fbpx

Sosyal Medya Hesaplarından Çıkamamanın Sebebi ve Onlarla Daha Az Vakit Geçirmek İçin 4 Öneri

Bazı insanlar kendini idare etme konusunda gerçekten çok iyi. Tek bir çikolata parçasını ağzına atıp, tek bir tweet gönderebilir ve sonra oturumu kapatırlar.

Bu insanlara hayranız ve onların unicorn olduklarını düşünüyoruz.

Her gün, saatlerce elimizde tuttuğumuz, içi çeşitli görsellerle dolu şu metal parçasındaki sosyal medya kullanımının kontrol altına alınması söz konusu olduğunda hepimiz batırıyoruz.

Kontrol et, kaydır, oku. Oku, kaydır, tıkla.

Bir story daha. Bir tweet daha.

Uyuyakalış,

telefonun kafana düşmesi,

ve kapanış.

Bu şekilde sonsuz girdabın içine çekiliyoruz çünkü bunun için iyi bir nedenimiz var: Dopamin döngüsü!

Dopamin, beynimizde zevk ve ödül davranışlarından sonra salınan bir kimyasaldır ve onu tekrar tekrar istememize neden olur. (Hiç egzersiz sonrası kendinizi çok iyi hissettiniz mi? Evet evet dopamin o işte.)

Olumlu bir sosyal uyarma elde ettiğinizde de aynı şey olur; telefonunuzun ekranını kaydırdıktan sonra bir miktar ödül aldığınızda olduğu gibi. Buradaki ödül, beğenilerin veya bildirimlerin yığılmasıdır.

Davranış bilimci Susan Weinschenk, “En sevdiğiniz uygulamalardan birine girdiğinizde dopamin döngüsü devreye girmiştir. Kaydırdığınız her fotoğrafta, okuduğunuz her başlıkta veya gittiğiniz her bağlantıda, daha fazlasını istemenizi sağlayan döngüyü besliyorsunuz. Doygunluğa ulaşacağınızın garantisi de yok.” diyor.

Evet durmak kolay değil; beyinlerimizde “dur” düğmesi bulunmuyor. “Muhtemelen sizi durduran şey, birisinin sizi rahatsız etmesidir.” diye ekliyor Weinschenk. Ekranda gördükleriniz sayesinde iyi hissetme noktasını uzun süre uyarabilir, sonunda uygulamayı kapatıp “Ne okudum ben? Hatırlamıyorum bile.” diye düşünebilirsiniz.

Hadi ama, hiç olmadı mı size sahiden?

Sert bir öz eleştiri yapalım; günün sonunda Instagram’da gezinmek sorunlarımızı düşünmemenin, günün yorgunluğunun üstesinden gelmenin tek yolu gibi geliyor. Evet işe de yarıyor.

Telefonunu dondurucuya koymak veya tamamen detoks yapmak zorunda olduğunuzu söylemiyoruz. Eğer sizi keyiflendirmekte iyi iş çıkarıyorsa, öyle olsun; telefonu elinizden bırakmaya çalışmayın.

Ancak, aşırı kaydırmanın zamanınızı çok fazla aldığını ya da insanların “mükemmel” hayatına bakarak bir kıskançlık hissi duyduğunuzu düşünüyorsanız – belki de kaydırmayı durdurmanın veya süresini kısaltmanın vakti gelmiştir.

Hadi bu döngüye yakalandığımızı nasıl fark edeceğimizi ve bununla ilgili neler yapabileceğinizi konuşalım!

Telefonunuza zamanlayıcı ayarlama vakti.

Muhtemelen bunu görmezden geldiniz ama Instagram, uygulamada harcamak istediğiniz süreyi ayarlayabileceğiniz yeni bir özellik ortaya koydu. Zaman 5 ila 55 dakika arasında değişmekte.

Şunu kabul edelim; telefonunuzda geçirdiğiniz 15 dakika beklediğinizden çok daha hızlı geçer.

Gerçekten çok çok iyi bir roman okuduğunuzu ve 15 dakikanın nasıl geçtiğini düşünün. Zaman sınırınızı aştığınızda hemen kapatmasanız bile, zamanın gerçekten geçtiğini fark etmenize yardımcı olacaktır.

Bazı insanları takipten çıkarabilirsiniz.

Arkadaşlarınız cepte! Fakat bir düşünün – gerçekten tanımadığınız kaç kişiyi takip ediyorsunuz?

Daha az kişiyi takip ederseniz, feed’inizde daha az güncelleme olacak ve genel olarak daha az içerik tüketeceksiniz. Basit, değil mi? İlginizi çekmeyen, çok da iyi tanımadığınız, hesabınızda durmasına gerek görmediğiniz insanları arkadaşlıktan çıkararak sosyal medyada gezeceğiniz süreyi kısaltabilirsiniz. Görecek şey olmazsa neye bakacaksınız? 🙂

Şartlandırılmış tepki oluşturun.

“Kontrolü ele geçirmenin yolu, bir harekete karşıt hareket oluşturmaktır.” diyor Weinschenk. Kendi şartlandırılmış tepkisi, bir sosyal medya döngüsüne girdiğini farkettiğinde tuş kilidi yaparak aniden telefonunu yüzüstü çevirmek ve olduğu yere bırakmakmış.

Kendinizi bir döngüye girmiş hissederseniz, yeni bir şeyler deneyin: ayağa kalkın, farklı bir odaya gidin ya da uygulamayı kapatın ve bunun yerine kaydırma gerekmeyen yeni bir tane açın. (Spotify olabilir mi mesela?) İşin püf noktası, yaptığınız faaliyeti yenisiyle değiştirerek olayı kontrol altında hissetmenizi sağlamaktır.

Uygulamaları silin.

Evet, evet, herkes bunu söylüyor, değil mi? Söylemesi yapmaktan kolay. Ancak şunu bir dinleyin: uygulamaları silmek, onlarla olan ilişkinizi değiştirir. En azından bir süre için.

Artık size çok fazla zarar verdiğini düşünüyor ama kullanmayı bırakamıyorsanız, hafta içi sosyal medya uygulamalarını silip çalışmaya yoğunlaşabilir; daha sonra tüm eğlenceli aktiviteleri paylaşmak için hafta sonu boyunca yeniden indirip kullanabilirsiniz.

Onları 24 saatlik bir süre boyunca silmeyi deneseniz? Bunu yapabilirsin, değil mi? Elbette, herkesin yoğun olduğu akşam saatlerinizi kaçırabilirsiniz, ama neden bunun yerine akşam yürüyüşü yapmıyorsunuz ki zaten? 🙂

Bunlar da ilgini çekebilir:

Yardımcı kaynak: shinetext.com

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

KİK’i bizimle tanıştıran Ceren, Uluslararası İlişkiler ve Halkla İlişkiler bölümlerinin mezunu. Rüzgarı arkasına alarak kurumsal hayatı bırakıp hayallerine koşan klişe(!) bir öyküsü var. Bilinçaltı Dönüşüm Programı, NLP ve Yaşam Koçluğu eğitimlerini tamamlayarak sevdiği işi yapmak için kişisel gelişimin mucizevi dünyasına girdi. KİK’in kurucu editörlüğünü üstlenmekle birlikte, NLP uygulayıcılığı ve Yaşam Koçluğu yapıyor. İzmir’de yaşıyor. Hayvanlara aşık; bir köpeğin güzelliğinden gözleri kolaylıkla dolabilir. Hava durumuyla ruh hali paralel olarak değişir. Her duyguyu hakkını vererek yaşamaktan, durmadan konuşmaktan ve sabah uyandığında kahve içmekten asla vazgeçmez.

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir