fbpx

Belki de Kendine Sorman Gereken Tek Soru: Kimim Ben?

Sabah uyandın.

Gözünü açamadan servise bindin. Kurumsal hayatın bir parçası olduğun hatırlatıldı sana, güne bu hatırlatmayla başlıyorsun. Çalıştığın şirkete geldin. Vaktinin çoğunu satarak para kazanacaksın burada. Bilgisayar başına her oturduğunda bileceksin: sistemin satın alınmış bir parçasısın. Öğle yemeğinde, kahve molasında, toplantı çıkışında hatırlatılacak sana kurumsal kimliğin. Yaka kartından serviste oturduğun yere her bir dokunuş seni sen yapacak. Sabah 7:30’dan akşam 17:30’a, isminin yanında çalıştığın şirketin renkleri olacak.

Cebine kurumsal kimliğini koydun, servise bindin.

Mesai çıkışı spor yapacaksın. Bu kez beyaz yakalı gym topluluğunun bir parçasısın. Bir kimlik daha cepte…

Sana, iş çıkışı spor yapan sen hatırlatıldı.

Spor sonrası hızlı bir duşun ardından sevgilinin yanına koştun. Kahve içip birbirinizin yorgunluğunda dinleneceksiniz. Belki biraz şarap? İkinizin yıllarında demleneceksiniz.

“İlişkideki sen”

“Potansiyel eş sen”

“Onun yanındaki sen” hatırlatıldı sana bu kez. Biraz beklenti dolu; biraz sıcacık, şefkat veriyor inceden.

Cebinde bu kez ilişkideki kimliğin var.

Yola devam edip eve geliyorsun.

Evin… Ailenin minik çocuğu sen. Annenin, babanın yanındaki sen.

Ailenin çocuğu olarak taşıman gereken yükler, alman gereken sorumluluklar. Özellikle uyman gereken toplumsal/geleneksel kurallar. Kimliği cebine koydun, aferini kaptın. Hadi yine iyisin!

Bu kez çocuk kimliğinden beklenenler hatırlatıldı sana.

Kafanı toparlamak ve uykuya hazırlanmak için kısa bir vaktin var. Cebindeki kimlikleri sayıyorsun.

Kurumsal sistemin parçası olan sen, iş çıkışı gym kültürünün parçası olan sen, ilişkideki sen, ailenin gözünden sen… Gün boyu bunları giydin üzerine.

Peki sen kimsin?

Sana hatırlatılan senlerden hangisi sensin? Hepsi? Hiçbiri? Bazısı?

Tüm bunların ötesinde, sana sen hatırlatılmadığında nasıl birisin sen?

Adının yanında sadece ruhunun renkleri olduğunda… Hayallerini, olmak istediğin şeyi kucakladığında… Tüm o kimliklerden, kısıtlamalardan, yargılardan ve sınırlardan fazlasısın.

Şimdi, gün boyu cebine koyduğun kimlikleri at ve bizimle gel!

Her uyandığında, aynaya her baktığında, başını yastığa her koyduğunda kendine “kim olduğunu” hatırlatmazsan kaybolacaksın. Bu bir tehdit değil, tehlikeli bir gerçek. Sen kendine kim olduğunu hatırlatmazsan, bunu sana sabahları bindiğin servis yapacak. Diyeti bozduğun günler, hayır diyemediğin anlar, sözlerini tutamayan dostlar yapacak. Sen kendine kim olduğunu hatırlatmazsan; bunu annen baban, eşin dostun yapacak:

“Benim kızım şöyledir!”

“Benim oğlum böyledir!”

Onun kızı bunun oğlu, şirketin parçası, makinenin dişlisi, eşinin kelebeği, dostunun su böreği…

Onun bunun fikriyle savrulacak, görünmez olacaksın. Ait hissetmeyecek, sahip olamayacaksın! Yavaş yavaş yaşama sevincini yitirecek ve toplumdaki silik siluetlere bürüneceksin.

Bu yüzden, her sabah, her gece, her yerde, bıkmadan, usanmadan, utanmadan, başkaları bunu senin yerine yapmadan, kendine kim olduğunu hatırlat!

Çünkü bunu yaptığın sürece VAR olabilirsin.

Bunlar da ilgini çekebilir:

 

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Özgür doğasını arayan vahşi bir ruh. Ankara Fen Lisesi ve ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunu. Kavun, Sütlaç ve Bebe’nin annesi. İlişkilerle, kadın ve erkeğin özüyle kafayı bozmuş. Zekanın sadece özel durumlarda kullanılması gerektiğini bilir. Masallara ve kedilerinin sihrine inanır.

Bir yorum

  • ayfer

    Öyle güzel yazmışsınız ki❤️Ben kendimi bulamıyorum artık kimim bilmiyorum sadece yorgunum kendimi kaybolmuş hisediyorum..Bana sadece gerçektende yazdıgınız gibi birilerine göre bir ” ben” var..Ne yapmalıyım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir