Durup Dinlenmen Gerektiğini Söyleyen 5 İşaret

Katılmanız gereken toplantılar, toparlamanız gereken ev, gitmeniz gereken yerler, vermeniz gereken kilolar, kırmamanız gereken insanlar…

Peki, sizden n’aber?

Sorumluluklar hayatımızın parçası, tamam bunu kabul ediyoruz. Sorun sorumluluklarımızı yerine getirdiğimiz için çıkmıyor bence. Sorun durmayı unuttuğumuz zaman çıkıyor. Durup nefes almayı unuttuğumuzda, sorumluluklar üst üste yığıldığında beyinden dumanlar çıkmaya başlıyor, kısa devre yapıyoruz ve bam! Yaptığımız her şeyi elimize yüzümüze bulaştırıyoruz.

Geçtiğimiz ay benim için çok yoğun geçti. KİK Shop’ı açmaya çalışıyorduk, ürünleri hazırlamaya çalışıyorduk, ajandayı tasarlamaya çalışıyorduk, Köpük’ün sağlığıyla ilgilenmeye çalışıyorduk, tedavi rutinlerini yakalamaya çalışıyorduk, ameliyatı için endişeleniyorduk, özel hayatımızdaki kariyerlerimizle boğuşuyorduk, Ulaş’la birbirimize vakit ayırmaya çalışıyorduk, ailelerimizle ilgilenmeye çalışıyorduk… Bu saydıklarım en kolayları belki de, gün içinde çıkan devasa aksiliklerden tek tek bahsedip sizi bunaltmayacağım… Geçen hafta bir yere gidip yarım saat kahve içmeyi o kadar istedim ki, o kahveyi içebilmek için tam dört defa buluşup dördünde de kendimizi veterinerde, baskı merkezinde, ya da daha anlamsız bir yerde bulduğumuzu hatırlıyorum. O kahveyi içemedim arkadaş! Kahve yahu şu bildiğimiz… Neyse konumuz kahve değil tabi ki, ben bu saçma koşuşturmanın içindeyken yaptığım her şeyi elime yüzüme bulaştırmaya başladım. Elimi attığımı kurutmaya, becerememeye, olduramamaya başladım. Ama nasıl bir olduramamak… İşte bu durumda yapılması gereken en iyi şey durmak. Baya öyle dümdüz durmak. “Yahu biz duruyoruz da faturalar durmuyor, hayat durmuyor…” diyorsanız sizi çok çok iyi anlıyorum. Ama ben de size “Sence şu anda yaptıkların bir işe yarıyor mu?” diye sorarım. Ya da “Son pilinle hallettiğin bu işten sonra yarın pilin bittiğinde bu işi yapmaya devam edebilecek misin?” diye de sorabilirim… Hatta ileri gidip “Sen şu an, şu halinle ilerlediğini mi zannediyorsun?” derim.
Böyle zamanlarda ilerlediğimizi zannediyoruz ama tek yaptığımız yerimizde sayıp kuyruğumuzu yakalamaya çalışmak. Çünkü temiz kafayla yapılamayan her iş bir başka bir işi doğuruyor…

Peki durmamız gerektiğini nasıl anlarız sizce? Benim gözlemlerime göre,

  • Sürekli hasta olmaya başladıysan, bağışıklığın düştüyse durman gerekiyor.
  • Normalde seni kızdırmayacak şeylere çıldırıyorsan, patlamaya hazır bir tüp gibiysen durman gerekiyor.
  • Beyninde sürekli konuşan sesler varsa, yatağında düşünceler içinde dönüp duruyorsan, hatta uyuyamıyorsan durman gerekiyor.
  • Aşırı duygusallaştıysan, her şeye ağlamaya başladıysan, ya da daha kötüsü aşırı üzgün olduğun halde ağlayamıyorsan durman gerekiyor.
  • Ve yaptığın her işi eline yüzüne bulaştırmaya başladıysan, sürekli aksilik çıkıyorsa, bir ileri iki geri gitmeye başladığını fark ediyorsan…

…kesinlikle durman gerekiyor.

Bazen karmaşıklığın içinde devam ederken ipleri daha çok birbirine doluyoruz. Durmaktan korkmayın derim ben. Durduğunuzda her şey kendiliğinden çözülebiliyor.

Ben şahidim.

Sizi seviyorum…

One Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir