dikkatleri üstlerine çekerler. Ağızlarından çıkan her bir kelimeyi dikkatle dinletir, fikirlerini -sizin düşünce yapınıza uymasa bile- düşünmeye değer kılarlar. Belki sizin estetik algınıza göre çok güzel veya çok yakışıklı biri değildir; ama çok çekici, çok etkileyicidir ve bunun nereden geldiğini bir türlü anlayamazsınız.

İşin aslı, tüm bu karizmanın tek bir yerden gelmesi mümkün değil. Sadece ses tonuyla, sadece bakışla, hatta sadece güzel yüz/vücut hatlarıyla etkileyici biri olmak zor.

Etkileyicilik bir bütündür.

Tümüyle bir “olma” halidir. “Çekici” veya “karizmatik” kelimeleri kullanıldığında aklınıza cinsel açıdan birbirini etkileyen insanlar gelmesin. Karizmatik olmayı erkeklere has bir cinsel cazibe unsuru olarak düşünmeyin lütfen. Karizmatik olmak etkileyici olma halidir. (Ben demiyorum, TDK diyor.) Her anlamda…

Peki nelerdir bu bütünün parçaları? Elbette bunun gibi ucu açık, yer yer göreceli kavramlarda tüm parçaları sıralamak mümkün değil. Fakat bu durum, etkileyici insanların ortak özelliklerini sıralayamacağımız anlamına gelmiyor, öyle değil mi? 🙂

Beden dilini doğru kullanın.

Duruşumuz, hareketlerimiz, vücudumuzu nasıl kullandığımız önemli. Yöneten, kendine güvenen, güçlü insanlar uzun ve dik bir duruş sergilerler. Bulundukları alanda sıkışıp kalmaz, gerçek anlamda yer kaplar, rahat hareket ederler. Duruşlarıyla adeta “Ben burdayım!” derler. Öte yandan, spot ışıklarından kaçan, çekingen insanlar kapalı bir vücut duruşu sergilerler. Adeta oradan yok olmak istiyormuş gibi vücutlarını küçültür, kapatır, olabildiğince az alan kaplamaya çalışırlar.

Eğer kapalı bir duruş sergiliyorsanız, fiziksel olarak açık olmak ilk etapta size garip gelebilir. Alıştığınız vücut duruşunun dışına çıkıyorsunuz; çok normal. Denemeye devam edin. Pratik yaptıkça alışacaksınız.

Bulunduğunuz yerde olabildiğince rahat hareket ederek yer kaplamaktan çekinmeyin. Kendinizi kapatmayın; açık olun. Ayaklarınızı kalça genişliğinde tutabilirsiniz. Dik bir pozisyonda, omuzlarınızı rahat bir şekilde geriye atın. Konuşurken ellerinizi kullanmaktan çekinmeyin. Karnınızdan derinden nefes alın. Buradan başlayarak, zaman içinde daha rahat hareket ettiğinizi ve daha özgüvenli bir duruş sergilediğinizi göreceksiniz.

Sıcaklığın anahtarı: Duchenne gülümsemesi!

İçsel olarak soğuk insanlardan kaçmaya meyilliyiz. Sıcak olan insanlara kendimizi açarken iyi hissederiz. İyi hissettiğimiz insanların yanında daha fazla kalmak isteriz. Basit bir denklem aslında değil mi? 🙂 Bu tür bir sıcaklığı iletmenin en kolay yoluysa, gerçek bir gülümsemeden geçer.

Gerçek bir gülümsemeye Duchenne gülümsemesi denir ve gülüşümüz gözlerimize kadar yansır. İşin ilginç yanı, bu tür bir gülümsemeyle sahte olamayacak olmanız. Beynin duygusal merkezi olan limbik sistem tarafından kontrol edilir. Sadece önünüzdeki insanla iletişime geçmekten gerçekten zevk aldığınızda ortaya çıkar.

Bir Duchenne gülümsemesi almak beyine çok güçlü bir mesaj gönderir. İletişimde olduğunuz kişinin beyni, kişiye sizden gerçekten hoşlandığını söyler. Bu gülüşü yaparken sahte olamayacağınız için, önünüzdeki kişiye, iletişime gerçekten hazır olduğunuzu ve paylaştığınız her anı tam anlamıyla takdir ettiğinizi en içten yolla hissettirirsiniz.

Göz teması önemli: Gözlerinizi kaçırmayın!

Etkileyici insanlar, konuşurken ve dinlerken aynı zamanda göz teması kurarlar. Bunu yaparak varlığınızı kabul eder, bir bağlantı kurar ve önemli olduğunuzu hissetmenizi sağlarlar.

Yapılan bir araştırmaya göre göz teması kurmak, % 60-70 oranında etkileyicilik seviyenizi yükseltmenize yardımcı oluyor.

Göz temasının dozu söz konusu olduğunda ise bilmeniz gerekir ki kesinlikle bir denge kurmak zorundasınız. Aşırıya kaçan göz teması fazla ürpertici olabiliyor. 🙂 Doğal olarak insanlar samimiyetinizden şüphe edebiliyor.

Aktif dinlemenin gücü…

Odadaki en ilgi çekici kişi, diğer insanlarla en çok ilgilenen kişidir. İnsanlar kendi kendine oyalananları pek tanımak istemezler. Kim tek taraflı iletişimden hoşlanır ki?

İstedikleri şey, kendilerini iyi hissettiren kişiyi tanımak. Bunu yapmanın en iyi yolu, karşınızdakini dikkatli bir şekilde dinlemekten geçiyor.

Aktif dinleme, başkası konuşurken başınızı sallamaktan fazlasını içerir. Tüm duyularınızı kullanmalısınız. Diğer kişinin ne dediğini ve nasıl söylediğini anlamaya çalışın. Ses tonu nasıl, konuşmalarının hızı ve düzenli olarak kullanma eğiliminde olduğu sözcükler nelerdir… Ayrıca, satır arasında ne söylediklerini, hatta ne söylemediklerini de okumanız gerekir. Duruma göre, insanların söylemediği şeyler, söylediklerinden daha da önemli olabilir.

Gözlemleyin!

Bu size, iletişimde olduğunuz insanın neler hissettiği hakkında fikir verecektir. Konuşurken rahatlık veya rahatsızlık belirtileri mi gösteriyorlar? Kapalı bir duruşları mı var? Ellerini sıkça kullanıyorlar mı? Göz temasından kaçıyorlar mı? (Bkz: Bölüm 1) 🙂

Ve elbette, geliştirilecek en önemli becerilerden biri, daha fazlasını öğrenmek için açıklayıcı sorular sorma sanatıdır.

Aktif dinleyiciler, yüzeyin altında ne olduğunu keşfetmeye çalışan dedektifler gibidir.

Tüm bunların sonucunda, iletişime geçtiğiniz insanlar değerli hisseder ve bu sizi gerçekten karşı konulamaz biri haline getirir.

Bunlar da ilgini çekebilir:

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

KİK’i bizimle tanıştıran Ceren, Uluslararası İlişkiler ve Halkla İlişkiler bölümlerinin mezunu. Rüzgarı arkasına alarak kurumsal hayatı bırakıp hayallerine koşan klişe(!) bir öyküsü var. Bilinçaltı Dönüşüm Programı, NLP ve Yaşam Koçluğu eğitimlerini tamamlayarak sevdiği işi yapmak için kişisel gelişimin mucizevi dünyasına girdi. KİK’in kurucu editörlüğünü üstlenmekle birlikte, NLP uygulayıcılığı ve Yaşam Koçluğu yapıyor. İzmir’de yaşıyor. Hayvanlara aşık; bir köpeğin güzelliğinden gözleri kolaylıkla dolabilir. Hava durumuyla ruh hali paralel olarak değişir. Her duyguyu hakkını vererek yaşamaktan, durmadan konuşmaktan ve sabah uyandığında kahve içmekten asla vazgeçmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir