fbpx

Röportaj: ODTÜ’yü Nasıl 13 Yılda Bitirdim?

İlk sorusu şu oluyor: Şey yapacak mısın konuşmaların arasında ‘kahkahalar’ diye yazcak mısın?

Yazcam hatta bunu bile yazcam. Başlayalım mı?

-Hadi!

Hoş geldin Deniz, bize biraz kendinden bahseder misin?

-1986 yılında, Ankara’da, Keçiören’de doğdum. İlkokul ve liseyi Mahalle Mektebi’nde okuduktan sonra babam Ali Rıza Efendi (kahkahalar)…

Mahallem İncirli benim için çok önemli. 32 yıldır orada yaşıyorum, hiç çıkmadım ama artık çıkmak istiyorum. (gülüyor)

Bugün üniversite yıllarını dinlemek için seninleyiz, düşünülenden uzun sürdü galiba biraz. 🙂

-İlkokul, ortaokul ve lise seyrinde devam etti ama üniversite azıcık uzun sürdü. 🙂

Kendini nasıl tanımlarsın? Nasıl bir insansın?

-Valla bence iyi bir insanım, biraz saf olduğumu söylerler. Arkadaş ortamında çok gülerim, çok da güldürürüm. Komik bir tipim. Bira ve kokoreçi severim.

ODTÜ maceran nasıl başladı?

-Ablam Seza Çetin ODTÜ Makina Bölümü’nden mezun. Aramızda tam dört yaş var, benim lise yıllarım onun üniversiteli olduğu günlere tekabül ediyor. Biz lisedeyken arkadaşlarımla beni şenliklere götürürdü ablam. O zaman, lise kafasıyla, inanılmaz bir yer gibi geliyordu ODTÜ. Ben burada okumak istiyorum derdim her gelişimde.

Dışardan sana nasıl görünüyordu?

-Kocaman, çok büyük bir kampüs… İnsanlar hep mutlu… Tabii sonradan anladım öyle olmadığını. (kahkahalar) Mesela çarşı çimlerinde otururduk ablamın arkadaşlarıyla, canımız dondurma çekerdi. Ablam gidin alın derdi. Alıp gelirken “oha kaybolmadık” derdik, bize çok büyük gelirdi.

(Dondurma aldığı yer KKM’nin otoparkı, bahsettiği iki yer arası 100 m değil.)

-O zamanki kafamla “insanlar ne kadar keyifli” diye düşünür, burada geçireceğim günlerin hayalini kurardım. Ablam benim idolümdü.. Ailenin her zaman en zekisi, en başarılısı olduğu için onun peşinden gitmek isterdim.

Sınava ikinci girişinde kazandın değil mi?

-Evet evet… Sınava girdim, güzel bir puan geleceğini biliyordum. O kadar çok istiyordum ki ODTÜ’ye girebilmeyi… Hangi bölüm olduğu önemli değildi, mühendisliklerden birini istiyordum. Kimliğimi aldığım gün öyle gurur duydum ki kendimle. İnanılmaz mutluydum. O yaz sahilde “artık ODTÜlü’yüm” diye düşünüp heyecanlanıyordum. Halbuki bu kadar böbürlenecek bir şey değil, öyle çok istedim, öyle çok kurdum ki hayalini…

Tercih dönemi nasıldı?

-19000 küsürlerdeydi sıralamam, şimdi çok değişmiştir. 2005 yılından bahsediyorum. Ablamla konuşuyorduk: Başka bir üniversitede daha iyi bir bölüm okumak mı yoksa ODTÜ’de herhangi bir bölüm okumak mı?

Ablam da bölümden ziyade üniversitenin katkısının çok olduğu konusunda hem fikirdi. Annem Gazi Makina’da okumamı çok istedi, ben istemiyordum. “Yaz kızım, nolucak” diyordu. “Anne saçmalama, nolucağı mı var, hayatım bu benim!” diyordum. (gülüyor buralarda) Kırılmasın diye sonlara yazdım, yıllar sonra gerçeği öğrendi.

İlk defa annemi, çevremi dinlemeden tek başıma verdiğim karardı: ODTÜ – Jeoloji Mühendisliği

Hayalim güzel, eğlenceli bir üniversite hayatı geçirmekti. Her şey Hazırlık’ta yaz okuluna kalmamla başladı… (gülüyor)

Ondan sonraki 10 sene boyunca bütün yaz okullarına kaldın mı?

-Iıııı evet… (gülüyor) Hiç aksatmadan kaldım. Ama bir yerden sonra yaz okulunda alabileceğim ders kalmadığı için tatil yapmaya başladım. (kahkahalar)

Birinci sınıfı kaç sene okudun?

-5 senesi var…

“Biraz fazla oldu” dediğin bir an var mı?

-Dile kolay 13 yıl… Göz açıp kapayıncaya kadar geçti desem yalan olur… (gülüyor)

İkinci sınıf kaç sene sürdü, sorması ayıp?

-Onun da bir 5 senesi var… Ondan sonra da tökezledim ama az çok toparladım. Talihsizlikler üst üste geldi; ortalamam yetmediği için çok kritik bir dersi alamadım. Yoksa 12 yılda bitecekti okul… (gülüyor)

Bu işin ucu tam nerde kaçtı? Niye böyle oldu?

-Birinci sınıfa başladım. İlk dönem bütün derslerden kaldım. Fizik FD’ydi, onun dışındaki bütün derslerden FF aldım. Anlamıyordum ki… Dersler İngilizce, lisede türev integal görmemişim… Bir tek Fizik – 105′ in ilk sınavından ortalama aldım, o da FD geldi işte. (kahkahalar) Noluyoruz ya, dedim!

Ablama “Ben aptalım herhalde, anlamıyorum.” diyordum. Sağolsun, çok destekledi beni: “Kızım saçmalama, bu okula girdiysen yapabilirsin, bitirebilirsin.” diyordu hep.

2007’de ODTÜ Müzikal Topluluğu’na girdim. 2008’de ise yönetim kurulu üyesi oldum. Hayatımdaki kırılma noktalarından biriydi, iyi ki!

Harcımı yatırıyordum; ders kayıtlarımı, onayımı yaptırıyordum ama sınavlara bile girmiyordum. Topluluğun işleriyle uğraşıyordum daha çok. Uzun bir süre böyle gitti… İki sene Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptım, 2012 Mayıs’ta devrettim…

Çok çalışıyordum, topluluk bütün vaktimi alıyordu. Herkes sınavım var, dersim var diyordu; onların işlerini de ben üstleniyordum. (gülüyor)

Senin sayende kaç adam okudu?

– (kahkahalar) İddialı açıklamalar yapabiliyor muyuz? İsim de verebilir miyim? Öyle demeyeyim de kaç kişinin mezuniyetine şahit oldum diyelim. Çok fazla mezuniyet törenine katıldım takdir edersiniz ki… (gülüyor)

Böyle keyifli konuşuyoruz ama aslında seni yıpratan bir süreçti…

-Umutsuzluğa kapıldığım çok zaman oldu. Allaha çok şükür bu süreçte okuldan atılma kalktı. (gülüyor) Okuldan atılmış olsam ne yapardım, hiç bilmiyorum. İşin ailevi boyutu da benim için çok sancılıydı. Uzun süre sakladım, sonradan öğrendiler. Onları hayal kırıklığına uğratmaktan korktum. Toparlayabilirim, şu da olursa hallederim diye erteleyip durdum. Bi yerden sonra gördüm ki, toparlayamıyorum. Umudum kalmadı. Daha önceden söylemiş olsaydım kısa sürede bitirebilirdim okulu. Sınava giriyordum, “bu sefer de yapamazsam kalacağım, bir sene daha uzayacak” diye içim içimi kemiriyordu.

Öyle günler geldi ki, bırakıyorum dedim. Tekrardan sınava hazırlanıp başka bir okula girmeyi göze alamıyordum. Diploma benim için önemli değildi, hayatın bir ucundan tutabileceğime inanıyordum aslında.

Ailen nasıl öğrendi?

-O yıl mezun olacağımı düşünüyorlardı, bana hediye bile almışlardı. Ben de bir mektup yazarak durumu açıkladım onlara. Kavga kıyamet, ağlamalar… Sülalecek krize girdik… Yıl 2012…

Ablam beni çok destekledi. “Bunu bizden saklamanda bizim de payımız var.” dedi. İlk defa aileden birisi sorumluluğu benimle paylaştı. “Bunu bize söylemeyerek çok büyük bir hata yaptın. Yıllarca tek başına taşıdın bu yükü.” dedi bana, hiç unutmam.

“Bırakıcam, istemiyorum okumayacağım artık.” diyordum. Sonra düşündüm, bundan 10 sene sonra etrafımda herkes üniversite mezunu olacaktı. En çok istediğim şey ODTÜ mezunu olmaktı küçüklüğümden beri. Ben okumayacaktım, lise mezunu olacaktım. Üniversite diploması alamayacak olmam değildi sorun, hayalime kavuşamayacaktım. İçim hep buruk kalacaktı…

Vazgeçmedim. Bocaladığım dönemler oldu fakat bölümdeki arkadaşlarım sağolsunlar, bana çok destek oldular. İlk yıllar bölüme arka kapıdan girer, kimseye gözükmeden çıkıp giderdim ders bitiminde. İçim ısınmıyordu…

2014 Bahar Dönemi’nde yolun sonu gözükmeye başladı benim için. Bu yaz mezun oldum! Üç tane rektör değişti okuduğum süre boyunca.

Eş dost ne der diye düşündün mü? Utandın mı?

-Ailem öğrendikten sonra hep geyiğini yaptık. Annem soranlara “Bizim çocuk da 30 yaşına geldi, hala okuyor.” derdi, gülerdik. Utanılacak ne var ki bunda? Bu da benim bi parçam.

Benim durumumda olan insanlar çalıştıkları yerlere, birilerine yalan söylüyorlar. Benim için tam tersi geçerli.. Beni ben yapan şeylerden biri…

(Işıklar içinde uyusun canım Serpil Teyzem.)

ODTÜ’de okumayı hep hayal etmiştin. Bu kadar çok okumayı hayal etmemiştin herhalde…

– (kahkahalar) Öyle güzel bir kampüsümüz var ki… Evimde, yuvamda hissediyorum kendimi orada. Ankara’yı sebepsiz seversin ya… Her sokakta anın vardır.. ODTÜ’de benim için öyle. Her bölümü, her köşesi hatıralarla dolu benim için. İnsan kendine çok şey katıyor… Bilgiye ulaşmayı, doğru adımlar atmayı öğreniyorsun. Çok güzel insanlar tanıyorsun…

En çok ne kattı okul sana?

-En çok sabretmeyi öğrendim… (kahkahalar)

Yıllar öncesine dönsek, “okul bitecek mi” diyen Deniz’e neler söylerdin?

-Akıllı ol derdim… (kahkahalar) Aileyle konuşma işini öne çek, derdim. Çok maceralı oldu ama yoruldum.

Seninle benzer durumu paylaşan öğrencilere neler söylemek istersin?

-Öncelikle öğrencilik çok iyi, tadını çıkarsınlar, bunu söylemek istiyorum. (gülüyor) Eğer ailelerinden saklıyorlarsa mutlaka geçerli sebepleri vardır. Ama şunu unutmayın, aileden birinin desteği çok farklı oluyor. Benim arkadaşlarım hep yanımdalardı, ama ailem ile durumu paylaşmam tüm gidişatı değiştirdi. “Ben bunun altından da kalkarım” diyorsunuz ailenin desteğini aldıktan sonra. Aileden böyle ciddi durumları saklamamak lazım. Mutlaka paylaşacak bir kuzen, abla, anne vardır. Yoksa o kısır döngüden çıkamazsınız.

O süreç boyunca seninle olanlara, mezun ettiklerine, seni mezun edenlere söyleyeceğin bir şey var mı?

-Arkadaşlarıma ve aileme teşekkür ediyorum. Herkesin ayrı ayrı emeği var. Beni hiç yalnız bırakmadılar, onlar kendilerini biliyorlar. Diğer kıtada olan arkadaşımız özellikle… (kendisini çok andık)

Kendimden vazgeçtiğim anlarda bile benden vazgeçmediğiniz için teşekkür ederim, iyi ki varsınız! İyi ki uzatmışım da böyle güzel insanlarla tanışmışım.

Yaşadığımız zorlukların bize ne getireceğini hiç bilmiyoruz. Derler ya, her işte bir hayır vardır… Yaşıyorsak, bi güzelliğe sebep olur elbet; unutmamak lazım…

En son sana şunu sormak istiyorum. Hayatının bu dönemi çok uzun sürdü. İnsanların dört-beş yılda bitirdiği üniversite süreci senin için 13 yıldı. Bundan sonra benzer bi dönem getirirse hayat sana, naparsın?

Bu soruyu anlamadın. Ben seninle dalga geçtim, bi 13 yıl daha okuman gerekiyor diye. “Güneş tekrar doğuyor, bunu hatırlatırım. İstikrarlı hayal hakikattir. Hayal kurmaya, istemeye devam ederdim.” dedin. Ama ben bu soruyu senin cevaplaman için sormadım. Şu yüzden sordum:

Eğer olur da benzer bir süreç getirirse hayat sana, bil ki ben buradayım. Sana inanmaktan, seni sevmekten ve yanında olmaktan hiç vazgeçmeyeceğim.

Bunlar da ilgini çekebilir:

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir