fbpx

Öğrendiğinde Hayatını Daha İyi Yönlendirebileceğin Evrenin 7 Spiritüel Prensibi

Yerçekimi yasasını hepimiz biliyoruz değil mi? Ağacın dibine oturduğumuzda elma kafamıza düşebiliyordu hani? Hah, o işte. Biliriz ki bu bir gerçektir ve “ben şöyle bir uzaya çıkıp geleyim” demediğimiz sürece bu yasa hiç değişmeyecektir. O elma hep yere düşecek!

Peki hiç evrenin 7 spiritüel prensibini duydunuz mu? Nasıl yerçekimi gibi doğal yasalarla yönetiliyorsak, hermetik felsefe çalışmalarını iletmeye odaklı olan kitap Kybalion’a göre, evrenin bu yedi yasası da sizi, hayatınızı her gün, her dakika, siz farkında olsanız da olmasanız da yönetir. Cosmos’taki denge ve uyum, evrenin bu yedi yasası tarafından sağlanır.

“Yedi Hakikat Prensibi vardır; her kim ki bunu bilip anlar, sihirli dokunuşu Tapınak Kapıları’nı sonuna kadar açan Büyülü Anahtar’a sahiptir.” -Kybalion

Her biri, kendi yaşamınız içinde denge ve uyum yaratmanıza yardımcı olacak önemli bir anahtar taşır. İçinizde saklanan doğal gücü keşfedip, çevrenizde ve iç dünyanızda olanları nasıl kontrol edeceğinizi öğrenebileceğiniz kadim felsefenin temel konularını içeren bu yedi yasaya ve onların neler olduğuna birlikte bir göz atalım mı?

Öğretilere göre bu bilgiler, ‘öğretiyi’ almaya hazır olanları kendine çekecektir. Yani eğer şu anda bunları okuyorsanız, bunun bir sebebi var. 🙂

“Üstadın ayak sesleri işitildiğinde, öğretisine açık olanların kulakları sonuna kadar açılır.”

1. Zihinsellik Prensibi

“Her şey akıldır, evren de akıldır.”

Mentalizme göre, her şey akılda şekillenir. Fiziksel dünyamızda gördüğümüz ve deneyimlediğimiz her şeyin kökeninin zihinsel alemde var olduğunu, her şeyin tezahür ettiği tek bir evrensel bilinç olduğunu söyler. Gerçekliğiniz zihninizin bir tezahürüdür.

2. Tekabül Prensibi

Tekabül yasası temel olarak mevcut gerçekliğimizin içimizde olup bitenlerin bir aynası olduğunu söylemektedir.

Gerçekliğimiz, içsel düşüncemizin bir sonucudur. Hayatımız mutsuzluk, kaos ile doluysa ya da tam anlamıyla doyurucu değilse, bunun nedeni iç dünyamızın öyle olmasıdır. Dış dünyamızı değiştirmek için, önce aynaya iyi bakmalı ve iç dünyamızı değiştirmeliyiz.

3. Titreşim Prensibi

Titreşim Yasasına göre, evrendeki her parçacık sürekli hareket halindedir ve her biri birer enerji taşır. Bu, gezegenler ve yıldızlar gibi evrenin muazzam kısımları için geçerli olduğu gibi; aynı zamanda şu anda oturduğunuz sandalye veya bu yazıyı okuduğunuz elektronik cihaz için de geçerlidir. Her şeyin kendine özgü bir enerji frekansı vardır. Yüksek enerjili parçacıklar, doğal olarak, diğer yüksek enerjili parçacıklarla bir araya gelirken, düşük enerjili parçacıklar diğer düşük enerjili parçacıklarla birleşecektir.

“Hiçbir şey sabit durmaz; her şey hareket eder, her şey titreşir.”

Amacınız daha üretken ve tatmin dolu bir yaşam sürmekse, enerji frekansınızı yükseltmek için ne yapmanız gerektiğini düşünün. Size iyi gelen aktiviteleri yapın, size iyi gelen yerlerde bulunun, size iyi gelen insanlarla vakit geçirin. Enerjinizi ne kadar yükseltirseniz o kadar yüksek enerjide olaylar, durumlar ve kişiler hayatınıza dahil olacaktır.

4. Kutupluluk Prensibi

Karşıt olarak görünen şeyler, aslında aynı şeyin yalnızca iki ucudur.

Örneğin, sıcak ve soğuk ilk bakışta karşıt gibi görünebilir, ancak gerçekte bunlar aynı şeyin farklı derecelerindedir. Aynısı sevgi ve nefret, barış ve savaş, olumlu ve olumsuz, iyi ve kötü, evet ve hayır, aydınlık ve karanlık için de geçerlidir. Titreşimlerinizi bilinçli bir şekilde yükselterek düşüncelerinizi nefretten sevgiye, korkudan cesarete dönüştürebilirsiniz. Eski hermetik öğretilerinde Polarizasyon Sanatı olarak adlandırılan budur.

5. Ritim Prensibi

Bu prensip, evrende her şeyin belli bir ritimle hareket ettiğini ifade eder. Kozmosun hareketi, parçacıklar ve ritim dalgaları halindedir; bunlar ritim dalgalarıdır. Bu hareketleri sarkaç gibi düşünebiliriz. Bir sarkaç düşünün; bir tarafa ne kadar salınırsa aynı derecede diğer tarafa da salınacaktır. Evrendeki bu ritimler; mevsimleri, dönemleri ve düzenleri meydana getirir. Güneşin ve ayın döngüleri sonucunda gerçekleşen gel-git olayları da aynı şekilde ritim prensibinin bir sonucudur.

Sadece doğanın değil, insanların da aynı şekilde ritimleri vardır. İnsanoğlu iyi dönemlerden geçtiği gibi, kendini çok kötü hissettiği dönemlerden de geçebilir.

Burada önemli olan, içinden geçtiğimiz kötü dönemleri iç muhasebe yapacak bir fırsat olarak görebilmek ve sarkacın diğer ucu olan iyi günlerin yakın olduğuna dair bir inanç beslemektir. Bilge kişiler de döngünün olumsuz süreçlerinde sakinliklerini koruyarak ve içlerine dönerek ve yaşamlarındaki olumsuzlukların muhasebesini yaparak ayakta kalmayı başarabilmişlerdir.

6. Etki-Tepki Prensibi

Atalarımızın “Ne ekersen onu biçersin.” sözünün de yardımıyla, evrenin anlaşılması en basit yasalarından biri olan bu yasa, bize tüm eylemlerin buna karşılık gelen bir tepki verdiğini söyler. Bu yasa bize, evrende hiçbir şeyin tesadüf olmadığını gösterir; başımıza gelen her şeyin bir sebebi vardır.

“Her etkinin belirli ve tahmin edilebilir bir nedeni vardır. Her nedenin belirli ve tahmin edilebilir bir etkisi vardır.”

Düşünceleriniz, davranışlarınız ve eylemleriniz, yaşamınızı bildiğiniz şekilde tezahür ettiren ve yaratan spesifik etkiler yaratır. Yarattığınız etkilerden memnun değilseniz, o zaman onları yaratan sebepleri değiştirmelisiniz… Öte yandan sebep sonuç etkisi, başarının modellenebileceği fikrini ortaya koymaktadır; başarılı insanların kendi yaşamlarında elde ettikleri başarıya ulaşmak için ne yaptıklarını gözlemlemenin önemini vurgular.

7. Cinsiyet Prensibi

“Cinsiyet her şeydir; evrendeki her şeyin maskülen ve feminen prensipleri vardır.”

diyen bu yasa ilk bakışta ayrıştırıcı bir yapıya sahipmiş gibi gibi görünse de aslında öyle değil. Cinsiyet prensibine göre evrendeki her şeyin hem eril (yang) hem de dişil (yin) iki prensibi vardır ve bu yaratılışın en temel özelliğidir.  Her şey ve herkes, hem eril hem de dişil unsurlar içerir. Siz de buna dahilsiniz.

Sağlıklı bir spiritüel yaşam; hem eril hem dişil enerjinin dengelenmesiyle oluşur.

Yardımcı kaynak: www.mind.your.reality.com

Bunlar da ilgini çekebilir:

 

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

KİK’i bizimle tanıştırdığında hayata dair tutkusunu bulacağını kendi de tahmin etmemişti. Uluslararası İlişkiler mezunu. Rüzgarı arkasına alarak kurumsal hayatı bırakıp hayallerine koşan klişe(!) bir öyküsü var. Bilinçaltı Dönüşüm Programı, Kuantum ve Yaşam Koçluğu eğitimleri alarak sevdiği işi yapmak için kişisel gelişim dünyasına adım attı. İzmir’de yaşıyor. Hayvanlara aşık; bir köpeğin güzelliğinden gözleri kolaylıkla dolabilir. Hava durumuyla ruh hali paralel olarak değişir. Her duyguyu hakkını vererek yaşamaktan, durmadan konuşmaktan ve sabah uyandığında kahve içmekten asla vazgeçmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir