Annemin Masalı: Herkes Kendi Renginde Güzel

Küçükken annem bana hep aynı masalı anlatırdı. İnci diye güzel mi güzel, tatlı mı tatlı bir kız varmış. Sabah erkenden uyanır, etrafı toparlarmış. Neşe içinde elini yüzünü yıkar, annesiyle babasına gülücükler saçarmış. Kahvaltısını ikiletmeden yapar, tabağında lokma bırakmazmış. Öyle tatlı, öyle iyi kalpli bir kızcağızmış ki bu İnci, herkes ona bayılırmış. Bir de akıllıymış ki, sorma gitsin. Derslerine titizlikle çalışır, kitaplarını okur, boş zamanlarında da arkadaşlarına yardım edermiş.

İyilik meleği, çalışkan, dürüst, saygılı İnci… Herkesin sevgilisi İnci… Dünyada daha az sevdiğim bir insan yoktu herhalde. İnci’yi dinledikçe kıskanır, o olmadığım için utanırdım kendimden. Suçlu hissederdim, onun kadar mükemmel olamadığım için. İnci’yle uyuduğum gecenin sabahında kendime söz verirdim İnci gibi olmak için. Onun gibi yatağımı toplardım, onun gibi koşulsuz gülümserdim. Çok sürmezdi, çabuk sıkılırdım. İpin ucunu kaçırıp kendime dönerdim. Tabağımdaki yemeği yemek istemezdim, kitaplarımı dağınık bırakırdım, bir şekilde annemi üzerdim. Yine ben olurdum anlayacağınız. “Ben” olunca da kendimi sevmezdim, İnci değildim ya!

Büyüdüm, İnci zaman zaman komşu kızı oldu, kimi zaman eş dost… İnci olamadığım için hayatta kaybettiğime, değerli olmayı hak etmediğime dair inançlar büyüttüm içimde. O inançlar koca yollar oldu, yürüdükçe köklerimi keşfettiğim… O inançlar bulantılarım oldu. Bulandım, bunaldım, utandım, yol aldım; her seferinde kendime bir “ben” daha yaklaştım…

Annem geçenlerde çocukluk anılarını anlatıyordu. Köyde büyümüş, çok zor şartlarda. Ayakkabısız gitmiş okula, yokluk içinde okumuş. Hiç unutmuyor, bir gün köyde başarılı olan birkaç öğrenciyi kasabaya geziye götürmüş okul müdürü. Annem de onlardan biriymiş. Çocuklar kasabaya giderken aileleri harçlık vermiş. Kasabaya vardıklarında kaymakamın kızı dondurma almış harçlığıyla. Annemse “alabilecek parası varmış da canı istemiyormuş” gibi davranmış. Yokluk onlara tokluğu öğretmiş anlayacağınız. Kızımızın yepyeni ayakkabılarının bağcığı çözülmüş, bağlamak için eğilirken dondurmasını anneme vermiş. Dondurma erimiş, annemin eline bir damla düşüvermiş. Tesadüf bu ya, annemin gözü akan dondurmaya takılmış, çaktırmadan eline süzülen damlanın tadına bakmış. “Şekerli yoğurt bu, hiç de güzel değil.” demiş içinden. Kıza geri vermiş. Dondurmanın tadını öğrendiğimde 10 yaşındaydım diye anlatıyor bana.

Yüreğim buruldu; içine doğduğum bolluktan, şımarıklığımdan utandım. Annemle o anda kaldık biraz, çocukluğuna sarılıp bekledik. Neden sonra merak ettim, sordum:

“Kızın adı neydi anne, bağcığı çözülenin?”

Beni ağlatan cevap geldi:

“İnci.”

İnci… İyilik meleği, çalışkan, dürüst İnci… Mükemmel İnci…

Aslında dondurma almaya parası yeten İnci… Annemin ayakkabısı yokken rengarenk giyinen, varlıklı bir aileden gelen İnci…

Annem İnci olmamı beklemiyormuş. Onun çocukluğunda erişemediği şeylermiş İnci, annemin çocukluğunun eksik kalanıymış… Ayakkabısız olduğunu görmesinler diye tenefüse çıkmadığı, aç olduğunu anlamasınlar diye canı istemiyormuş gibi yaptığı hatıralardanmış… Annemin utancını, suçluluğunu, yokluğunu, suskunluğunu sakladığı hayalmiş İnci. İnci olamadığı için Tanrı’ya küsen, annemin öksüz kalan çocuk kalbiymiş…

Bunu neden anlatıyorum biliyor musun? Annenin İncisi senin de İncin olmak zorunda değil, bilesin diye. Onun şartları, hayalleri, umutsuzluğu senin sınırların olmamalı. Onun beklentileri ruhunu boğmamalı, yargıları rengini soldurmamalı.

Bunu neden anlatıyorum biliyor musun? Rengine sahip çık diye!

Eğer hayatında bir İnci varsa, onun gölgesinde kalma diye. O olmadığın için kendini değersiz ya da eksik hissetme diye…

Bil ki annenin beklentileri; onun çocukluk yaralarını sarmalayacak, kalbinin zarar görmüş yerlerini, kırgınlıklarını. Seninkileri değil. Bil ki içindeki ağırlık, annenin incinmiş ruhu. Senin yetersizliğin, eksikliğin ya da kusurun değil.

Ben İnci’yi özgür bıraktım, sen de bırak… Bırak ki bu masal bitsin, daha fazla çocuğu incitmesin.

Herkes kendi renginde güzel.

Sevgilerimle,

Bunlar da ilgini çekebilir:

Görsel Kaynak: ryleeandcru.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir