fbpx

Diplomasını Yırtıp Hayallerinin Peşine Düşen Özgür Bir Ruhun Hikayesi

“Yap; ama hobi olarak yap.”

Hadi oradan!

Sence ben böyle bir tutkuyu, böyle bir hissi hobi olarak yaptığım için mi yaşıyorum? Sonuna kadar peşinden gittiğim için, tırnaklarımla kazıdığım için, bu uğurda sınırlarımı ne kadar aşabildiğimi gördüğüm için mi? Cevabı tahmin etmek çok zor olmasa gerek!

Biraz damdan düşer gibi başladım. Bir miktar geriye saralım. Buraya nasıl geldim?

Hayatı boyunca derslerinde çok başarılı olmuş, sınavlardan hep iyi not alan, güzel bir üniversitede okumuş, kolunda altın bileziğiyle mezun olmuş gurur kaynağı bir kız çocuğu. Lakin kalbi hep başka yerlerde atmış, her fırsat bulduğunda sanata yönelmiş, sahnede olmanın hazzını bir kez yaşamış ve hayatına bu hazla devam etmek istemiş.

woman looking up while standing near roll-up door

Haklarını yemeyelim, ailesi de destek olmuş. Sahnede de gurur duymuş onunla; ama işte hep bir korkuyla, hem bir temkinlilikle. Yap; ama hobi olarak yap! Devlet memuru ol, hayatını garanti altına al, yine yap. Kurumsal bir işe gir, sabit gelirin olsun, yine yap. Bu bakış açısını çok yanlış bulmuyorum ailelerin korumacı olma güdüsünden ötürü; ama çok katılmıyorum da.

Evet, sanat peşinde koşarken çok yorulduğum, haksızlığa uğradığımı düşündüğüm, sefalet çektiğim çok zaman da oldu, yalan değil; ama şunu biliyorum onları yaşamam gerekiyordu ki bugün geldiğim noktada olabileyim.

Bugün geldiğim nokta nedir?

Yaptığım işlere çok güvendiğim, kendime çok güvendiğim, özenerek çalıştığım, her bir anından haz aldığım, heyecandan dizlerimin titrediği, üretmek için yanıp tutuştuğum bir noktadayım. Sahnedeyim. Sahne benim, ben sahnenin.

Bu süreci bire bir yaşamış biri olarak söyleyebilirim ki yap! İstersen hobi olarak yap; ama bu bir tutkuysa, bu kocaman bir aşksa, bu kalbinde hiçbir şeye benzemeyen bir heyecan yaratıyorsa, bu senin hayatının en güzel, en coşkulu, en canlı duygusuysa peşinden git, kovala!

Karşına çıkan her engel seni daha iyi olmaya itiyor. Engelleri engel olarak görmemeye başlıyorsun bir süre sonra. Oyuna dönüşüyor hatta bu durum. Bir bakmışsın daha cesur, daha atak, daha dinamik, istediğini almayı bilen biri olup çıkmışsın. Sonrası artık tadını çıkarmak. Keyfini sürmek. Kendinle gurur duymak. Kendine bir öpücük gönderip yeni hayaller kurmak ve onları gerçekleştirmek.

silhouette of woman running during golden hour

Ufak bir sır vereyim. Yaklaşık bir buçuk ay önce Akut Myeloid Lösemi teşhisi ile hastaneye yattım. Şu anda tedavim devam ediyor. Bu süreçte yönettiğim oyun sahnede oynarken ben selama çıkamadım. Kendi oynadığım oyunu bir süre iptal etmek durumunda kaldık. Ben de ilk kemoterapimi alırken şarkılar söyledim. Videolar çektim. Eğlendim. Bu süreci yine sahnedeymişim gibi hissettiren şeylerle kompanse ettim. Yeni yeni hayaller kurdum. Ve ne oldu biliyor musun?

İlk kemoterapiden sonra hastalık gitti.

Şu an sadece pekiştirme tedavisi alıyorum. Çok kısa zamanda da özgürlüğüme kavuşacağımı biliyorum; çünkü beni hayata sımsıkı bağlayan bir tutkum var. Çok güçlü hayallerim var. Daha da güzeli ne biliyor musun? O hayallerin hepsini gerçekleştirebilirim; çünkü kendime güvenim ve inancım var.

Söyleyeceklerim bu kadar!

Memnun oldum!

Bunlar da ilgini çekebilir:

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

One Comment

  • Melike

    Ba-yıl-dım! Tam da bugün tutkumun peşinden gideceğim kararını almışken bu yazı üstüne cuk oturdu. Hep en iyi yerlerde olmanız dileğiyle. Bu bloga aşığım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir