Hayvan Sahiplenmeden Önce Bilmen Gereken Birkaç Şey

Köpük Hanımı kucağıma aldığım ilk anı hatırlıyorum; sanki dokunsam kırılacak gibiydi. Bir yandan onun “bir şeyi” olabilme lütfuna ulaşmanın zevkini yaşıyorken bir yandan da bir hayatın sorumluluğunu üstüme almanın gerginliği altında eziliyordum…

Kedi, köpek ve diğer hayvanları sahiplenmeyi düşünen insanlara söyleyebileceğim ilk şey, bir canın, bir canlının sorumluluğunu üstünüze alıyorsunuz. Konuşamayan, kendini ifade etmek için sınırlı yöntemleri olan bir canlının hayatına başrol olarak dahil oluyorsunuz. Dahası size güvenen, size sarılan, kendini size ve iki dudağınızın arasından çıkacak iki kelimeye teslim eden bir canlı sizin hayatınıza dahil oluyor.

Buna hazır mısınız?

Evet korkunç bir giriş yaptığımı farkındayım. “Gözünüz korkmasın” demeyeceğim, korksun. Korksun ki ne kadar ciddi bir adım attığınızın farkında olun.

Çünkü bir hayvana onu işe alır gibi deneme süresi koyamazsınız.

Onu alıp evinize alıştırıp, kendinize alıştırıp sonra öylece sokağa atamazsınız. Başkalarına emanet edemezsiniz. Yapamayacağınızı düşünüyorsanız onunla oynamamalısınız.

Köpük hayatımın en büyük zorluklarından bir tanesiydi, hala da zaman zaman öyle. Çünkü onun üzüldüğünü, kızdığını, susadığını, size trip attığını, acıktığını hatta cins cins(!) hastalıklar edindiğini anlamak ZORUNDASINIZ. 🙂 Çünkü o konuşamayan ve hiç büyümeyecek olan küçücük bir bebek. Size empati yeteneği kazandıracak, belki de ilk defa karşılıksız sevgiyi öğretecek küçücük savunmasız bir çocuk…

Onun hastalıklarıyla dertlenecek, onun kuyruğu dikmesiyle hayata döneceksiniz.

İlgi isteyecek, hakkıdır da… İlgileneceksiniz. İlk işe girdiğimde Köpük tam 6 gün yüzüme bile bakmayıp göz göze gelmeme cezası kesmişti bana. 🙂 Gönlünü almak için akşam yürüyüşleri, uzun oyun seansları, göbek kaşıma, baş okşama ve aklınıza gelecek her türlü rüşveti vermiştim. “Dünyadaki tüm güzellikleri nasıl olur da bedeninde toplayabilirsin” dediğin o küçük canlı, senin onu eskisi gibi sevmediğini düşündüğünde dünyanın en acımasız canlısı olabiliyor. Diyeceğim o ki, duyguları var.

Hayvanlar sevgililer gününde hediye edebileceğiniz peluş oyuncaklar değillerdir.

En az sizin kadar hislenip, sizin kadar kızabiliyorlar. Ve sizin aklınızın alamayacağı kadar çok şiddetli seviyorlar. Duygularını dikkate almak zorundasınız. Çünkü onlar sizin duygularınızı ciddiye alıyor. Siz ağladığınızda boynunu bükerek kucağınıza kıvrılıyor, size “ben buradayım” der gibi bakıyor ve 10 dakikalığına yumuşacık bir göbek dünyanın bütün dertlerini unutturuyor. 🙂 İşte bu yüzden bakmak yetmez, hissetmek zorundasınız. Yemeğini, suyunu verip arada mıncıklayacağınız şeyler arıyorsanız çok yanlış bir adım atmış olursunuz.

Küçümsemeyin, o tüy yumağı sınırlarınızı zorlayacak, size kim olduğunuzu öğretecek.

“Küçücük bir tüy yumağı mı yapacak bunu?” diyorsanız size daha önce bahsettiğim bir hikayeden kısaca bahsedeyim tekrar. Beni kan tutar, uykusuzluğa, iğneye ve kötü günlere tahammülüm yok. Yoktu yani. Ta ki Köpük şeker hastası olana ve bir sabah görmeyerek uyanana kadar. Gerçekten sevmek, onun için HER ŞEYİ yapabilmek, sınır tanımamak ne demek o zaman anladım. Yapamayacağımızı düşündüğümüz her şeyin aslında bahane olduğunu da. Sabahlara kadar ateşini indirmek için başında beklediğimde, her gün bacağından kan almak zorunda kaldığımda, “artık sabah akşam insülin iğnesi yapılacak” dendiğinde kafamı hızlıca “tamam” anlamında salladığımda ve onun hayatı tekrar aydınlandığında anladım, küçücük bir tüy yumağı bana hayatımın dersini verdi. Hiç de acımadı. 🙂

Demem o ki bu çocuklar sizi geliştirir, büyütür, mutlu eder, öğretir… Ama karşılığında bütün kalbinizle sevmenizi isterler sizden. Kocaman sevmenizi ve onları hiç bırakmamanızı isterler.

İşte bu yüzden satın almayın.

İşte bu yüzden durduk yere hayvanı doğurmaya zorlamayın.

İşte bu yüzden kendinize güvenmiyorsanız taşıyamacağınız yükün altına girmeyin.

Ve işte bu yüzden gözünüzü hep açık tutun. Hayvanlar sadece evlerde yaşamıyor. Bu sevgiyi hissetmek için illa sahiplenmenize gerek yok. @hipder hesabını takip edin mesela, onların tedavilerine destek olun hatta…

Bu yazı biraz duygusal oldu, başka zaman da bakımlarından ve biraz ciddi meselelerden konuşuruz. 🙂

Sizi seviyorum,

Kendinize iyi bakın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir