En İyi Versiyonun Ol!

“Kilo vermek istiyorum ama irademi kontrol edemiyorum.”

“Sporu alışkanlık haline getirmek istiyorum ama karpuzumu devirip yatıyorum.”

“Hayalimdeki işi yapmak istiyorum ama ailemin tepkisinden çekiniyorum.”

“Yurtdışında yaşamak istiyorum ama korkudan harekete geçemiyorum.”

“Daha az uyumak istiyorum ama yastığı görünce dayanamıyorum.”

Tanıdık geldi mi? Bu cümlelerden en az ikisi hayatını yönetiyorsa şöyle bir durup düşünmeli, ne dersin? Olmak istediğin yer bulunduğun noktadan ne kadar uzak? Görülür bir mesafede mi en azından? Hayatın hayallerindeki gibi olmayabilir, kastettiğim bu değil. Herkesin düşler ardından koşması gerekir, elbette. Fakat olmak istediğin yere ulaşman için kalkan gemiye binip yolda denize atıyorsan kendini, konuşmamız lazım.

Kendine hedef koyuyorsun: İdeal kiloma kavuşacağım!

İlk iki gün her şey harika; yürüyüşler yapılıyor, hafif ve sağlıklı yiyecekler tercih ediliyor. Üçüncü gün işe giderken fırından yeni çıkmış poğaçalar göz kırpıyor; sıcacık, taptaze… Görmezden gelerek devam ediyorsun yoluna, motiveyiz, her şey şahane olacak. Öğleden sonra kahve alırken “yanında cheesecake de olsa keşke” diye incecik bir rüzgar esiyor zihninde. İraden mi zayıflıyor, yoksa bugün evren sana karşı mı çalışıyor?

“A minute on the lips, lifetime on the hips…”

Hatırlatıyorsun kendine devamlı: Diyet borsasında bir dakikalık zevk hayat boyu ekstra yağ olarak işlem görüyor. Neye yatırım yapacağını şaşırıyor insan! Akşam olmuş, karnın iyice acıkmış. Gün boyu kendini mahrum bıraktığın lezzetler huzursuzluk olarak birikmiş içinde.

man sitting on brown grass field playing with smoke

Ruhun bölünmüş, hissedebiliyor musun? Zayıf olma isteği ile kurabiyeli dondurma arasında soluksuz bir noktadasın. Nefes almak zor, değil mi? İki kutup tarafından geriliyorsun, bütünlüğün bozuluyor. Tüm bu ahval ve şerait içinde dahi birinci vazifen koşuya çıkmakken, kendini hamburgercide buluyorsun. Üstüne beş top dondurma patlattın mı tamam artık, rahatladın. İçindeki gerilim azaldı; çekişme biraz olsun duraksadı.

İnsanın kendiyle kavga etmesi kadar huzur kaçıran ne var şu kısacık hayatta? İnanılmaz yorucu! Kim kazanırsa kazansın yara alan sen oluyorsun. Tüm enerjinin, huzurunun, umutlarının, en çok da kendine olan saygının tükendiği bir kavga! Bitmiyor üstelik, sonsuz bir döngüye giriyorsun. Yazarken bile içim bulandı, bir kahve yapıp geleyim de çözelim şu işi! Var mısın?

İdeal kilona gel, günde 6 saatten fazla uyuma, bol su tüket, spor yap, güne meditasyonla başla ve şükret?

Ne kadar kolay söyleniyor, öyle değil mi? Ruhunda yaratacağı ikilemlerden, kavgalardan kimse bahsetmiyor. Uykuyu seven yanınla kendini disipline sokmak isteyen sen arasında nasıl uzlaşma sağlayacağını kimseler dillendirmiyor. Mısır patlatıp film keyfi yapmak isterken spora gittiğinde içinde parlayan fırtınayı dindirsen? Dahası, hayatının her alanında elinden kolundan çekiştiren; ruhunda ikilik yaratan bu savaşları sona erdirsen? Nasıl geliyor kulağa? Huzur sesleri duyuyor gibiyim…

En iyi versiyonun ol: Ruhundaki savaşlara son ver!

En iyi versiyonuna giden yolda ikilik yoktur. Bölünmemiş, iç savaşlarla yorulmamıştır ruhun. Çelişkiler çözülmüş, fırtına durulmuştur. İşte kendinde, kendinle yarattığın bu barış hali; seni en iyi versiyonuna götürür. Dualitelerden uzak, ikilemlerden arınmış bir sen… Daha iyisini hayal edebiliyor musun?

Kendine el uzat…

İçinde ikilem yaratan kutupları bir noktada buluşturmak için neler mümkün? Sevgiyle ellerinden tutup bir tarafı ikna etmek gerek, öyle değil mi? Aslında inanılmaz basit: Bir tarafın diğer tarafı ikna etmesi gereken kritik noktayı bulmak… Ya o gün için dondurma yemeye izin çıkaracaksın, ya da dondurma yemek isteyen parçayı tatlılıkla ikna edeceksin. . Asayiş müdürü sensin, ne kadar ustaca yönetirsen o kadar kolay alırsın istediklerini hayattan.

İki tarafı da içtenlikle dinleyip yaptığımız seçimin içimizde kutup yaratmamasını sağlamak tek çözüm. Kutuplardan, çekişmelerden kurtulmak… Nasıl özgür hissettiriyor, ne kadar güç veriyor bir bilsen!

silhouette photography of woman doing yoga

İçsel barış, seni en iyi versiyonuna taşır: Neden mi?

Enerjinin çoğunu kendi içindeki savaşlarda kaybetmezsin çünkü. Odaklandığın hedefe kontrollü bir şekilde aktarırsın. Kendi çelişkilerini yönetebileceğini gören sen, sana daha çok güvenirsin. İçinde ikilem yaratmadan karar verebildiğini gören sen, sana daha çok saygı duyarsın. Hayatın hayallerine doğru harekete geçer. Farklı yönlerden gelseler de bir noktada kesişirler. O kesişim “en iyi sen” noktasıdır ve daha iyi hissettiren bir boyut söz konusu değildir.

Şimdi dürüst ol: Kendinle barışmaya hazır mısın? Cevabın evetse gelebileceğin en güzel yerdesin. Tadını çıkar!

Sevgilerimle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir