fbpx

Zehra’yla Şubat Ayı Teması: Dürüst Ol!

Dürüst ol…

“Bu da ne???” dediğinizi duyar gibiyim. 🙂

Bu ayın teması bu olmalıydı evet; kendimize, gerçek bize ulaşabilmek için ilk yapmamız gereken bu çünkü. Ben mutsuzluğun temelde nedenlerinden birinin kendinden uzaklaşmak olduğunu düşünürüm.

İnsan nasıl kendinden uzaklaşır ki?

Kendini anlamaya çalışmak, kendine yaklaşmak gerçekten zaman, emek ve çaba gerektiriyor. Ben yıllardır bunun peşinde koştum durdum; hala da “Tamam anladım, hallettim bu meseleyi.” diyemiyorum. Sürekli yüzeyde yaşamak, kendini keşfetmek için kendi derinliklerine dalmaktan korkmak ve tam da bundan korktuğumuz için sahte paylaşımlar yapmak, günlük zoraki rutinler yaratmak zamanımızı amaçsızca boşa harcamaya neden oluyor. Oysa ki “Hayatta bize bahşedilmiş en kıymetli şey zamandır.” Bu klişe lafın alt metnini okuyorum şimdi size hazır olun; ama bunu okurken aynı zamanda kendinize karşı da dürüst olun.

Zaman… İşte senin o en kıymetlin, sürekli mutsuzum diye sızlanırken aslında mutlu olman için yanıbaşında duran fakat senin farkına varmak istemediğin… Ondan kaçmak için türlü yollara başvurduğun…

İnsan kıymetli zamanını kendiyle geçirmek istemiyor, sıkılıyor kendinden.

Hiç neden diye sordun mu kendine?

Ben kendimden neden sıkılıyor, sürekli birileriyle kafelerde, barlarda takılmak, TV izlemek, bilgisayarda oyun oynamak, durmadan bir şeyler yemek, sosyal medyada dolaşmak, o AVM senin öbürü benim alışveriş yapmak istiyorum?

Hadi cevap ver; neden kendinden bu kadar kaçıyorsun?

Hayır hayır bana değil; kendine cevap ver, samimi ol. Eğer bunu yapamazsan kendi yolculuğunu yaşamak yerine, seni yolculuğuna kabul eden başka bir şeyler arayacaksın hayata tutunabilmek için. Belki bir sevgili, belki tıka basa bir buzdolabı, belki de çılgınca alışveriş bilemiyorum.

Ben bu dünyaya kendi yolumuzu bulabilmek ve dünyadaki görevimizi yerine getirebilmek için geldiğimize inanıyorum.

Görevin ne olduğu hiç farketmez, belki atomu parçalamak, belki annesiz çocukların başını okşamak, belki bir gül ekmek… İşte mutluluk orada o gülü ektiğin, o çocukların başını okşadığın, o atomu parçaladığın anda… İşte zaman, o zaman ölümsüz ve kıymetli… Bunu bulabilmek için daha kaç gününün katili olacağına kendin karar vereceksin.

Ama bunun için önce kendinle yüzleşmeli, kendine gerçekleri itiraf etmeli ve kendine karşı dürüst olmalısın.

Yazıyı yazarken sürekli zihnimden Ahmet Altan’ın aşağıdaki yazısı geçiyor, zira içinde geçen mükemmel cümleler benim kendimle yüzleşmeme ilham olmuştu bir vakitler; o yüzden paylaşmak istiyorum.

Sessiz ve mükemmel bir gece.

Ve biri eksik

biri her zaman eksik

biri, geldiğinde bile eksik

öyle eksildik ki yaşarken,

…bize dokunan herkesi eksiltiyoruz.

Yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz

ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız.

Ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.

Hayat bize hep aynı şeyi öğretiyor

‘Mükemmel biri yok.’

Hepimiz kendimizde olmayanı arıyoruz.

Ve hepimiz ancak kendimizde olanı buluyoruz.

Gökyüzü karanlık ve yıldızlar parlıyor.

Dürüst olduğunu söyleyenlerden mi korkmalıyız,

yoksa yalancı olduğunu söyleyenlerden mi?

Kendimizi kimden sakınmalıyız?

Ve kendimizi sakınmalı mıyız?

Neden dürüst birine,

güvenebileceğimiz birine

bu kadar ihtiyacımız var.

Kendimize ve dürüstlüğümüze güvenemediğimiz için mi?

Bizi dürüstlüğün gerçekten var olduğuna inandırması

bizi de dürüstlüğün güvenilir sularına çekmesi için mi

insanlara dürüst olmaları için yalvarıyoruz?

Hiç yalan söylemeyen belki de

başkasının yalan söyleyebileceğini hiç düşünmez.

İhaneti aklından geçirmeyen

başkasının da ihanetinden o kadar kuşkulanmaz

Ve ne kadar kalabalık yalnızlığımız.

Herkeste kendimize çarpıyoruz.

Kara ipekten bir yorgan gibi üstümü örtüyor,

iğde kokuları, limon çiçeklerinin incecik kokusu,

kızıllığı karanlığın içinde bile sezilen sardunyalar,

minicik saplarının ucunda sessizce duran minicik güller,

çiçeklenmemiş bir hanımeli.

Sessiz sakin ve mükemmel bir gece.

Ve ne kadar kalabalık yalnızlığımız.

Ne tarafa dönsek kendimize çarpıyoruz…

Ahmet Altan 

Evet bu ayın temasını seçmek, basamakları teker teker çıkmayı seven biri olarak beni pek zorlamadı açıkçası. Ocak ayında hayatımızı planladık bu ay da kendimizle yüzleşip planlarımızı nasıl ve neden istediğimizi sorguluyoruz. Nedenlerimizi ve cevaplarımızı not almayı unutmuyoruz elbette. 😉

Güvenin bana; yıl sonunda dönüp tüm bunları okuduğumuzda adeta bir puzzle tamamladığımızı göreceğiz.

Sevgiler…

Bunlar da ilgini çekebilir:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir