fbpx

Ruhunu Şifalandır: Kendini Kötü Hissettiğinde Bu 5 Adımı Takip Et!

Herhalde KİK Ekibi olarak, hatta belki sadece Ceren olarak, bize veya bana en çok yöneltilen cümlelerden bir tanesi: “Eyvah, modum düştü! Motivasyonum yerlerde… N’apıcam şimdi???”

Öncelikle bir nefes alıp sakin olacaksın. Ne oluyor yahu?

Düşerse düşsün; bu aralar kendini harika hissetmiyorsun diye dünya başına yıkılmaz, hiç merak etme.

Kendimizi kötü hissetmekten çok “eyvah kötü hissediyorum!” diye telaş yapmak dibe batırıyor bizi. Tıpkı yüzme bilmeyen birinin batmamak için suda çırpınması gibi. Bilin bakalım çırpındıkça ne oluyor?

Evet doğru bildin, batıyoruz.

İşte bu yüzden, kendimizi kötü hissettiğimizde, modumuz düştüğünde, canımız hiçbir şey yapmak istemediğinde, çırpınmaya son vereceğiz. Tabi daha da dibe batıp kendimizi yok yere boğmak istemiyorsak! 🙂

Öncelikle kötü hissetmenin normal ve geçici bir HİS olduğunu kabul etmeliyiz.

Merak etme, hiçbir his (maalesef mutluluk da dahil) üstüne sonsuza kadar yapışıp kalmaz. Tüm duyguları deneyimlemek için buradayız. Mutluluğu, neşeyi, hüznü, öfkeyi… İnansan da inanmasan da hepsinin bir görevi var, hepsinden muhteşem şeyler öğreniyorsun. Hepsi seni daha iyi bir versiyonuna taşıyor. Bu yüzden, şu anda hissettiğin o kötü duygu her ne ise, sonsuza kadar üstüne yapışıp kalmayacağını anlaman gerekiyor.

Hadi bugünden sonra “kendimi kötü hissediyorum” deme! “Şu anda kötü hissetmeyi DENEYİMLİYORUM.” de. Neden mi?

Cümleyi bu şekilde kurmak, bunun geçici bi his olduğunu, üstüne yapışmayacağını ve deneyimlemeyi kendinin seçtiğini hatırlatacak sana.

Şu anda yaşadığın hissin sana ne anlatmaya çalıştığını sor.

“Sevgili hislerim, bana ne anlatmaya çalışıyorsun?”

Belki içindeki his artık değişim vaktinin geldiğini söylüyordur… Veya yanlış yolda yürüdüğünü, yönünü değiştirmen gerektiğini… İçsel rehberliğimizin bizimle konuşmayı en sevdiği yöntemlerden birisi hislerimizdir. Gerçekten kulak verirsen, gerçekten dinlersen duyarsın.

Kafada toplamak çok zor. Hislerini ve düşüncelerini kağıda dökmeyi dene!

Karışık bir matematik hesabını zihinden yapmamız oldukça zordur. Bir matematik dehası değilsek tabi ki…

Aynı şekilde karışmış hisler ve duyguları da bir araya getirmek, zihinde toplayıp çıkarmak çok zor olabiliyor. O yüzden al eline bir kağıt-kalem, aklına gelen HER şeyi yazmaya başla. Yazdıklarının anlamlı olmasına gerek yok. Zihninde ne duyuyorsan, sana ne yazmanı söylüyorsa düşünmeden yaz. Kağıda döktüğünde, tüm düşüncelerinin yerlerine oturduğunu göreceksin.

Artık nefes almaya başlayabiliriz. Koy elini kalbine, kapat gözlerini! Seni seninle buluşturacağım…

“Ne kadar KİK okuyucususu?” testine hazır mısın? 🙂

Kötü hissettiğimizde en çok neye ihtiyacımız var?

İyi bir KİK okuyucusu, bu soruya “şak” diye cevap verir! Doğru cevap, tebrikler: kendine… Kendine sarılmaya ihtiyacın var, kendi omzuna bir öpücük kondurmaya ihtiyacın var. “Ben buradayım, korkma!” demeye ihtiyacın var. İçindeki çocuk biraz şefkat istiyor belli ki; ne var canım, istediği şefkatse en iyisini veririz biz de!

Hadi kapat gözlerini, deriiiiin bir nefes al. Zihninden çıkan tüm düşüncelerin uzaklaştığını ve gökyüzüne karıştığını hayal et. Rahatlayana kadar nefes alıp vermeye devam et.

Hazır olduğunda kendine dön ve tekrar et, “Seni çok seviyorum. Seni bu dünyadaki herkesten daha iyi tanıyor ve seviyorum. Güvendesin. Her şey yolunda. “

Şimdi ruhunu biraz şımartma vakti!

İçindeki ilgi ve şefkat isteyen çocuğu şımartma zamanı.

Neyin ruhuna iyi geleceğini düşünüyorsun, tam da şu an?

Sıcak bir duş? Hafif bir müzik? Samimi bir dostla sakin bir sohbet?

Cevabı ben bilemem; cevap sende, içindeki çocukta. Sor ona ne istediğini hadi! Sakın kendine hoyrat davranma. Tıpkı yeni doğan bir bebekle ilgilenir gibi, şefkatli, sevgi dolu ve sakin…

Unutma, sen bizim için çok kıymetlisin! Ve her şey yolunda…

Bunlar da ilgini çekebilir:

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

KİK’i bizimle tanıştırdığında hayata dair tutkusunu bulacağını kendi de tahmin etmemişti. Uluslararası İlişkiler mezunu. Rüzgarı arkasına alarak kurumsal hayatı bırakıp hayallerine koşan klişe(!) bir öyküsü var. Bilinçaltı Dönüşüm Programı, Kuantum ve Yaşam Koçluğu eğitimleri alarak sevdiği işi yapmak için kişisel gelişim dünyasına adım attı. İzmir’de yaşıyor. Hayvanlara aşık; bir köpeğin güzelliğinden gözleri kolaylıkla dolabilir. Hava durumuyla ruh hali paralel olarak değişir. Her duyguyu hakkını vererek yaşamaktan, durmadan konuşmaktan ve sabah uyandığında kahve içmekten asla vazgeçmez.

One Comment

  • Eso

    Yazılarınız bir anlık olsun iyi geliyor ama içimdeki derin sızıya iyi gelecek hiç bir şey bulamıyorum. İyim iyiyiz diyorum. Acıyı erteliyorum belkide. Ama günün sonunda kırık bir kalp ile kendime ne iyi gelir araştırarak buluyorum. Bazen yetersiz başarısız amaçsız hissediyorum. Yıllarca okudum is bulamıyorum. 8 sene sevdalandım değer göremiyorum. Yaşadığım hersey ya yalandi yada ben görmek istediğim gibi gördüm. Beklemek cehennem gibi.. beklemenin sonu gelmiyor. İş uğraş buluyorum ama yine bekliyorum. Tek bir mesaj. Telim calsa kalbim titriyor. Mesaj gelse acana kadar ter boşalıyor. Asamiyorum bunu. Rahatlayamiyorum. Ben yazana kadar yazma diyen bir insani beklemekten yoruldum. Beni en çok üzen de yine kendimim. Kalbimi kıran bir insandan niye bu kadar şifa bekliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir