Kuantum Yaşam Koçu Betül Onurlu’ya Sorduk: Çekim Yasası

İzmir’de yaşayan bir yaşam koçu. Her zaman cıvıl cıvıl, her zaman kendinden emin. Bir ortama girdiği anda enerjisiyle “Buradayım!” diyen bir kadın… Kimseyi umursamadan eğlenebilmesiyle, cıvıl cıvıl kahkahasıyla, onu izlerken içinizden sormadan edemezsiniz;

“Bunun sırrı ne?”

İşte biz de torpilimize güvendik, bu sırdan konuşalım istedik biraz. 🙂

Hoşgeldin! Kim olduğunu burada bilenler var aslında. 🙂 Bize kendini biraz tanıtır mısın?

Tabi ki. Merhaba! 🙂 Aım Betül Onurlu. İzmir’liyim. Uzun yıllar özel sektörde çalıştıktan sonra hayalindeki işi yapan şanslı(!) kişilerden biriyim ben. Bilinçaltı terapistliği, kuantum yaşam koçu ve eğitmenliği yapıyorum.

Yaşam koçluğuna nasıl başladın? Yol seni buraya nasıl getirdi? Biraz hikayenden bahseder misin bize?

Aslında uzun yıllar kişisel gelişimle amatör olarak ilgileniyordum. Ancak hayatımın rayından çıktığını düşündüğüm dönem, dönüm noktası oldu. İş yerimin iflas ettiği, ilk aşkım babamı kaybettiğim bir dönemde daha çok sarıldım evrenin enerjisine. 🙂 Önce kendi üzerimde çalışmaya başladım; fark ettim ki her şey aslında benimle ilgiliydi… Yaşadığım her şeyde kendimi aynalıyordum. Küçük adımlarla hayatımı dönüştürmeye başlayınca “Eveeeet oluyor!” dedim ve ardından büyük dönüşümler geldi. Ben değiştikçe ilişkilerim değişti, huzur geldi, mutluluk geldi, para geldi… İşte tam da o noktada “Profesyonel olarak bu işi yapman gerek Betül.” dedim. “Sen yaptın, herkes yapabilir. Şimdi başkalarının hayatına dokunma zamanı.” Ve anladım ki hayat amacım buydu. 🙂

Theta Healing, hipnoz, regresyon, bilinçaltı dili, bio enerji, reiki, sarkaç ve kuantum yaşam koçluğu eğitimleri aldım; ardından eğitmen oldum. Şimdi terapi, yaşam koçluğu ve bilinçaltı eğitmenliğiyle devam ediyorum yoluma.

Peki bu çekim yasası nasıl çalışır? Kuantumla ilgisi nedir?

Çekim yasası evrenin yasalarından biri bilindiği üzere. Çekim yasası der ki; benzer enerji benzer enerjiyi çeker. Senin enerji frekansın, kuantum birleşik alanın içindeki frekansla eşleşir ve uygun, kişi, olay ve durumları kendine çekersin.

Kendinizi bir radyo vericisi gibi düşünün; düşük frekanstan yayın yapıyorsanız fiziki gerçekliğiniz buna göre şekillenir. Yüksek frekanstan yayın yaptığınızda da aynısı geçerli. Neticede amaç, enerjimizi yükseltip pozitif bir gerçeklik yaratmak.

İstediğimiz bir şeyi çekim yasasıyla kendimize çekebilmemiz için neler yapmalıyız?

Çekim yasası ve kuantum mantığını doğru kavrarsanız her şey mümkün. Öncelikle enerjinizi yükseltmeli ve korumalısınız. Şükür ya da teşekkürü hayatınıza dahil etmelisiniz. İmgelemeyi ve hayal kurmayı hatırlayın, anda kalmaya özen gösterin. En önemlisi odak; odağınız neredeyse onu büyütürsünüz. İstemediğinize değil istediğinize odaklanın. En temel hatlarıyla bu şekilde açıklayabilirim.

“Bir şeyi çok istersen olur .” diyenler var. “Çok istersen olmaz; serbest bırakman lazım.” diyenler var. Bu dengeyi nasıl tutturacağız? İsteyeceğiz, ama çok da istemeyeceğiz; bu kolay bir şey değil gibi duruyor.

Evet haklısın, burada danışanların kafası karışıyor.

Aslında cevabı basit; burada söz edilen şey isteğinize olan bağımlılığınız. Eğer bağımlıysanız enerji sıkışır. Bağımlılığınızı kırdığınızda enerji serbest kalır ve arzunuzun gerçekleşmesi kolaylaşır. İsteğinizin gerçeklememe ihtimalinde olabilecek en kötü senaryonun sizin için o kadar da kötü olmadığını kabullendiğinizde, yani korkmayı bıraktığınızda bu bağımlılıktan kurtulmuş olursunuz.

İnsan bazen istemese bile negatif düşüncelerin peşine takılıp gidebiliyor. Her zaman olumlu düşünmek pek kolay değil. Böyle zamanlarda ne yapmak lazım?

Çözüm, farkında olmak.

Farkında olduğunuzda negatif düşünceyi “iptal” diyerek keser, pozitifini olumlarsanız, sol beyinden sağ beyine geçerek duyguya dönüşmesini engelleyebilirsiniz. Düşüncede kalan şey gerçekleşmez; duyguya dönüşmeli. Mesele sistemi anlamakta. Anladığınızda kolaydır. 🙂

Düşüncelerimizi kontrol etmek, pozitifte tutmak için birçok teknik geliştirilmiş bildiğim kadarıyla. Peki daha iyi bir hayata doğru yol alırken senin en çok kullandığın, favori tekniğin hangisi?

Kendimde de uyguladığım favori egzersizlerden biri ANda kalmak.

Anda kalma sürenizi küçük adımlarla uzatabilirsiniz. Bizlerin zihninden günde 60.000 ile 90.ooo arası düşünce geçer. Bunların ortalama 60.000’i gelecek, 30.000’i geçmişle ilgilidir. Oysa ki en yüksek frekansta olduğumuz zaman, anda olduğumuz zamanlardır.

Çekim yasasına önyargılı yaklaşan insan sayısı çok fazla. Ben bunun sebebinin çekim yasasının “iste-olsun” şeklinde yüzeyselleştirilmesine bağlıyorum. Aslında bu kadar basit değil, değil mi?

Dediğim gibi, aslında bütün mesele işleyişi kavramakta. Yalnız burada göz ardı edilmemesi gereken bir şey var; 0-6 yaş arası kaydettiğimiz bilinçaltı programları. Eğer bu yaşlarda edinilmiş korku, kaygı, endişe gibi düşük frekanslı kayıtlara sahipseniz, önce bunları dönüştürmek gerekiyor ki çekim yasasını istediğimiz şekilde kullanabilelim.

Nasıl dönüştürebiliriz bu kayıtları, mümkün mü? Burada da sen devreye giriyorsun sanırım?

Bilinçaltı düzeydeki negatif kayıtları pozitife dönüştürmek elbette mümkün. Bunun için birçok teknik var. En sık kullandığım, anda sonuç aldığım ve en etkili olanlar Theta Healing, Bilinçaltı Dili, Sekanslarla Dönüşüm teknikleri. Profesyonel destek alarak, kişiler yaşadıkları kısır döngüleri sonlandırabilir, istedikleri hayata ulaşabilirler.

Peki gerçekten kötü durumda olduğunu düşünen, hayatından memnun olmayan, yani tabir-i caizse çok “dipte” olan birine nereden başlamasını önerirsin?

  • Biz değiştiğimizde fiziki gerçekliğimiz de değişiyor. Bu sebeple önce kendini sevmekle başlamalı. Her şeyin başı bu aslında. Her gün ayna karşısında kendi gözlerinin içine bakarak, ne kadar değerli olduğunu söyleyebilir. 🙂
  • Kendisi üzerinde çalışmaya başlamadan önce mutlaka bir “BEN” defteri edinmesini tavsiye ederim. Bu deftere, bilinçaltı cevaplarını bilince çıkarmak için, hiç düşünmeden, aklına gelen ilk cümlelerle “BEN DEĞERLİYİM, BEN KARARSIZIM, BEN ACELECİYİM, BEN GELECEKTEN KORKUYORUM…” gibi sahip olduğu inançlarını yazarak bir harita çıkarmalı. Olumsuz cümlelerin üzerini çizerek, bunların yerine olumlu halleri oluşturmalı. En az 21 gün bu olumlamaları tekrar ederek yeni pozitif inançlar yerleştirilebilir.
  • Çok fazla karıştırmadan, başlangıç için küçük hedefler koyarak, ufak adımlarla ilerlemeli. Böylece bilincini daha rahat ikna edebilir.
  • …ve son olarak şikayeti hayatından çıkarmalı; çünkü şikayet etmek evrene “Bana bundan daha fazla ver!” demektir.

Senin danışanlarında karşılaştığın en büyük sıkıntılar genelde neler oluyor? Türk insanı en çok nerede takılıyor?

En çok para sıkıntısı var. Toplumumuzda paraya karşı negatif bir bakış açısı hakim; parayı sevmek kötü bir şeymiş gibi algılanıyor. İnanç bu olduğu için gerçeklik de bu doğrultuda şekilleniyor.

Sonra aşk, ilişkiler… Ardından korkular ve gelecek kaygıları geliyor. Televizyon programları, haberler, diziler ve filmler sürekli negatifi kodluyor bilinçaltımızda. Bu da fiziki gerçekliğimize yansıyor haliyle.

Paylaştığın bilgiler için bütün KİK okurları adına çok teşekkür ediyoruz. Sana ulaşmak, eğitimlere katılmak veya seans almak isteyenler nereden ulaşabilirler?

Instagram’da @betulonurluakademi hesabından veya betulonurlu@hotmail.com e-posta adresinden ulaşabilirler. 🙂

Son olarak tüm KİK okuyucularına söylemek istediğin bir şey var mı? 🙂

Hayallerinize ulaşmak istiyorsanız, yapabileceğiniz en doğru şey kendinize yatırım yapmaktır. Ve sakın unutmayın, en şahane hayatı yaşamak, hepimizin doğuştan hakkı. 🙂

Tekrar görüşmek dileğiyle…

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir